My Items

I'm a title. ​Click here to edit me.

TR-Online Dijital Ülkemiz Ve Block Chain Teknolojisi Vizyonunda E-TRL

TR-Online Dijital Ülkemiz Ve Block Chain Teknolojisi Vizyonunda E-TRL

BLOCK CHAIN - BLOK ZİNCİR TEKNOLOJİSİ https://www.mysearchglobalrewards.com/service/Block-Chain-Development-Technology Nedir Ne Değildir Derken, Hayatımıza Giriyor... Blok Chain veya Türkçe ismiyle Blok Zincir devrim niteliğinde bir buluş. Kripto Para ve Dijital İmza, Dijital Belge ve Anlaşmalarda Veri Güvenliği kırılması neredeyse imkansız hale geliyor bu buluşla. Yani iki taraf arasında gerçekleştirilen bir işlem sonucu yaratılan bir değer, bir belge veya üretilen dijital bir dosya ilk işlemden itibaren tekrar değiştirilemez biçimde bir kriptografi sistem ile gerçek zamanlı olarak yaratılıyor. Eşsiz bir biçimde blok olarak tarih ve saat ile ilgili diğer bilgiler tam olarak bu üretilen veriye kazınıyor ve kapatılıyor. İlk oluşturulduğu blok ile birlikte her işlem gerçekleştirildiğinde adından da anlaşılacağı gibi katmanlar halinde blok olarak dijital verinin tüm süreçleri eşsiz biçimde işleniyor. Bu üretilen belge, tapu, kripto para vb. Değerli evraklarda herhangi bir oynama, değişim yapılmasını veya kayıp-çalınma risklerini tarihe karıştırıyor. Mesela şimdi Ali bir ay boyunca işte çalışıyor ve emeği karşılığında 3 Birim Elektronik Lira değeri kazanıyor diyelim. İşveren ile Ali arasında aybaşında Ali’ye özel olarak 3 adet E-Lira iki dijital cüzdan ve dijital kimlik kriptografisinde oluşturularak üretiliyor. Ali ve İşveren bir kere üretildikten sonra dijital paranın takibini nereye ve kimlere gittiğini, devlete ödenmiş vergi olan kısımlarının real olarak hangi kaynaklara aktarıldığını ve bu kaynaklarla ne kadar katkı ve değer kazandığını takip edebiliyor. Bu üretilen değer artık dijital-canlı ve takip edilebilir hesap verilebilir şeffaf bir değer. Bir Başka Örnek olarak Andaç Bir Ressam, Ürettiği Dijital Sanat Eserini İnternette Güvenli ve Takip edilebilir olarak bir değer dönüştürerek Asla değiştirilemeyecek eşsiz bir kripto imza ile yaratıyor ve kendi belirlediği biçimde özellikler ve izinlerle değiştirilmesi imkansız bir biçimde güvenli olarak yayınlayabiliyor. Andaçın bilgisi ve onayı olmadan andaçın eseri internette ve dijital baskı makinelerine veya bilgisayarlara indirilemiyor. Andaç Eserinin kaç kişiye ulaştığını, ne amaçlarla kullanıldığını ve yarattığı değerin kaç para karşılığında değer bulduğunu takip edebiliyor ve istatistikleri de kullanarak çalışmalarını daha verimli ve faydalı bir şekilde sürdürebiliyor. Veri ve değer güvenliği, şeffaf ve dürüst bir biçimde kaynak ve değerlerin takibi ve eşsiz geliştirilen ve red edilmesi imkansız bu Blok Teknolojisi ile, Emek hırsızlığı, haksız kazanç, vergi ve kaynakların yönetimi ve hırsızlık, dolandırıcılık gibi toplumları ve emektar insanları koruyan yeni bir alış-veriş ve ticaret çağı doğuyor. Merkezi Bankalar, Özel Bankalar ve Yönetimlerin Eline Bakan onların kayıtlarının dikkate alındığı ve doğru kabul edildiği ve manipüle edilebilen ıslak. Kayıt ve belge karmaşasının ve aracılık ücretleri ile eriyen değerin kaybı engellenerek tarafla inkar edilemez biçimde kazandıkları ve alıp verdikleri trans-etkileşim işlemlerinin tüm süreçlerini eş zamanlı olarak gerçekleştirerek süresiz olarak dolaşımda eşsiz blok imzalar sayesinde bu değerlerin güvenliği ve dolaşımları kontrol altında. Sizin olan bir şey hep sizin işin özü. Arada herhangi bir onay ve aracı olmaması ile birlikte, kazancınızı tırtıklayan kene gibi aracı kuruluşlar, uyanık fırsatçılar için iyi bir teknoloji değil çünkü emek sömrüsü ile sağladıkları haksız kazancın sonu geliyor bu teknoloji ile. Rüşvet, Kara Para, Haksız Kazanç, Hırsızlık vb. Gizli kapaklı işlerin sonunu hazırlayan bu teknolojiye dönüşüm tamamlandığında, Toplumsal Etik Yapısı, İş Etiği ile Emekçi-İşveren-Devlet arasındaki transfer hacmi ve vergilerin ne biçimde kullanıldığı, katılımcı tarafların ürettiği değerlerin aktardıkları her kaynakta yarattığı değer ile birlikte kazanmaya devam ediyor oluşları ile birlikte toplumsal ve küresel birliktelik ve anlayış ve refah çağı hiç ummadığımız kadar yakın bir tarihte dünyamızı bambaşka bir zenginlik düzeyine getirecek… Emekçi Emeğini, Devlet Vergisini, İş Veren Kazancını Bilecek ve taraflar bunu şeffaf ve takip edilebilir b ir biçimde planlayarak eş zamanlı yönetebilecekleri hesap verebilir biçimde sağlayacaklar. Araba Alım Satımı gibi bir durumda dolandırılmak, alış veriş veya iş anlaşmalarında üretilen anlaşma ve belgenin aslını red edebilmek imkansız bir hale geleceği için haksız kazanç ve hırsızlık neredeyse imkansız hale gelecek. Ekonomik veya Anlaşmaya Dayalı Beyanda Bulunan Her Kesim Her Türlü Gerçekleşen İşlem ve Yapılan Her Adım Kayıtlı Olacağı için, Tüm Tasarruflarımız daha önce görülmemiş bir biçimde teminat altında ve ileriye dönük olarak da kimi tasarruflarımızın eş zamanlı yarattığı değerleri izleyerek bunlardan da belirli ölçülerde değer yarattıkça değer kazanmaya devam edeceğimiz bir sürdürülür ekonomi devrimine hazırlanıyoruz. Siyaset Üstü bir yaklaşımda gelmiş geçmiş en büyük ekonomik evrimin gerçekleşmesi Blok Zincir Teknolojisi ve Pratikleriyle mümkün ve Bu Konuda Küresel İrade ile birlikte hareket etmek hatta önce davranmak ulusal doktrinlerimiz arasında çok büyük bir önem arz ediyor ve Türkiye olarak kendimizi Yeni Dünyanoın bu Şeffaf ve Hesap Verilebilir, Herkesin Hakkını Aldığı, Herkesin Hesap Verebildiği ve Üretilen Tüm Kaynak ve Değerin Eşzamanlı olarak Takip Edilerek Kaynakların Yönlendirilebileceği Akışkan ve Doğru Bir Ekonomik Ağı bir yandan inşa etmeye ve alt yapısal hazırlıklara ağırlık vermek Yeni Çağ ve Düzene Güçlü biçimde girmemize yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. Küresel Oyunu ve Ekonomiyi Değiştirecek Nitelikteki bu değişimin Neferlerinden Birisi olarak Türkiye ve Küresel Takım Arkadaşlarımızla, Elektronik Türk Lirası E-TRL Alt Yapısı ve Sistemleri ile ilgili çalışmalarımızı hızlandırarak Blok Zincir Teknolojisi vb konularda kolları sıvayıp çalışmamız süper olurdu. Mevcut E-Devlet Alt Yapısı bize Devleti Dijital olarak getirirken, pek çok hizmeti buradan sağlar hale gelmiştik. Bunun devamı Niteliğinde TR-ONLINE olarak, Türkiye Milli Dijital Platformu’nun kurulması, elektronik para cüzdanından, sosyal medyaya, E-Devletle Entegre akıllı bir çevrim içi Dijital Türkiye’yi hayata geçirmek için de gerekli çalışma ve alt yapıyı hazırlamalıyız diye düşünüyorum. Böyle bir Alt Yapıyı Oluşturmak ve Projelendirmek için BTK ve İlgili diğer Kurum ve Kuruluşların bir araya gelerek Dizayn ve Tasarım için iyi Bir Ekip Kurmak ve Çalışmalara Başlamak çok iyi olurdu.

Paris’te Hz.Muhammed Gibi Yaşamak…

Paris’te Hz.Muhammed Gibi Yaşamak… Hz. Muhammed (SAV) Yaşasaydı ve Fransa’da Yaşananlara Tanık Olsaydı Nasıl Düşünürdü, Ne Söylerdi ve Bu Karikatür ve Kendi Tebaasının Tutumu Konusunda Ne Yapılmasını Nasıl Davranılmasını İsterdi? Diye düşünürken, O'nu ve Hayatını ve Bu Dünyaya Kazandırdıklarını ve İlettiği Son Ahid Kuran'ın Işığını bir kez daha hatırladım. Alemlerin Rabbinin bu Güzel Yarattığı Örnek İnsan ve Son Peygamberimiz; Herkesi Ayrım Yapmadan Severdi.. Onun Yanında Herkes Güvende ve Huzurlu Hissederdi. O Hep Sevdi, Hep Saydı, Onu Anlatan Kitaplar, Hayat Felsefesini inceleyen Tarihsel Çalışmalarda ve Hayatını Anlatan Pek Çok Kaynakta Sevgi ve Anlayış, Adalet ve Birliğe Çağıran Hadisleri bulursunuz. Herkesin, Her Kesimin, kendisine inanmayan ve Hak Dinine katılmayanların da O’nun yanında ve birliğinde güven içerisinde olduğunu görürsünüz. İlahi bir Sevgiyle kuşatıldığı ve zorlamaya gerek kalmadan görünmez bir bağ ile bu ilahi sevgiye hiç bir zorlama olmadan katılan, O’na ve İlettiği İlahi Kelama doğru su gibi akan yığınların çığ gibi büyüdüğü bir İslam Devrimine tanıklık edersiniz. O’na karşı gelen ve düşmanlık eden dönemin otoriteleri ve hükümdarlarının kurdukları güçlü orduları ve hain pusuları alt ederken, kazandığı savaşlardan sonra sürdüğü adil hüküm ve haktan yana yaklaşım pratiklerinde, kendi tarafını ayırt etmeyen ve Allah Kelamı ve Adaleti Hatırlatarak, Tebasına asıl ve mutlak olanın Herkes İçin Adalet olduğunu gösterdiğinde İslam’ın İnsanlık tarihinde eşi ve benzeri görülmemiş bir biçimde Savaş ve Ordularla Fetih Edilen ve Ele Geçerilen Sınırlarının çok daha ötesinde ve hızda yayılarak büyüdüğüne şahit olursunuz. İslamın Savaşlarla var olma mücadelesi düşmanlarına karşı bir nefsi Müdafa niteliğinde iken, günümüzde de Müslümanların getirilmek istediği ve yöneltildiği durum yine böyle gibi sanki.. İslam Fıkıhı ve Muhammedin Hükümlerinin Dilden Dile Yayıldığı ve İbadet Pratiklerindeki Birlik ve Beraberlik içerisinde kılınan Namazla yayılan ve serpilen huzur ve kardeşlik devrimi bu Savaşların da ötesinde yayılan ve kısa sürede coğrafyayı kaplayarak dönemin umutsuz ve tedirgin topluluklarının gönüllerine ve birbirlerine yeniden sevgi ve güven bağı ile buluşmayı sağalayan İyiliğin ve Yeniden Birliğin ve aynı anda tek vücut gibi hareket etmenin öğretisi ibadet saatlerinin Fethettiği Gönülleri hiç bir kılıç veya ok sağlayamazdı. En Güzel Cihad'ı bu manada Peygamberimiz yapmıştır. Son Ahit Kuranı Kerim’in çığır açan nitelikteki mesajlarıyla İslam Alemi ve Bölge Halklarının kökensel problemlerine yetiştiği ve bunları onardığı, herkesin diğerlerinin yanında bir yeri olduğu, sınıf ve güçten bağımsız herkesin yan yana ve eşit olarak saf tuttuğu ve bireysel yüksekliklerin de üzerinde bir İlahın huzurunda Hak Yolunda ve Onun karşısında eğildikleri bu temel ibadetin birleştiriciliği altında dönemin tiranlarının yarattığı korkunun yerini Adaletle Hüküm Süren ve Allaha Kulluk Eden Liderliğin Halkıyla saf tuttuğu ve yeni bir otorite çağı başladı. Hz. Muhammed Sadece İslam Alemini Doğmasını Sağlayan bir Lider Değil aynı anda Hak Dinleri de Doğrulayarak Musevi ve Hristiyan Alemini de kendi saflarında Haktan ayrılmış ve doğrudan sapmış tarafların ayıklanmasına ve buralarda da çeşitli çaplarda evrim ve devrimlere neden olacaktı. Allah Onunla birlikte Son Ahidi yollamıştı ve bu yolla İnsanlığa Tek Vücutta Evrensel Bir Ahlak Güncellemesi gerektiğini ve bu yolla İnsanların Kurtuluş ve Huzura Erebilecekleri bir Dünyanın Tesisinin Mümkün Olduğunu Buyurmuştu. İnsanlığın Barış ve Birlik içerisinde Hakka Yönelik ve Kardeşçe bir hayat biçimini benimsemesi ve buna bağlı kaldığı her dönemde İnsanoğulları inanılmaz teknolojik ve evrimsel gelişmeler sağladılar. Böyle birlik dönemlerinde tüm halklar mutlu ve bereket içerisinde gülümseyerek birbirlerini selamlar ve ticaret ilişkileri ve aileler kurardı. En güzel Örnekler Selçuk Türklerinde ve Osmanlı'da ve İspanya da kurulan İslam Uygarlıklarında yaşandı örnek göstermek gerekirse. Bu anlayıştan her uzaklaştığında ise giderek artan ve katlanarak büyüyen buhranlar ve savaşlarla Medeniyetler sağladıkları tüm ilerlemeleri hatta varlık ve hükümlerini kaybettiler. Geriye kalanların toparlanarak eski huzura kavuşmaları ise uzun süren acı dolu süreçlerden sonra ancak sağlanabildi. Öğreniyoruz. Ve yeniden unutuyoruz. Her unutulduğunda aynı kısır döngüyle cezalandırıyoruz kendilerimizi. Hangi din kesim ve inanç olursa olsun, hangi felsefe ve ideoloji ekseninde gerçekleşirse gerçekleşsin bu makro davranış bozukluğu ve müşterek iman ve hakkın kayboluşu her seferinde büyük kırılmalar ve yoksulluğa sebep olmaya devam ediyor. Geçenlerde Fransa’da yaşanan İslam karşıtı olaylara bakıldığında yine aynı nüans ve gizli mesajları bulabiliriz. Ne yazık ki bu yüzden Masum bir Fransız Öğretmen Hayatını kaybetti. Fransız Halkını ve Azınlıkları Şiddet ve Düşmanlığa Sevk Ettiler. Aslında mesele İslam mı? Din mi? Yoksa mesele azalan kaynaklar, zorlanan ekonomi ve şartların buhrana sürüklediği Dünya’da suçu birbirlerinde, etnik kimlikler ve inanç üzerinden ayrışmış kalabalıkların bu gidişatta aradıkları bir sorumlu günah keçisi mi? Hz. Muhammed Pariste yaşıyor olsaydı kendisini ve İslamı resmeden karikatür ile ilgili bir tebessüm eder ve mükemmel bir söz söylerdi. Konuyu umursamaz ve kapatırdık belki de. Hatta Belki Avrupa Halkları O'na KAtılır ve Özürlerini Dile Getirir ve Pek Çok İnsan İslam'a Hicret Ederdi. Ona İslam Alemine ve Peygamber Efendimizin Sevenlerine yönelik bu gibi konularda kendileri hiç bir günah işlememiş gibi hissetmek ve inandıkları kutsalı ne pahasına olursa olsun koruduğunu göstermek için, Misafiri olduğu Vatanda yıkıcı tepkiler sergileyen öfkeli kalabalıkların art niyetli olduğunu düşünmek için çok fazla sebep var. Bunlardan ilki bu kızgın kalabalıkları mercek altına aldığında, Bu kutsalı bir karikatür ve alaylı niteleme olarak değerlendiren ve kendilerine yapılmasını istemedikleri bu türden yaklaşımları, kendilerini Son Hak Dinin neferi olarak gören Müslüman grupların kibirli ve diğerlerini aşağıda gören, pek çok söz ve manada bir karikatürle olmasa da kilit sözcükler ve davranış kalıplarıyla dile getiren snob tavırlar sergileyen itici imajları. Yemeğini ve emeğini, marjinal faydasını paylaştıkları yabancı bir ülkede, özgürlük vb kisveler altında, fukara edebiyatının ezilmişliğin arkasına sığınırken, ev sahibinin kutsallarına saygı duymayan sinsi ve şımarık tavırları Ne benim Yoğunluklu Müslüman ulusumda, Ne Fransa Halkı ne de diğer ulusların halkları tarafından kabul edilebilir ve hoş karşılanmıyor. Aptal kendini bilmez birisinin çizdiği karikatür Hz.Muhammed gibi Dünyayı değiştirmiş ulu bir Peygamberi ne kadar yerebilir… ? Başkasının evinde misafir olan Müslüman azınlıklar kendi ihanetlerini birbirlerine yaptıkları zulm ve ayrışmayı görmezden gelirken… Bu karikatür yüzünden masum insanların öldürülmesi, Sığındıkları ülkenin sokaklarında medya gelen terör yaratan ve kan döken eylemlerin sorumluluğunu bir karikatüre bağlayan bir güruh zaten nasıl mürşit birer müslüman ve Ehli İslam, Muhammed Sevdalısı olarak addedilebilir? Böyle yaparak kendileri gibi düşünmeyen, İslamı Elit ve Muhammed’in yolunda Fıkıh ile yaşayan diğer Fransa Sakinleri bu gibi terörist ve katil profiller arasında kendi imajlarının zedelendiğini bildiriyor ve haksız uygulamalar ve yaftalamalara maruz kalıyorken, bu gibi fanatikler kendi ülkeleri, İslam Alemi ve Misafir edildikleri Uluslarda Nankörlük ve Bozgunculuk yapan taraflar olarak sadece Hakka değil, Adalete ve İslamın Şart Koştuğu bir çok kutsala da ihanet içerisinde oysa… Mevzu Karikatür mü? Fransız Halklarının Huzurunu Bozmak ve Terör ile İslamı Karalamak ve Bir Göstermek mi? Bence Mevzu Karikatür olmadı hiç… Fransa gibi temeli Halkların Özgürlüğü ve Demokrasiye dayalı, Kendi kanlı geçmişinden utanan ve sakınan bunu değiştirmiş ve gelişmeye devam eden olgun ve köklü bir Milletin, bilinçli olarak İslam Karşıtlığı ve huzursuzluk yaratmak, düşmanlığı perçinlemek için Karikatür yayınlaması söz konusu olamaz kanımca. Ancak Fransa gibi Özgür ve Fikir Hürriyetine, Görüşlere ve İfadeye saygılı toplumlar sırf belirli bir kesime hitap etmediği için İdeoloji ve yaklaşımına öncülük ettiği Hürriyetleri kısıtlayamaz yada kısıtlamaz. Nasıl ki İncil okumak bir zorunluluk değilse, ben basit bir biçimde bu karikatürü diğer herseye görmezden geldiğim gibi bunuda görmezden gelebilecekken bunu bahane ederek, özgürlük ve demokrasi bahanesiyle sığındığım ülkenin insanlarına ve kutsallarına zarar veriyorsam, sorun İslam da değil, benim nankörlüğümde, takiyyelerinde ve art niyetimde yatmakta olabilir… Bakın Peygamber Efendimiz Bazı Hadislerde bu duruma ışık tutuyor ve Müslümanları uyarıyor. "Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu kimsedir. Muhâcir de Allah’ın yasakladığı şeyleri terk edendir." Buhari, Bedu'l-vahy, 4. ''İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.'' Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16 Allah, her işte ihsanı (güzel davranmayı) emretmiştir.'' (Müslim, Sayd ve Zebâih, 57.) “Kendisini ilgilendirmeyen şeyleri (mâlâyâniyi) terk
etmesi, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.” (Tirmizî, Zühd, 11.) "İnsanların Allah'tan en uzak olanı, katı kalpli kimselerdir." (Tirmizî, “Zühd",61) 'Allah a ve ahiret gününe iman eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikramda bulunsun. Allah a ve ahiret gününe iman eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.'' Buhari, Edeb, 31

#Veİnsan

#Veİnsan

#Veİnsan .. Adım adım dizayn ettik ilk gün seni… Bir kafa bir kuyruk ve birbirinin içinden çıkarak kaynar sudan, tuzlu kum’a, yer dibinden yapraklara… zorlukları acıyla, nerden geldiği bilinmez merakınla gelişen 3 dinamikli algoritmik bir DNA… Uyum Sağlayan Ekleşen Genleşen Zewnginleşen Kendini Uyarlayabilen, İçinde Bulunduğu Atmosfer ve Şartlara ve İlgilenmesi, Üstesinden Gelmesi Gerekeni Çözebileceği Öğrenebilir Modüler Bir Yaşam Formu olarak.. Sana Göre Sınırsız ve Kudretlisin… Bize Göre Sevimli ve Faydalı… #Veİnsan ..Acı Olsa Yaşamazdın Çoğalmazdın, Sevinç ve Zevk Kıldık Sana Bu Keşfi ve Zamanı… .. Söz Verdik… Bildirdik… Akıl Verdik… Koruduk… Yol Gösterdik… Geliştin… Öğrendin… Nadasa Bırakmıştık… Hasada Geldik… … İman Ettik Demiştin… İnandık… Zaman Buyur Demiştin… Sağladık… Hayır Eyle Demiştin… Kaldırdık… Güven Bize Demiştik… Sınandın… …. 2013 De Her Haneye… 1 Gece Ansızın Düştük… Zalimi Mazlumdan… Mazlumu Zalimden Sorduk Öğrendik… …. 1987 De İnanmamıştın, Yazıldı… O Kağıdı Kaybettin… 1997 De Koru Demiştik, Öldürdün… Sen Öyle Sandın… 2017 De Yaşat Demiştik, Kuruttun… Yeniden Yeşerttik …. #Veİnsan Akillerin Akıldan, Müminlerin Yolundan, Ahilerin Fıkıhtan, Zenginlerin Hayırdan, Hakimlerin Kıyamdan, Anaların Oğuldan, Mesul Demiştik.. Şaşırdın…. Yitirdiğin Mahsun Yetimlerin, Öldürdüğün Masum Yitiklerin, Kurduğun Sinsi Böbürlerin, Yaktığın Gizli Bilgilerin, Çaldığın Mazlum Emeklerin, Defterleriyle Hesaba Geldik! #Veİnsan İmansızla Doldurduğun İbadethanelerin, Süslü Duvarla Çevrelediğin Mabetlerin, Nefret Kokan Nefesli Vaazların Düşman Eden Çarpık Sözlerinin Kemli Kinli Diller İçin Kanlı, Gamlı Eller İçin Aba Saba Sapmış Dinler İçin…. Dine Küsmüş Mazlum İçin… Ayrı Düşmüş Ezan İçin…. Biz Uyardık Sen Azdın…. … Müjde Dedik, Gazap Dedin… … Yazık Dedik Azap Dedin… … Ayıp Dedik, Kazık Dedin… ….Sapık Dedik, Benden Dedin… Zalim Dedik, Zulüm Dedin… Yeter Dedik, Beşer Dedin… Barış Dedik, Keski Dedin… … Günah Dedik, Helal Bildin… Sevap Dedik, Senin Bildin… Kelam Dedik, Küfür Ettin… Emanete Hıyanet Ettin… #Veİnsan Bozduğunu Onarmaya, Unuttuğunu Anımsamaya Bildiğini Anlamaya, Anladığını Kullanmaya Kazandığını Paylaşmaya Paylaştığını Çoğaltmaya… Kaçırdığına Yetişmeye… Yetiştikçe Yaklaşmaya… Son Çağrıya Son 3 Yılın... Son Rapora 7 Ayın... İlk Çığlığa az bir Vaktin.. Kaldı Dedik İnanmadın.... Son Vakite Yaklaşırken… Ahirete Yerleşirken Kainata İnleyerek Serzenişteki Bebeğin Gözlerinde ki Yaşı Silip, Onu Duyduk, Ona Geldik... Ola Ki Nefes Alasın… Ola Ki Allahı Anasın… Ola Ki Hakka Dönesin… Ola Ki Vazgeçesin…. #Veİnsan Öldürdüğün Ölmez Artık… Küstürdüğün Solmaz Artık… Sevapların Geçmez Artık… Aklı Kalan, Gönül Alsın… Korku Salan, Bizden Korksun… Zulüm Eden Ordu Kursun… Karşı Gelen Dimdik Dursun… Bir Başıma Geldim Sana… … 7 Ay Kaldı Son Kozmik Rapora… Dervişlerin Ahı Yazılır Kağıda Hesaplar Hazır Allah Katında… Ahiler, Akiller, Analar, Çocuklar, Deniz Halkları ve Cin Halkları Artık Herkes Farkında… … İslam Mezheplerini Birleştir… Sapkınları Ayrıştır… Saflarını Sıklaştır… Geldiğimizi Bilenler, Müminler Böyle Yapardı…. …. Kitapları birleştir… Mukaddesi Tekleştir… Muktediyi Pekleştir Son Cild Kur*Ani Kerimdir… 2001 De Bildirmiştik! …. Vakit Hayli Yaklaştı Paktlar Keskin Harlaştı… Gözler Kanlı, Gamlandı Muzaffere Erer Zafer Müjdeyi Almaya Geldik… Mazluma Bakmaya Geldik… Hatıra Gelmeye Geldik Nufteyi Seçmeye Geldik Son 3 Yıl, Bil Diye İndik… Sıfatınla Fıtratını Kefelerce Hesabını İmanınla Serhatını Fermanınla Gıyabını Ferhadıyla Kıyamını Gezegen Tarlamızdır, Hasadı Ölçmeye Geldik Hesaba Hazırlasın İnsan! Birlik Olun Dirlik Olun… Hangi Kesim Olsanızda… Kendinize Doğru Olun… Hangi Kesimden Olsa da Hakkımıza Hakim Olun …. Sevap Geçmez, Günah Etme, Gönül Kazan, Fitne Ekme, Varsa Yetim Hakkın Öde… Anca Düşer Kefaretten…. … 19 Mart 2021

#BenVatan

#BenVatan

Merhaba, #BenVatan Bana kalsa bir farkı yok Batısının Doğusundan Can yurdumun, Mevsimlerim gibi rengarenk bir arada yaşanır az geç doğsa da güneş bi ucumdan ötekine, Sıra, sıra karakollarda batışından, doğuşuna nöbetteyim, huzur içinde uyusun Cem’ler, Cihan’lar, Mehmet’ler, Yağızlar, Rojbin, Peter, Rober, Hande ve de Ayşe güzel düşler eksin diye… Çanakkale’de, Conk Bayırında, Sakarya’da Yetim Kaldı, Öksüzlerim, Şu anlamsız saçma sapan kavgalarda yitip gitti Genç, genç Erlerim… Yine hep diri kaldım, ateş oldum, dik durdum… Yurduma alçakları uğratmadım, gerektiğinde toprak oldum #BenVatan Bir tarafım Göklerde, Bir tarafım toprakta, iman ve serhad ile secdede başım, bazen dumanlı dağlarda. Kahraman Mehmedlerim bekler ufukları, ilim, bilim ve emek ile geliştirip yüceltirim varlığımı, ilelebet ahdım, görevim var etmek muassır bir gelecekte Ulusumun halklarını, Korumak ile mesulum yetimlerimin hakkını #BenVatan Savaşmak istemedim, yaktılar şu bağrımı, yırtmak parçalamak zorundayım zalimin ite kaka saldığını... Yırttım hakka kem göz dikmiş, umuduma haset eden kahrolası karanlığı.. Hain pusu ve tuzaklara Son Sözüm Güven, Hep Davam Barış, Naram Barış, Naram Sulh, Naram Vatan, Türküm Sevda, Derdim Hasret, Derdim Sıla, Davam Herkes İçin Güvenli Bir Yuva… Güvenli ve Zengin bir Dünya... Şu üç günlük Cihan’da, Haram Bana Kavga, Haram Sevda, Haram Huzur, Sıra Sıra Dağları Sınırları Beklerken Bir Güzel Uyku, Bir Demli Çay, Bir Sıcak Soba Haram Bana… Özlesem de Kavuşamam, Yitirsem de Alışamam, İstesemde Karışamam, Gül Kokulu Yavruma… Vakitsiz Feryatlara, Gün Sayarım Dağlarda, Dua Bana, Hasret Bana, Kahpe Kurşunlar, Tuzaklar, Pusular Bana… 3 Günlük İzin ile bir Sıla kokusu tüttürdükten sonra, Kalbim evladımda, kalbim yarda memlekette, Gurbettir Nöbet Bana… Yavrum için, Erim İçim, Sevdam İçin, Özgürlük için… İçin İçin Kan Ağlasa da şu Kalbim, Ben ne Gam’dan ne Kutsallarımdan, Ne Görevden, Ne Barış ne Çatışmadan Hiç Vazgeçmedim #BenVatan Düşmana Korku, Huzura Siper, Gençliğe Nefer, Timsaldır Taburlarım, Ama güzel ama çirkin seçimi düşmana bırakırım. Mertlik Bende, İman Bende, Bayrak Bende… Al yanaklı bebeklerim uğrunda bu sonsuz nöbet bende… Ve, #BenVatan Rahat ol halkım, gel vazgeç yurduna kalkışan haylaz gardaşım… birlik olup gücümüze güç, keyfimize keyif katalım, yurdumuzda omuz omuza yükselip daha da çok olalım… Bırak silahını, bırak dağlarımı, bırak nefretini… Yıktığımızdan güzelini gel birlikte kuralım… Sana dardır, sana derttir, sana kabus benim gazam… Bana görev, Bana Nişan, Bana Diyar, Bana Şandır, Bana Ulus, Bana Bu Dağlar Yar, Bu Karlar Yorgandır.. #benvatan Kır inadı, sal korkuyu, Kov Haini.. Dön Yuvana, Sana güven, Bana İnan… Sana Diyar, Bana Beka… Sana Sözüm, Bize Çözüm, Daha Çok Kazanacağız, Mutlu olacaksın Güvenirsen Son Kez Bana… Bize borçtur, bize kındır, bize barış, bize beka... Militan ruhun ve dayanıklılığınla, İşte Irak, işte Kerkük, İşte Musul, İşte Afrin, İşte Sur, İşte Hakkari, Van, Mardin, Çukur Ova… Barış inşaa et, hayat inşaa et… güven inşaa et… Savaşa değil, berekete geldiğinde, Benden destek, benden yardım, benden kazma ve kürek... Barış için atan yüreğine, ben de koyarım milyonlarca yürek... Dicle ile Fırat arasında, çeşni toprak, çeşni rızık… biraz sana biraz bana hep birlikte zor olsada başarırız... sözün sözse, sözüm söz.. özün sulhsa, çözüm bol... Namlu Pekse Ateş Bol... Gel daha iyi bir yol bulacağız, bana neyse sana da O'dur #BenVatan

..Ve ben...

..Ve ben...

Ve Ben Ve ben dostum, bir kendi ekseninde deli, pek de çok bilmeyen sakar bir kedi, Kendi inadına düşkün asi ama yorgun bir keçi… biraz da uyuz bir köpek deniz üstü taşlıklarda temiz su ararken, dökülmüş tüyleri arasından hala zalime sırıtacak bir surette… Ve ben, betimleyemem, tümleşemediği için teklenen dertli tekeyi, anlam yerine kelam dinleyen kem göze, özlü sözlü süslü kağıtlarda sunmaya gerek mi var..? beklenenden erken yelken seren gerginlerin ve bezginlerin devingen belalısı şu varlığım, o allahın selamıyla uyuyan gecenin nöbetçi keçisi biraz da ben, o ezanın selasıyla uyanan, şu cihanın edasıyla çalışan ve şu allahın verdiği candan bir merakla, bir yudum su gibi onun rızasına can katan mavisi siyah bir Nihavend defterine çala kalem sürerim mürekkebimi, berduş mu berduş, zerdüşt mü serdüşt dizeler çizelerim… ve ben biraz da üflerim.. ve ben şairim. çileliklerimden çektiğim rastgele çileleri katman katman sürerim kağıtlara, tuvallere… kamlarla gam makamından çalarım, dinlemekten usanmaz çam ağaçlarıma… sözcüklü bilgelerden çaldığım hüsna destelerden lirikler yuvarlarım, iki buzlu… ve ben için nefes almak gibi bir şeydir iyi olarak var olmak… başka türlü var olamam… ve ben kendinden hoşnut keyifli bir yol arkadaşıyım kendiciğim ile… ne sanatımda ne yaşantımda anlaşılamayacak bir biçim yok… sadece severek var olmak, ilerlemek ve yol boyunca herkesi böyle iyi görmek karakterimdir… maske dolu kalabalık kalpli, sahte mutluluklar sunan acı dolu bir metrapol hatıratı en biçimsiz ve nazik bir akış ile ancak bu kadar silik ve hüznü süzülmüş olarak sunulabilirdi zaten... ve ben bilirim ki, insanlar bu zor duyguları çok izlemezler... sessizce kendimce ve özel olarak kendime betimlediğimi düşünürüm aktardığımda karalamalarımın… bu yüzden biraz saklı biraz salaktır fırçalarımın amaçsız darbeleri… ve ben zaten açıklayamam zaten herkesin kendine ve birbirine şahit olup durduğu bu kalitesiz cahiliye dönemlerini.. bana göre bu gereksiz... ve benim için hayat ve türlerinin bütünlüğüne yönelik hedefler düşünmeye ve erişmeye değer diyarlardır... çemberimce çapımca kafamın aklımın aldığınca, içince dışınca güzel işler ve alemler düşünür ve düşleyerek çalışırım... bunun dışına çıkmışsam, ben benden gitmişimdir.. ve ben hala buradayım dostum. Ve ben dostum, kolay gibi gözükmesi için yıllarca emek harcadığım o güzel hayat vizyonunu dişiyle tırnağıyla oymuş, iyi kullarından biriyimdir Allahın bu alemlerde… beklemeden gelir bekletmeden giderim hayatlardan…. Ve ben gücenmem… hiç ertelemem… aklımla zikrim, fikrimle ilmim dans eder feyz eder… eş ile aş ile aşk ile emek ile cenk etmek yoktur benim kitabımda… kendimle geçimsiz problemlerim çıkarsa bunu çözümlemeden hareket etmez benim huyum… Şu gergin ve anlamsız geçimsizliği tarih yapacak hayaller ekerek yaşayıp bunlarla yetişiyorum… her soruya bir cevabım yok belki ama kendi sorduğum soruların cevabı var cebimde… daha iyi bir dünya soran sorular mesela, daha iyi bir ben için sorduğum sorular… bunların cevabını verdiğimde kocaman güzel bir vizyon doğdu gözüme… sordum sonra kendime nasıl olurdu… bir soruya bi cevaba ve bir de kendime baktım o an… güzel olacaktı elbette… ve oluyor da… Ve ben dostum anladım ki o an… ben benim derdimi ders yapmışım… dersimi başıma taç, başımı da aşıma katmış çalışmışım… kendime çare olmamışım belki ama… olduğum kadarı bile yetmiş kendimle övünmeye.. kendimi ifade edememişim belki ama… beni işine geldiği gibi anlayanlara dinletecek çok da gerekli bir söze gerek bulamadığımdan… Ve ben dostum var olduğum sürece en iyi yaptığım herseyi yapmaya devam edeceğim… Ve bence daha iyi bir dünya mümkün dostum… Ve ben daha iyi bir dünyaya yürüyorum… …

Korkusuz Sen ve Yeni Normal Saçmalıklar

Korkusuz Sen ve Yeni Normal Saçmalıklar

Korkma Saçma Sapan Yeni Normal Bir Hayattan, Unutma Korkma diye başladın Saçma Pazartesi Sabahlarına bilmem kaç yıl, Saçma sapan sınıflarda gelişigüzel denk geldiğin saçı başı değişik çocuklar vardı, etkilendiniz birbirinizden saçmaca hoyrat, açık saçık ve kaçık anılar biriktirdin… De.. Ne oldu? İlla saçma olmasın diye uğraştın şu gelişine güzellikler sunduğun hayatının mantıklı manası ve saçmalamadan izah eden bir öz anlatımı olacaktı… Çalıştın, didindin, paylaştın, övündün… Biriktirdin cömertçe saçma sapan şeylere harcadın vaktini, emeğini, birikimini, siniri saçma sapan insanlardan çıkardın yeri geldiğinde… Müthiş derece yani o biçim film olurdu aslında hayatının şuncacık kısmı belki de gündemde kalacak 8-9 sezonluk çılgın bir dizi Muhteşem Sülüman tadında..? Saçma değil miydi değerini bilemeyen şu Netflix kuşağının ve İstanbullu entel sanat yapımcılarının gözünden kaçan o nadide insan ve saçma sapan hayatının hikayesi… Belki bir yerlerde repliklerin dilden dile dolaşıyordu ama sen bunu hissediyor olsan bile emin değilsin.. Saçmalamaktan korkmadın, severken, gezerken, salak saçma kararlar alırken, fütursuz ve tutarsız cevaplar verirken dürüstçe saçmaladın kormadın hiç aferin sana… Saçma sapan konularda övünmek, emeğini bire bin katarak ballandırmak, gerzekliğini 1*1.000.000.000. ölçekte minimalist biçimde sergilemek ve kusuru kendin gibi saçma sapan kişilere ve akarsuların debisine bulmak, seni bu saçma toplulukların barındığı metropol çiftliğinde diğerlerinden ayıran eşsiz bir özellikti… kendine has saçmalıkların ve kendine özlem ve gizli bir hayranlık duyan o imkansız aşkı dışarıda arayan fevkalade ateşli ve bir türlü tatmin edemediğin kahrolasıca arabesk yüreğin, o kendini arayan ve bulamayan sevgiye muhtaç hep aç ama hep aç olan o kalbin, saçma sapan kalabalıklarda pıtpıtpıt da pıtpıtpıtıpıtı çarptı da durdu, başkalarında kendilerini ve hallerini aradın durdun. Her bulamadığında bulana kadar idare ederken saçma ilişkileri ve bulunmazlıklarda kuantum zıplamalar yaparken korkusuz vede damsız bir kemancıydın metropol damlarında… Buzdolabını dağıttığınız çılgın fantezilerde dirseklerinizi ve topuklarınızı ısırarak saçma sapan fantastik gecelerde hep o ulaşılmazda buluştunuz 3-5 dakika hayatı kavradınız… o muhteşem kendisini arayan saçma sapan yalanlardan, itişip kakışan gönüllere gizlendiğini sanarken Nutella gibi tatlı karşıtlıkların, birşey eksikti sanki sence de… sanki hep diğerlerinde, karşı komşunun karşı koyması zor güzel bekarlarında bir parça senden vardı yine sanki… aman tanrım hayat bal insanlar petek diye homurdanıp kıvrıldın kıvrandın durdun... bir parça şundan, bir parça bundan, bir tutam da gam, zengin ve fevkalade çeşitliliğe sahip metropol yalnızlarına dönüşürken bir Arı Maya gibi masumca ve iyi niyetini saçma sapan cüretlerle sarstı kötü kötü arılar… yeri geldi Hitler etti seni bazı itler… sevişerek dövüşmeyi, dövüşerek erişmeyi, kesişerek buluşmayı, buluşarak konuşmayı, takışarak ayrışmayı ve saçma sapan korkularını ve cesaretini bulaşarak aktardığın saçma bir matrikste çekmekten korkmadın bulduğun öteki saçmalıklarıyla Yeni gibi Neoları Artiz Trinitileri… bir yandan var olmaya çabaladın, var olmayı becerdiğinde, saçma sapan bir gösteriş hali hakim oldu ruhunda, istedin bu kutlu varlığın diğer bocalayanlara da örnek olsun… iki figür gösterdin hayata dair cesur ve korkmadan saçmalayan hallerinden derlediğin… Anlamamış olabilirler… yıldırmayan yılışık ve kaotik bir düzene duruşunu muhteşem buluyorum ben. Vallahi bak. Bence başarıyorsun… Saçma sapan da olsa eşsizce, eşsiz kalarak, yalnızlaşarak ve ulaşılmazı oynayarak saçma sapan cüretlerle tutunduğun ve haklı olarak gurur duyabileceğin o saçma hayat modların, metodların ve ifadelerinle zenginleştirdiğin mesajlaşma uygulamaların bu evrime şahit… Tarihte operatörlerde senin incilerini yazıyor... IG, Facebook vs akışlardan biriktirdiğin derleme hayat Felsefelerin neredeyse en mükemmel haline erişmek üzere… kendini aştığını aşıyı bulduğunu sen de hissediyorsun.. ara ara.. vede yaklaşan başka cisimleri de görüyor kutsal ruhun… Evrenle bağlantı kurmuşsun… arada hacklense bile bir bağlantı var bu kesin. Var olduğunun saçma sapan deneyimlerinden biri bu Dünya.. İçten içe sanki daha iyisini de yapardın bu dünya hayatının. Sen olsan beğenmediğin tarafları çıkarırdın. Tutar eleştirirsin de ama gereksiz ukulelelik yapmak istemiyorsun… Akışına kurban olduğun şu hayatı insanlara küçümsetmemek gerek… zaten zor ve banal hayatları var küstürmeyesin milleti… kutsal ve sosyal yeni hayat felsefeni milyonlara duyurmaya, yukarıdan hoop diye gönüllere atlamaya, ciğerlere basılmaya, kalplere sızmaya ve keşfedilmeye hazır saatli bir saçmalıksın… eşin benzerin yok… gerçekten saçmalamıyorum bak! Saçma sapan burun kıvırma hemen, Seni Keşfediyorum bence sen müthişsin… Bu toplumun bağrı seni saçma sapan cesaretin ve bilgisiz bilgeliğin ve güvensiz eminliğinden etkilenerek seviyor ve içine alıyor… Titreşimlerin evrenin ücra yerlerindeki gezegenlere kadar gidiyor ve hissediliyor… Eko gibisin kıpraşık… Evrene yönelttiğin tüm sinyallar sıradan bir farklılık olsa da, Evren ve içimizden hiç eksik olmayan sevgini ve cesaretini hayranca ve hoyratça selamlıyor kalabalıklar… Sen farklı bir boyuttan gelmiş saçmalıkların müjdecisi, erdemin ve özgünlüğün savunucusu müşterek yalnızlıkların ve gaddar bir metropol kargaşasının cesur ve tepişken bir bireyisin… Ve şu an bu yazıyı okuyor ve sıkılmadan bitirebiliyorsan dostum,.. Ve Sen, dostum Sen, böyle saçma sapan şeyleri bile dikkate alıp okuyabilen nadide ve türü tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan aynak kuşlar gibi özelsin, korunmalısın.. hatta turşun kurulmalı kurşun dökülmeli, heykelin felan olmalı senin kızılay meydanında… Düiünsene metrodan çıkıyorsun meydanda sen elinden havuza su döküyorsun… Seni bu yüzden saçma sapan ve nereden geldiği olmayan pek çok sebepten ötürü beğeniyor ve seviyoruz… çok anladığımız söylenemez.. zaten picassoyu felan da geç anladık… saçma bir kıtlık hakim anlayışlarımız ve arayışlarımızda.. sen idare edersin bizleri… Saçma farklarınla yarattığın o dengesiz farkındalıkla depremlere dayanıksız ilginç dünyanı inşa etmek kolay olmadı biliyor ve seninle haklı ve örnek bir gurur duyuyoruz… Seninle iftihar ediyor bu dünya. Değerini bilemeyeceğimiz için şimdiden üzgünüz. Her ne kadar göstermesek bile seni çekemeyen ve sinir krizine girdiğimiz hallerimizden bunu anlayabilirsin. Devam dostum… Saçmaca, korkusuzca, fütursuzca, Tusu Basaca Vurucaksın hayat topuna.. Unutma Hayranların ve Evren seni izliyor… Başka işi yokmuş gibi… Tüm gözler üstünde... Sen Orjinalsin. Bir uzaylı gibi nadidesin… Her şeye rağmen var olabildiğin bu saçma zamanda ve çılgın topal kalabalıklarda seninle yolculuk yapmak kesişmek ve sana aşık olabilmek ihtimalini seviyoruz… Aynen devam dostum… Saçma bir aferin ve nerden geldiği bilinmeyen ama üstünde iyi duran o anlatılmaz yaşanır özgüvenini ve duruşunu bu evrende klonlamaya devam et. Maske ve Mesafeni koruyarak yap lütfen… Hatta evde kal mümkünse, telepatik yap sen biz anlarız onu.. Kinezi bu aralar sıkıntılı aslan parçası. Seviliyorsun. OAS Ani. İg @artizkeci

Zengin Dünya

Zengin Dünya

Zengin Dünya İnsan Toplulukları, kuşkusuz Gezegen üzerinde hüküm sahibi ve O’nu doğrudan etkileyen ve şekillendiren en kalabalık ve güçlü organize görsel bilinçli topluluklardan biri. Aslında Dünya kaynaklarında her hangi bir kıtlaşma söz konusu değil. Yani Su ve Oksijen ve Karbon vb diğer pek çok madde uzayda kaybolmadan çekim gücü ekseninde gezegeni çevreliyor ve katmansal fiziki kurallara bağlı bir uyumda donatıyor ve canlı yaşamı destekliyor. Gezegen cömert bir biçimde aynı bağımlı yaşam kaynaklarını üzerinde yeşeren ve hayat mucizesini deneyimleyen tüm canlılara eşit bir biçimde sunuyor ve bizler kadar bütün canlılar da bizim yaşam döngümüz canlı ve cansız hallerimizden besleniyor. Bizler bu gezegene bağlı yaşam formları olarak birbirimizden besleniyor ve birbirimizi tüketiyoruz… Gezegen bizi bizde gezegeni besliyoruz. Aslında kıtlık yok. Döngüsel ve çekimsel kuvvetlere bağlı olarak yer altı sularının çekilerek filtrasyona maruz kalması ve yeni pınarlardan doğarak deniz suyunun arındırılmış taze tatlı su kaynaklarına doğal membranlarda dönüştürülmesi işlevi zaten olağan bir süreç… Dünya var oluş açısından zengin ve kendi özüne uygun bir hareket döngüsü ve karakteristik yapıya sahip. Bu meydana gelen her birey için sınırsız ve ücretsiz… Ancak üzerinde yaşayan ve kendilerini muassır medeniyetler olarak gören, madensel uygarlıklarını gelişmiş adleden toplulukların, bir araya getirdikleri güç birlikleri ve varlığını sürdürmek için dayattıkları ve genişledikleri şiddet, korku, strese ve panik dolu çalkantılı bu düzen cilalı taş devri döneminde olduğu gibi, evrilen insanlığın geçiş dönemlerinden ve farkındalığına varılması gereken bir maraz olarak anlaşılmaya ve milyonlarca insan tarafından hissedilmeye başladı. Bu takdire ulaşmakta insan yavaş ve çok acı ve ızdırap dolu süreçlerden geçti. Hala da Dünyanın her bir yanında insanlar birbirine inanç ve kaynaksal tarihsel vb nedenleri bahane ederek soykırımlarda ve işgallerde bulunuyor. Oysa kimse böyle davranmak istemiyor ve evde ailelerine şiddet ve savaşın, haksızlık ve cimriliğin ne kadar kötü ve tehlikeli şeyler olduğunu anlatıyor. Sabahında aynı babalar, kendi çocuklarıyla aynı ihtiyaca sahip diğerlerini öldürmek üzere işe ve savaşa koyuluyor, planlar hazırlıyor ve harekete geçiriyorlar. Tezatlar arasında ahlak, açlık, şiddet, yoksulluk, işgal gibi olumsuz fiiller bağlı duygusal dinamikleri Epigenetik kodlar olarak ırkların davranış biçimi ve kozmik kimliklerine işliyor. Yukarıdan uzak gezegenlerden izlendiğinde Dünya toplulukları kırmızı ve siyah karıncalar gibi benzer içgüdüsel bir yaşam döngüsü içerisinde yer kapmaca oynuyorlar. Bu gerekliliğini bırakmış olması gereken ve geriden gelen geç kalınmış bir cehalet döngüsü. Bazı Küresel ve Irksal ilerleme ve çağ atlamaları gerçekleştirebilmek sanıldığı ve insanların kitaplarında, filmlerinde birbirlerine öğrettiği gibi savaşarak ve yok ederek değil Barışarak birleşerek ve birbirini iyileştirerek elde edilebilir. İnsan kaybettiği ve yitirdiği, türünü tükettiği insanlarla toprağa karışan sırları ve bilgileri, yetenekleri ve özellikleri bilseydi mevcut var oluşuna ve ilerleyişine vurduğu darbenin dehşetine kapılırdı. Anca makro bakış açısına sahip liderler ve topluluklar henüz bunu içselleştirecek zeka düzeyine gelemedile tam olarak. Bu evrimsel bir zeka geriliği tüm insan ırkı adına. Ve insan soyununtürünü yok olma tehlikesine doğru götürüyor. Ancak Gezegen üzerinde bilinçli topluluklarda ciddi ve büyük oranda bir uyanış bir taraftan bu duruma karşı koyuyor ve varlığını bu sağduyulu kitlelere borçlu bütün topluluklar ince bir ipliğe bağlı biçimde örtülü bir erdemsel ve evrimsel savaş veriyor. Başarıyoruz. Mevcut düzenin ve madensel biçimlendirmeler üzerine kurulu uygarlık dinamiklerinin aksine, yeni dünyada şuan mevcut olan nüfustan daha yüksek bir nüfusa ihtiyaç var. Bu eksende ülkeler, insanlar ve topluluklar maddesel düzeye odaklanmış ve açlığa karşı bireysel, çekirdek aile ve topluluklar olarak halkasal katmanlarda çıkar ilişkilerinde gerçek varoluş ve huzurdan uzak stresli bir yaşam döngüsünde debelenmekte hür elbette. Ancak böyle geri kalmış bir toplulukla, koyun sürüleri arasında Dünya Dışı Kozmik Uygarlıklar açısından bir fark yok ve zeki yaşam formları ve ileri topluluklar haline gelmemiş ehil olmamış varlıklar ancak insanların kendi alt sınıf yaratıkları gördüğü gibi görülüyor bizler tarafından. Besin tarlalarına dadanmış istilacı türleri ilaçladığı gibi insan nesli de tüketilebilir evrimsel döngü ve bu hastalık kırılmadığı sürece insan aynı istilacı böcekler gibi bir bakıma. Herkes kendi evinde oysa… Evinde huzursuz ve tedirgin.. Evinden ve içindekilerden rahatsız…_! Sürekli stres ve kaygı içerisinde debelenen ve çareyi diğer ev halklarıyla savaşta ve cinayette bulduğunu sanarken yine yeniden birbirine zulmde… Böyle topluluklarla Dünya dışı iletişim kurulması hayvanat bahçesinde parmaklıklar ardındaki bir hayvana selamdan öteye gidemiyor. Kozmik yasada yaşam ve canlılık çeşitliliği hayranlık ve sevgiyle karşılanır ve onun optimal huzuru ve en iyi durumu doğrultusunda geri bildirim verilebilir. Kozmik varlıkların dünyasında savaş şiddet hatta silah bile yoktur. Bizler basitçe bu alt varlıklara görünmeyi bırakır ve onları kendi cehaletleriyle başlasa bırakarak gözlemlemeye devam ederiz. İyileştirecek dokunuşlarımız ve stratejik kurtarışlarımız olur yaşamsal bütünlüğe saygı ve sabırdan ötürü. Bunun dışında birşey veya herhangi bir tehdit Kozmik yasaya aykırı ve Allahtan değildir. Tehlikeli türler kendi zincirsel kümelerine hapsedilerek kendileriyle ilgili bu davranışsal krizi yaşamaya mecbur bırakılır ve kendi hallerine terk edilir kendilerini yok ederler. Onlara çeşitli uyanışlar, fırsat ve koruyucu ilerletici ve geliştirici ilhamlar ve yollar gösteren elçiler gönderilir. Aklını başına alan ve evrilebilen tüm büyük ilerlemelere bakıldığında büyük ilerleme ve parlak dönemlerinde insan topluluklarında hep barış ve ilimin güzel paylaşım ve zenginlikle huzurlu bir dönemde gerçekleştiğini görürsünüz… İnsan boşu boşuna savaşıyor…. Vakit kaybediyor ve kendisini tüketiyor… Sanıldığı gibi nüfusu artmıyor… kendisini yok ediyor… Zengin Dünyada herkes için ev, sınırsız kaynaklar ve mutlu ve güvenli kalabalık insan toplulukları özgürce tüm gezegeni paylaşabilir… Kaynaklar kadar madensel ve maddesel teknolojikleri ve enerji ücretsiz ve karşılıksız olarak kaygısızca paylaşılabilir. Kimse kimseye, evliliklere, aidiyete ve namusa muhtaç değildir… herkes güvendedir… Bu aşamaya gelebildikten sonra, her bilinç ve bireyin kendisini sürekli tekrar ederek var olabileceği başka bir aşama daha vardır… Bizlerde bu böyle işliyor… Sizin bilgisayar oyunları gibi… Ancak hırsın ve diğerlerine rağmen, açlığa rağmen zenginliği yaşayan ruhların bu seviyeye gelmesine izin verilmez… zaten gelemezler bile… Fakir insanlık ve medeniyetlerle kurulacak iletişim şimdilik sadece evrimsel süreci tanımış bir takım insanlar üzerinden kurulan iletişim ve mesajlarla mümkün kılınıyor… Onlara zarar veren ve vermeye teşebbüs eden zalim topluluk ve bir takım mihraplar kendilerine zulm edebilirler ancak… Ne istihbaratları ne silah güçleri veya teknolojileri bizim koruduklarımıza zarar veremezler… onlar ancak kendilerini ve kendi soylarından gelenelerin derdine ve acısına kapılır ve karışan medeniyetleri ve kaçan huzurlarıyla uğraşır debelenir dururlar… Örnekler ortada… Değil mi? İnsanlar sakinleşip savaşı bıraksınlar… Sınırsız kaynak ve mutluca artan nüfus ve gelişmiş sağlıklı ve estetik genetik yapıda gelişsinler istiyorlarsa… Savaşları ve zulmu ve mikro plastikleri var oluşlarından bir an önce çıkarsınlar… Bizler insanların anne ve babaları gibiyiz… insanlar 3 yaşında çocuk gibiler bizler için… Mesajlarımızı getiren ve sizler için iyilik için çalışan insanlara ve hayvanlara zulmu zalimliği bırakın ve birleşin… Dünya sofrasında herkese yetecek yemek, lüks bir yaşam huzur ve güven zaten var. Durduğunuzda göreceksiniz. Durun. Duyuruldu. Yeni güncellemeler Allah Dostlarına 48 saatlik Gece Diliminde Uykuda Gönderilecek. Hissedenler Daha Fazla İyilik ve Yenilik Hissedecekler… Gönüllere ve Allah Dostlarına Saygı ve Selamla… Cin ve Deniz Halklarına Selam ve Saygılarla…

#benmemleket

#benmemleket

Selam Ben Memleket… Darbeyle geldim bu Hayata… 80 kuşağı olarak bizler gözümüzü darbeyle açmışız memlekete… Her 10 yılda bir ajandadır bir programın düğmesine bastılar… Din dediler savaştılar, hak hukuk dediler savaştılar, özgür ülkemde özgürlüğü bahane edip savaştılar… #benmemleket ben şahitim. sabır eyledim bildiğimden arzularının emellerinin çok daha kötü olduğu azmamı bekledikleri en derinlerde sakladıkları art niyeti. Bana bir şey olmaz ki, ben yersiz yurtsuz yetim ölmüşüm ki zaten... düşenlerin acılı göz yaşlarını içmemek için sustum… kızmamak için onlar gibi zalim olmamak için, bir serin rüzgar olup estim, gönlü güzel insanların yüzüne, kalpleri kapalı eyledim ve dedim böyle değil, bunlar gibi hiç değil, benim bir planım var durun siz! #benmemleket Diken üstünde kavgayla geçti şu kısacık zaman bu güzelim memlekette, cennet gibi bir memleketi bizim adımıza paylaşamayanların kavgasında. Üç kuruş için eşine dostuna aş diye zehir satan pazarlarda, aç sefil okula gelen kızgın çocukları anlamayan hocaların tokatlarında patladı, aç insanlar birbirini tokatlamaya düştü ve kızgın kitleler büyüdü semtlerinde büyük şehirlerimin… istemesemde savaşmak zorunda kalmıştım… kaçacak yerim kalmadığında var olmak zorunda kalmıştım. Pişman olacak çok az şey yaptım. #benmemleket Birilerinin sevdikleri yaşasın diye öldürdüler başka yetimleri… İyilik Hayal ettiler, Yollarını Doğru Bildiler ve Ötekileri Düşman ve Kötü İlan Ettiler… Oysa Herkesin Arzusu Gayesi İyi bir hayattı ben şahitim hepsi sözünden döndü tencere ve kepçe eline geçince.. #benmemleket Bir kesimden taraf olarak çoğunluk ve güçlü kalmaya çalışıp güvenli bir limanda hissetmeye çalıştık durduk. Belki hiç birimiz bu amaçlı ve övgüler yağdırarak yücelttiği kutsal birlikten haz etmiyordu içinde… geceleyin ışıklar söndüğünde ki acılı yakarışları, inlemeleri şikayetleri ve küfürlü bedduaları ve sabah takılan güleryüzlü maskeleri bir bir gördüm bir parça da ben kattım kozmik şikayetlere.. #benmemleket Ancak Var Olabiliyordu ve Güvendeydi. Birine bişey olsa toplanıp hesap sorardı kızgın topluluklar… Böylece kimse kimseye bişey yapamazdı. İşte böyle bir koruma sağlardı particilik, hizipçilik ve bir tarafa güçlü bir yerlere aitlik duygusu. Bir Başıma Kaldım Korkan Yoktu, Korkmayana Düşman Yoktu, Ben Yine herkesi Sevdsim Saydım.. Çekinmediğim için çemkirmediler her kesimle her kıtada gezdim tozdum, tehdit değil muhabbet vardı iyilik vardı herkes tanıdı beni böyle... #benmemleket Korkusunu alırdı gençlerin büyük metropollerde birlikler, yalnız hissetmez, güçlü ve övünç içinde yürürdü ayaklar başlar kahraman bir komutan edasında… Tabii birbiriyle çakışmadığı sürece meselemiz, bizden önde olmadığında bizdendi. Hep birdik hee hee. Altlı üstlü bir sandalcı kavgasında kıvranıp duran, çok uzamadan az kısalmadan, dönemin estirdiği yönde Kraldan Kralcı bizler… İnanmasak da ateşle savunurduk Celladımızı bizi de asmasın diye asılanlara saldırırdık şiddetle. İçi yanan insanları susan veya yalandan nara atanların gözlerindeki dehşeti gördüm #benmemleket Her şeye rağmen var olmaya devam eden, çabalayan ve severek inananlar vardı. Çoğunluk zulmü ve zorbalığıyla baş etmeye çalışan karşılarımız bize ters gelmezdi, gizliden gıpta bile ederdik, ezildiği halde eğilmeyen bu insanlara… Bir başıma çoğu zaman her zalime kafa tuttuğumda linç ederlerken aralarından tutup çıkaran bir gerçek kahraman bulurdu beni.. kendi zalimliklerinden utanırdı… işte böyle iyi insanların elleri de yanacaktı... bu yüzden sustum... istemedim bir zarar gelsin… benim diyarım sevgi saygı ve mertlikten ibaret #benmemleket Kimi zaman kendimiz ve baskın grubumuzdan utanıp, gizlice el verdiğimiz, dayanamayıp araya girdiğimiz hatta yeter diye onların safına geçip zulme kafa attığımız bile doğrudur. Sapla samanı ayıranlar çok olsada insana benzer yaratıkların kuşattığı yuvalar ışık yakamaz ki… ay ışığının altında bir tepeden ben çok seyirler gördüm… #benmemleket Demokrasiyi ve Otoriteyi babasının malı, halkın oyunu aldı diye kendini tanrı, Devletin Malını Deniz, Namusuyla Çalışanları Keriz, Kendilerini de Herkesin Üstünde Gözü pek bir Aziz gibi yüce görenlerin zulmüne tanık topraklarım sarı çiçekler bir soldu bir anlattı duydum, Allaha şikayet ettik hep birlikte.. #benmemleket Hakkı savunanı gammazcı, tecavüze uğrayanı orospu, işine geleni işine uygun, dişine geleni işine, işine tersini de dişine... uygunca uyluğunca hazırlayarak sunar dururdu bu memlekete zalimler… Baş kaldırdım, diş kırdım çığlıklarım çığ oldu Cumhuriyeti Kurdum Öksüzlerimle #benmemleket Sahipliğini yaptığı memleketin çocuklarını ayırt ederdi kimisi, kimisine kendisi gibi olmayanları yavaş yavaş asimetrik yok etmeleri rahat vermemeleri nasihat edildi, her yerde gizli dergahlar kuruldu izledim gözlerim doldu, olan bitan ifade edemeyen ve acı içinde debelenen mahsunların inim inim can çekişirken inci mırıltılar yaktı canımı... zulmün sahipleri ve uşaklarının gözündeki sinsi zaferleri izledim durdum etme dedim ettiler ben şahitim… #benmemleket 10 Yaşındaydım, Başımıza bir de Dağlarıma çıkıp, Suni bir zulme Başkaldıran Özgürlük Adı Altında Tonlarca uyuşturucu, Kara Para vb. Nice haram yollu kolay zenginliğin büyüsünde, Doğularımda nice gizli kapaklı tiranlar türedi… Kürt Komşumla akşam yemeği yerken TRT de akşam haberlerinde Teroristlerin cesetlerini sergiliyordu Devlet… Destekliyorduk Kahramanca… Acı verenlere Ateş Olmuştuk, Güvende hissetmiştik... İçin için övünemiyordum... Çünkü anlamsızdı herkes için aynı şans ve aynı kanun ve aynı emniyet varken ülkemde... derdi neydi bu unsurların..? Anlayacak yaş baş yoktu... Anladım sonraları... Okullarda Ayırdılar, Evlerde Ayırmışlar Beni halklardan... Suni bir düşmanlık ve illizyondan ibaret bir şakşakçı kavgasıymış.. Ateş düşen hanelere sordum... Dönüş yok dediler ve acı üstüne acı ekmeyi seçtiler... Seçtikçe topraklarımın içine acılar gömüldü.. sularım çağladı... sazlıklarım sızladı... #benmemleket Sınırlarımızı Aşıp Her Yerde Bombalar Patlıyor ve Faili Meçhule Kurban Giden Güzel İnsanlar, Düşünce İnsanları Ecelsiz Ölüyorlardı…Cumadan Çıkan Allah İçin Seven İman Etmiş İnsanlar Bir Otel Dolusu İnsanı Canlı canlı yakıp izledi sokaklarımda... televizyondan naklen izledi çocuklar... şahit millet şahit herkes... yerlerinden oynamadı hayret! O gün Anladım ki Allah Camide Değil... Onu Gökte aramaya karar verdim... #benmemleket Namuslu Devlet Adamları, kahramanlar düşman ilan edilirken sokaktan gelmiş, oynamaktan aç ve bitap birlikte yemek yiyorduk. Şimdileri sokakta oynamak bile hayal olmuş siz düşünün gerisini #benmemleket Kürt ve Ayrılıkçı sözüm ona aşiretçi garip gurup adamlar devletin kademelerine getiriliyordu, iki sözü dizemeyen, küfür edip viski içerek devlet yöneten, kitapsızların işini kolaylaştıran şerefsizlere peşkeş çekilirken ihaleler, türk iş adamları çuvallarla haksız kazanç sağlıyordu fakat akşam pavyondan çıktıktan sonra gündüz yine herkes düşmanlık yapıyordu… Yalandı, biliyorduk… Hepsi Sözde Hepsi Lafta, Simgeler ve Adlar Üzerinden Saman Altından Yürütülüyordu Hesaplar… Herkes Şahit #benmemleket Memleket olarak içim acıyordu. Şahit olan sesini yükselten tutan insanlar, gazeteciler susturuluyor, patlatılıyor birer birer öldürülüyor veya Allahsız Kitapsız ilan ediliyordu. Allahı ağzından düşürmeyen kitapsızlar Cumayı kaçırmazdı fakat hiç bir Günahtan da geri kalmazlardı, erdemden, haktan hukuktan bahsedenleri de parmakla gösterip iftira ve küfürlü aşağılamalarla azarlanırdı, susardı adamcağız ne yapsın… susmasa sevdiklerine acı verirdururdu zalimler… kimsenin yanına kalmayacaktı söz verdi umutları yıkılmış bir garibanın gözünden akan yaşa melekler. hesap sormaya gelen, hakkını isteyen vatandaşlar bilinçli yurttaşlardan korkardı bu sinsi ellerin sahipleri, karıncayı ..k ama belini incitme çalışır bırak desturlarıydı… Nerede iyi bir iş yapılacak olsa sahip çıkılır, sahibinin elinden çalınıp kendi emekleriymiş gibi gururla sunulurdu… Ortaya çıktığında bir kulp bulunurdu… Gına gına burunlarından geldiğine tanık oldum… buna bile üzüldüm… #benmemleket Godaman paralı ve herkesi tanıyan zalimin dölü mutlu olsun diye beni öldürdüler. #benmemleket Aldım denizlerimi açtım kanatlarımı uçtum kıtaların üstünde, yıllarca yarım gezdim, kambur kaldım, yaşattıkları azabı kimseye yansıtamadım çünkü sevmekti amacım, ben böyle puşt olamadım… sabrettim durdum #benmemleket Her toprak kabul etti her toplum sevdi beni, görsede sorsada anlat dese bile sustum, diyarıma insanıma laf söz gelsin herkesi böyle bilmesinler istedim sustum. Çok zordu zalimin azabını saklayıp susmak, başardım bir bakıma başardım işte… Sanki ne geçecekti acınmışlıktan başka, dedim herkes biraz kötü biraz iyi… elimde sakladım yumruğumu sustum. #benmemleket Şimdileri cehaletin ehli yine sahnede, yine izliyorum, yine sessizim… yine zulm yine cebir yine hile… emektarın emeğine uzanmış elleri, söven dilleri yazıyorum… kaybolurken vakitlerim sabrediyorum… acırken yaralarım sabrediyorum.. tuzak üstüne tuzak, sinsi tehdit oyunlar ve gözlerinden okunan kibirli nefret… ben hepsini görüyorum ve farkındayım, bişey olmaz korkmuyorum… sadece üzülüyorum onların adına… iyice saptıklarının farkında bile değiller… acıdıkça Allaha gülümsüyorum, içtikçe zehirlerini Bir Melek Gelip temizliyor hücrelerimi… Vuruldukça azıp daha da güçleniyorum #benmemleket Sevdiklerimi alıyorlar güçleniyorum… canımı emeğimi çalıyorlar güçleniyorum… kapattıkça susturdukça cihan değişiyor görüyorum… Bir Anam Bir Oğlum ve Bir de Allah bana yeter.. 3 tabak aş bir de Allah dostlarına tenceremde ayrılmış bir kap yemek var. Günah kokan badelerle sardıkları kahpe dürümlere fırınlarımda yer yok… Toprağından bağlar ırmaklarında sazanlar akan çeşit çeşit mevsim geçen diyarlarımda güzel umutlarım var benim.. Bırak Türkiyeyi… Gezegen Benim. #benmemleket Odamda da Gezegenlerim Var Benim. Kozmik Dostlarım, Cinlerim var… Hayvan diye iteleyip kendini üstünde gören yaratıklarla doluyken kapının önü, caddeler… bir sıcak çay ve kozmik ulvi sohbetler ve aptal dışa vurumlarla kavga ettiğim canlılarım var… 3 tane çam ağacım var… kedilerim köpeklerim var... Beslediğim Tilkiyi Öldürüp resmini Çekip, Eşek Sıpalarımı Köpeklerine Parçalatan Caniler var mahallerimde.. hepsini bir bir yazıyorum... kapım kaçağım dandik dandik resimlerim ve rapim şiirim müziklerim var… Ay ışığı altında rüzgarla dans ettiğim şaman geceleri düzenliyorum in cin disko yapıyorum… Derdimi Allaha yakındıkça yaklaştık Onunla biz... bir gün kendimi kaybettim dostlarım ölüme attı beni.. tuttu gökten düşerken aldı beni Napıyorsun oğlum sen? dedi… saçmalama…! sana bunu yapanların sonunu görmeden ölmek yok… hiç atmamışsın kendini gibi geri koyuyorum seni… şimdi yanında ben varım artık biliyorsun.. korkma diyorduk.. ben her gönlü bilirim demedim mi… ben izin vermeden sana ölmek yok… gelsinler bakayım benim bu yetim memleketime, yarattıklarıma zulm eden kendinden geçmiş kibirli yaratıklar… Ya umutlarını yeserttiğin ask dolu diyarlar üzerine inşa edeceğin insanlar ne olacak sen ölünce...? Saçmalama memleket! Kitaplarımı yanlış yorumlarla insanları bölen saptıran sapkınların başını ben bir bir alırken sen burada usul usul otur… Selamımı ilet insanlara… Allahımı da aldım geldim de! Gelsinler Bakayım Nasıl Geliyolarmış… Beni Seviyorsan Ahirlerden korkmak yok tamam mı? Tamam dedim. Ne diye Allah bu..? usul usul iyi etti beni gülüştük… ... ölmeyi bırakalı çok oldu... doğdukça doğdum küllerimden... #benmemleket Bana ve mazlumlara korku yok dedi Allah, herkesle tanıştım selamları var… Mikail ve Şimdi de Cebrail… Herkes Burada Odamda… Gel Buyur İnanmayı bırak bil artık dediler… Ben de bildim artık. Şimdi Cennet benim odamda... #benmemleket Gezegenin Çiftçilerini Aden Ordularının Çobanlarını Selamla… Diyar Diyar hane hane düşen fotonları, her din ve inançtan cin halklarının ve deniz halklarının birliklerini ve o beklenen zamanları müjdele dediler… emeğiyle, edasıyla çalışan hakkı yitik yetimleri ve mazlumları kurtuluş ve refaha müjdele… Onlara darbelerden, zebanilerden ve cinlerden bir zarar gelmez… Onlara bir karmik dilde bir dua iner bir gece ansızın süzülür dudaklarından uyurken… O günden sonra acıları hafifler… yönleri belirir ve Allah dostlarına katılırlar… Baktı mı güzellik iyilik görür onlar... Ezsen de çalışır sövsende çalışır hafif gelir onlara zalimin puştun eziyeti... Onlar artık o günün geldiğini bilenlerdir... Zalimleri kendi hallerine bırakın onlar birbirlerini yedirdiği gibi, yedikleri haklar gibi birbirlerine kalacak… her şeye erişen nüfuzları bir parça umuda ve mutluluğa erişemeyecek… Yeni Dünyayı en çok sen istedin bu gezegende be memleket dedi Allah… ve ekledi hadi o zaman ver müjdeyi, hadi sen ver o zaman bu senin hakkın be memleket…! Kur Ani Kerim İle … O an Bu An… O Allahın Selamı ve Selası Sens n Memleket... Kur Anı… Müjdele Yeni Bir Dünyayı… Biz İnandık Sana Razıyız… Sende Artık Bizdensin… Müjdele daha iyi bir dünyayı… Sonra Biz Sana Yeni Kocaman Bir Gezegen Vereceğiz... Söz. Kurtarabildiğini Kurtardın... Bizde her hesap hazır... Merak Ettik Neymiş Bizim Verdiğimizi Başkasından Esirgeyen Toplumların bu Izdırabı... Müjdeler olsun müjdeler olsun müjdeler olsun… Ani sana kurban olsun… Daha İyi Bir Dünya Vuku Olsun Allahım… Sen ne dersen o olur… Daha İyi Bir Dünya Vuku Olsun Tanrım…, Mazlumlara İyi Günleri Müjdelerim, Ezelden Beri Beklediğim O An ı Rahman ve Rahim Allahın Adına Ben Müjdelerim. Kendim İçin yok Bir Beyanım.. Bu Dünyalılar Beni İstese, Ben Artık Onları İstemem... Yeri yurdu Verseler, Yer Yurt İstemem... Malı Canı Verseler Mal Can İstemem... Ben isterim ki ac acık kalmadan aynı şansla başlasın herkes.. birbirine göz koymadan aynı şan ile çapsın yürekler... Kendime istemem birşey.. Tiksindim zaten böyle kahır olmuş can çekişen medeniyetlerden.. Bir huzur isterim o da senin yanında... İstediğim tek şey olmak senin yanında #benmemleket Klinik Posta 29 Ekim 2019

SUÇ ve SAVAŞ | AF ve BARIŞ

SUÇ ve SAVAŞ | AF ve BARIŞ

Nisan 2020 ye girdiğimiz şu zamanlar benim de 40 lı yaşlarımın ilk zamanları. Şu günlerde yaşamakta olduğumuz bunca ağır ve üst üste gelen felaketlerle boğuşan Dünya’nın gidişatına tanıklık ederken, bir yandan sevdiklerimizi korumaya, bir taraftan hayatımızı paylaştığımız topluluklar olarak bu süreçte ayakta durmaya çabalıyoruz. Gitgide ağırlaşan şartlar ve kabus gibi dertlerle sarılmış dört yanımız diye düşünürken bir şey fark ettim ve ne strese ne endişe hiç bireyden geriye bir eser kalmadı. Ne zaman en son kendimi güvende, ekonomik, ruhsal, zihinsel ve fiziksel olarak en optimal ve yüksek seviyede hissettiğimi düşünüyordum? Yada hiç böyle hissetmiş miydim? Aidiyet ve kimlik problemlerim.. Sevgi ve Güven Aile ve Birlik Sosyal Çevre ve İyi Dostluklar Eşsiz Zamanlar Aşklarım… Ekonomik şartların el verdiği ölçülerde gönlümce erişebildiğim ileriye dönük hedeflerim ve ailemin verdiği içten destek ile öngörüsüzce önümü kesen veya bana engel olan yanlış yaklaşımları… Benim suya düşen umutlarım, kırılan gönlüm, güvenim, sarsılan öz değer ve özgüvenimin ekseninde kendimle olan barışım ve azmimde meydana gelen erozyonla değişen dönüşen karakter ve hayat yaklaşımlarımın bütünde şimdiki bana ve kaderime yaptığı doğru ve dolaylı etkiler… Bir Birey olarak bilinçli olarak şekillendirmeye başladığım şu 40 yıllık hayatım ilk okulda başladığım ilişkilerin seçimlerin ve çevremin tepkileri ve benim hakkımda oluşturduğu kanılar doğrultusunda etkileşimlerle genleşerek geldiğim şu anki ben. Her şeye rağmen, herkese karşı, herkes sayesinde bütünde sunulan ve sunduklarımın etkileşimi ile şekillenmiş bu insan; yani ben. Tüm bunlara maruz kalmadan önceki niyetimi ilk okula ailemin yanından ayrıldığım ve yalnız başıma kendimce başladığım o ilk niyet ve beklentilerimi hatırlamaya çalıştım. Hatırladım. Hislerimi, umutlarımı, neşemi, bilinmezlik ve kocaman dünya karşısında korku ve heyecanla karışık muzip merak ve ailemin içime ektiği güven ve değerle evden çıktığım o ilk bir başıma günü net olarak hatırladım. Ve her şey böyle başladı. O iyi niyetli ve ailesinden gördüğü kaydettiği tüm sosyal silahları ve sevgisi güveni ve öz değeri ile ilk bir başına hayatına adım atan çocuk. Bir bir kırıldığı, güveninin sarsıldığı, yalnız ve korumasız hissettiği ve yaşantısına damga vuran pek çok irili ufaklı anıyı olabildiğince anımsayarak ve belirli bir biçimde analiz ve düzenle birbirleriyle bağlayarak günümüze kadar gelecek bir hayat muhakemesini sonuçlandırdım. Sonuc: AQ mun DUNYASI! Sanırım 30 lu yaşlardan 40 lara geçerken, yetişkin hayatlarımızda elde ettiğimiz kariyerden aşka, sosyal statüden bizi eskiden bu tarafa tanıyan eşin dostun tutumlarına kadar edindiğimiz intiba ve zihnimizdeki imaj arasındaki fark ve mevcut gerçekliğimizin birbiriyle ne kadar örtüştüğü meselesiydi bu derin analizi başlatan durum. İyi de oldu. Bu karşılaştırmalarda öncelikle insanlar özellikle sizleri geçmişten bu yana tanıyan başta yakın aile ile başlayarak katman katman iletişimde bulunduğunuz insanların kafasındaki imaj ve sizin kendi gerçekliğinizin örtüştüğü ortak olarak onayladıkları ve pekişmenize yardımcı olan unsurlar yanında, uyuşmayan ve kimi zaman çatışan olumsuz kusurlu bölümlerin Biribiriyle olan orantısı yönünce ve ağırlığınca başlayan bir öz muhakeme süreci sanki akademiden mezun olmadan önceki son değerlendirme ve gelecekteki size erişip erişmediğinizi yahut ne kadar az yada daha iyi olup olmadığınızı kavrayarak ikinci bahar öncesi master plan revizyon sürecine giriş niteliğinde bir güncelleme gibi bir şey. Karışık oldu sanırım, daha az kelime kullanarak da yazabilirdim sanırım anlatmak istediğim şeyi. Ancak detaylardaki incelikler gelişi güzel Nerden geldim nereye gidiyorum, ne oldum ne olacağım gibi klişe ve üstünkörü bir değerleme değildi. Gerçekten büyük bir efor bir dizi meditatif ve hipnoz boyutunda geriye dönük hafıza çalışması, olayları, yarattığı durumları, ilişkili kişiler ve onların davranış ve tutumlarını tetikleyen unsurlar ile dikkate alınarak anlaşılarak derinlemesine bir analiz halinden bahsediyorum açıkçası. Kendimi anlarken karşımdakileri ve ilgili tüm dinamikleri mümkün olduğunca geniş bir açıdan değerlendirerek, zaman zaman ileri geri bütünsellikte herseye bağlayarak ve analiz ederek ilerlerken, yorum katmamaya ve sadece anlamaya çalışarak duygusal etkileşime minimum maruz kalmaya çalışarak tarafsız ve şeffaf bir irdeleme yapmak. Kolay olmadı, başa sardığım bölüm çok oldu. Kimi zaman çok derin sarsıntılar geçirdim. Çok ağır biçimde ruhsal dalgalanmalar ve acılara maruz kaldım. Yılmadım. Korkmadım. Biliyordum ki yarım bıraksam ileride daha büyük ruhsal ve fiziksel hasarlar bırakacaktı. Tamamlamam gerekiyordu. Tamamladığımı düşünüyorum. Kendi 40 yılımın ve doğrudan dolaylı tüm dinamiklerin ışığında bugün gördüğüm ve ölene dek yaşamak zorunda olduğum bu adamı mümkün olan en sert ve en adil biçimde değerlendirdikten sonra öncelikli olarak 3 sorunun cevabını verebildim kendime. 1.çabaladım 2.paylaştım 3.kimseye borcum yok

Muassırlar Cehennemi

Muassırlar Cehennemi

Muassırım Ben. Kendimde beğendiğim her şey kutsal, karşıda gördüğüm her fikir kara cehalet benim medeniyetimde… Bilmez onlar muassır mı görmüşler… Anlatayım da medeniyet görsün dünya… eleştireyim de kültür görsün sosyal cahil medya… Tenezzül etmem ama güzelmiş beğendim aslında.. kimse görmesin diye no like. Muassırım ben, görür görmez görmezden gelirim benden olanların ayıbını.. ilahiye bağlarım ve gece gibi örterim yediği hakları, işlediği suçları ve yediği hakları -ki davama zarar gelmesin çünkü iyi bir muassır işine gelen her iyi sözü ve ameli ustaca bükebilmeli.. hak yerken bile haklı olmalı… Muassırım Ben, Her yere her koldan sızmıştır ben ve benim gibiler… Her kılıkta kendi çıkarıma hizmet edebilir, işime gelmedi mi hemen başkasına asalak olurum… Gözünden tanırım karşıdan bile olsa kendim gibi muassırları yeri gelir bir olur kendi davalarımızı satarız... Kolay değil muassır olmak.. Muassır dediğin önce kendini ve kendi etrafındakileri güçlü kılacak ki erdem, iman ve tüm diğer savunduğu adalet hususları iyice kendisine hizmet edecek biçimde güçlü bir muassır sistemi olsun… kendisinden sonra gelecek nesilleri de muassırlığın meyvelerini toplasın ve seçkin muassır hayatı ve ülküsü devam etsin…. Çünkü ben olmasam muassır olmak imkansız… çünkü benim muassırlığım senin muassırlığını döver… En önemli en haklı ve en çok iyililiği ver hepsini ama hepsini ancak ben ve benim yanımdaki muassırlar hak eder… Geriye kalan yalancı muassırlar ölse aç kalsa yeridir… belki benim elmamın çöpü ile yetinirse benim yolumda ilerler ve belki bir ısırık fazla bırakırım o zaman benim gibi muassır olacak olana… Zahmet ederim çünkü ben çok muassırım… Muassırım ben… zaten görev ve yetkiyle donatıldığım ve hizmet üretmekle mesul olduğum işleri sanki benden başkası yapamaz mışcasına ballandırarak anlatırım… kavanoz kavanoz balları da benim muassırlarıma sunarken… kendim ve benim seçtiğim ve sözümden çıkmayan muassırları üstün kılarım… Muassırlığın ve hizmetlerimin bedeli vardır… Muassırlığımın ne çok badirelerden geçerek geliştiğini ve ne kadar çok çektiğimi anlatır dururum vicdanımı rahatlatmak için… Tüyü bitmemiş yetimlerimin hakkının nasıl yendiğini anlatırken muassır bir sebep bulurum böylece tüyü bitmemiş yetimlerin yediğim haklarına… Çünkü kimse bu kadar muassır olamaz… Benim ulaşacağım muassırlığın kutsal yolunda herkes ve her kutsiyet kurbandır bana… inanayım inanmayayım fark etmez… onlar nereden bilecek bu muassırın getireceği kutsalın onların yalandan kutsiyetinden ne kadar kat daha fazla kutsal bir muassırlık olduğunu işte bu yüzden, yalan ve haram ve katliam bana helal geriye kalanlara haramdır… Neden çünkü tek muassır ben olduğum için.

TEKNİK MECLİS | Kamu Bilimsel Ortak Birimi

TEKNİK MECLİS | Kamu Bilimsel Ortak Birimi

BEKA Projesi Kapsamında Mikro Model Çalışmalar Eşliğinde | TEKNİK MECLİS Sayın Feriha KOÇ Ön Sunuşu Hazırlayan: Onur Andaç SEVER 6 July 2020 TEKNİK MECLİS|Kamu Bilimsel Yönetişim ve Planlama Ortak Birimi Psiko Sosyal Analiz - Etkileşimli Eğitim ve Rehabilitasyon Senaryosu Üzerinde Kökensel Tanılama (Epistemolojik) ve Çok Boyutlu Çözümleme ve Yönetişim Modeli Yapılandırması. AMAÇ Bakanlığımız T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde, Tüm Kamu, Akademik Kurum ve Pratiklerin Modüler ve Daimi Katılımları Nezdinde Oluşturulması Öngörülen Bir Ortak Kamu Bilimsel Üst Kurumu Tesis Edilmesine Yönelik Bir Çalışmadır. Bilimsel, Bilişsel ve Bilişimsel enstrümanların Uzman ve Teknik Kadrolardan Oluşacak Tam Zamanlı Bir Devlet Organı Tasarlamayı Amaçlar. Sosyo Teknik, Ar-Ge, Planlama, Projelendirme, Uygulama, İstatistik ve Denetim Pratiklerinde Çok Açılı ve Kökensel (Epistemolojik) Teşhis Kabiliyetine Sahip Ortak Bilimsel Yönetişim Yaklaşımı ile Yeni Nesil Pro Aktif Devlet Yönetişim Modeli Kurgulamak. Kurumlar Arası Bürokratik Çakışma ve Gecikmelerden Muaf, Dinamik ve Modüler Esneklik ve Yeteneklere Sahip Pro Aktif ve Bilimsel Yönetişim Alt Yapısı Kurgulamak. Yeni Nesil Çözümleme ve Yönetişim Alt Yapısını Mevcut Geleneklerle Eş Zamanlı Olarak Karşılaştırmak. İşlevsel ve Çok Boyutlu Kompleks Problematiklere Zincirleme Reaksiyon Geliştiren Çözüm ve Mekanizmalar Üretmek ve Uzun Vadeli Dönüşüm ve Milli Plan ve Projeleri Bu Açıdan Ele Alarak Revizyon, Güncelleme ve Yenilemeler Konusunda Bilimsel ve Çok Katmanlı ve Multidisipliner Çalışma Sistemi Tasarlamak. Uzun Vade Milli Kalkınma ve Gelişme Hedeflerini Planlayan ve Uygulamarı Etkin Olarak Denetleyen ve Yöneten Kamu Ortak Bilimsel Üst Akılı Rolünü Üstlenmek. Epistemolojik Araştırmalar ve 100 Yıllık Kamusal İcraat ve Toplumsal Köklü Problemler ve Parametrelerin Işığında Mevcut Türkiye Resminin Yeniden Bilimsel ve Sosyolojik Olarak Tanımlanması ve Kökensel Ayrıştırma ve Saptanan Bağlı Zincir Sorunsal Tehdit ve Problemlerin Tespit Edilmesi. Teşhis Yordam ve Planlama ve Uygulamalar Bütününde Çalışma ve Araştırmaları Yürütmek. Kompleks Çözümler ve Etkileşimli Geliştirmeler ve Projeler Üretmekle Birlikte Kamusal Akademik Mesleki ve Sosyal Bütünlükte Eş Zamanlı Eğitsel Gelişim ve Kalkınma Yönünde Çok Boyutlu Gelişme ve Enerji-Emek-Zaman ve Ekonomik Tasarruf Sağlayan Dinamik Planlı Yönetişim Modelleri Tasarlamak ve Devlet Geleneklkeriyle Uyumlu Olarak Bütünleşmiş İyileştirme Standartlarını Yeniden Tanımlamak ve Belirlemek. HEDEFLER Epistemolojik Değerlendirme Modeli Tasarımı ve Pilot Çalışmalar Sosyo Teknik Perspektifte Çok Katmanlı Projelendirme Teknikleri Geliştirmek. Pro-Aktif Yönetişim Modeli ve Yeni Nesil Pratik Bürokrasi Modeli İnşa Etmek. Daha Etkin ve Pratik Çözümler ve İşleyişler Tasarlayarak Yeni Nesil Bilimsel Devlet Yönetişim Modelinin Temellerini Atmak. Bilişimsel Destekl. Yapay Zeka Tasarımı. <SANAL BAKAN> Tasarımı. SANAL BAKAN: İstatistiki Verileri Karşılaştırarak Çeşitli Parametrelerde Yorumlayan Raporlayan ve İşlem ve Akışları Kontrol Ederek Sistemsel İşlevsellik ve İş Akışlarını Denetleyen ve Öneriler Getirebilen, Akıllı Devlet Uygulaması. Çok Boyutlu Geliştirmelerle Aynı Anda Çok Yönlü Uygulama ve Projeyi Yürütebilen Dinamik Sistematik Matris Tasarlamı. Kamusal, Sosyal, Hukuki, Ekonomik ve Güvenlik Pratiklerinin Eşzamanlı Etkileşim ve Eğitim Yordamlarıyla Yeniden Ele Alındığı Kökensel Teşhis ve Tedavi Protokollerini Standart Hale Getirmek. En Kısa Süre ve Çaba İle Elde Edecek Derinlikte Minimal Maliyetli Çalışma ve İyileştirme Mekanizmaları Tasarlamak. Küresel Devlet Yönetişim Sistemlerine Alternatif ve Örnek Yeni Nesil Devletçilik ve Kamu Çözüm Ortaklığı Standartları ve Yaklaşımları Geliştirerek; Küresel Boyutta İyileştirmelere Öncülük Edecek Yeni Nesil Sistem Tasarımına Lider Türkiye İmzası Atmak. ÖRNEK SOSYAL PROJE MODELİ ÜZERİNDE DUAL TASARIM ve SİSTEM KURULUMU Gazi Rehabilitasyon ve Meslek Edindirme Kampları ”GAZİ OBALARI” Tesisi Vizyonunda Mesleki ve Teknik Okul Öğrencilerinin Ustalığı ve Rehberliğinde (GENÇ USTALAR) Madde ve Şiddet vb. Sosyal Düzeni Bozan Gençlerin Hizmet, İş, İşlem ve Görevleri Yerine Getirdiği Eş Zamanlı olarak Denetimli Serbestlik ve Teorik Madde ve Şiddet Vb. Zorunlu Eğitim Programlarına katılımın Sağlandığı Psiko Sosyal Aktivite Desteği ve Gözlem Bilgi ve Rehberlik Eşliğinde Görsel ve Algısal Etkileşim. Akademik ve Kurumsal Gözlem Değerlendirme ve Tespit ile Akademisyen Pratiklerinin Geliştirilmesi Epistemolojik Değerlendirme Saptama ve Yordamsal Tasarlama Ekseninde Multidisipliner Yaklaşıma Giriş. Etkileşimli Eğitim, Psiko Sosyal ve Sosyo Kültürel Gerçek Zamanlı ve Eşgüdümlü İyileştime Simülasyonu Üzerinde Canlı Değerlendirme İmkanı Bilimsel ve Teknik Pratiklerin Kültürel Bağlamlarda Birleştirilerek Psiko Sosyal ve Akademik, Bilimsel ve Sosyo-Teknik Yordamlar Kullanarak Kompleks Sorunsallara Yeni Yaklaşım ve Yönetişim Modeli ve Uygulamalar Geliştirilmesi Ceza - Eğitim - Staj - Rehabilitasyon ve Sosyo Kültürel Etkileşim içeren çok boyutlu Kompleks Çözümleme Pratikleri Kapsamında Eski ve Yeni ye Dönük Kıyaslama ve Ölçütsel Karşılaştırmalar İle 2023 Vizyonuna Yeni Bir Bakış. TEKNİK MECLİS Bilimsel Üst Düzey Ortak Devlet Aklıdır. Teknik ve Bilimsel İş ve İşleyişleri Sosyo Teknik Yordamlarla Birleştirerek Maddesel ve Manevi Konuları Bir Arada Ele Alır. Uzun ve Kısa Vadeli Planlama ve Projelendirmeleri Çok Boyutlu ve Kökensel Olarak Tasarlar. Bu Prensip Doğrultusunda 100 Yıllık İlerleme ve Kazanımlardan Başlayarak Tepeden Tırnağa Bir İnceleme Algılama Tespit ve Konumlandırma İle 2023 Türkiye Vizyonu ve Küresel Vizyon arasında Yükselen Yeni Dünya’da, Günümüz Kompleks Sorunsalları ve Tehditlerine Modern ve Tarihsel Süreç Işığında Yeni Yorumlar ve Sağlıklı Tespitler Üretmeyi ve Pratik ve Düşük Maliyetli Zincirleme İyileştirme ve Kalkınma Mekanizmalarını Uyarlar. Öncelikli Olarak Ulusal Kritikleri ve İyleştirmeyi Sağlayacak Uzun Vadeli ve Çok Katmanlı Bir Oluşumdur. Sosyo Kültürel ve Sosyo Ekonomik Dinamikler Arasındaki Bağlamları Devlet Yasama Yürütme ve Yargı Bilimi ve İhtiyaçları Oranında Eş Zamanlı Düzenler. Toplumsal Dengelemeyi ve Çok Boyutlu Etkileşim ve Güdülemeyi Tetikleyecek Enstrüman ver projeler Geliştirir. Esnek Bir Yönetişim Modelidir. Hassas Konu ve Problemlerde Önem Arz Eden Tüm Alakalı Disiplinleri En Uygun ve Uyumlu Biçimde Gruplayarak Söz konusu Sorunsalı Her Açıdan En Hızlı ve Dinamik Biçimde Belirleyerek Kısa Orta ve Uzun Vadeli Çözüm ve Güncellemeler Geliştirir. Kamu Ortak Üst Aklını Müdahale ve Planlama Birimlerini Bir Arada Koordine Edebilen, Kurumlar arası bürokratik ve resim akış protokollerinin üzerine yazarak daha çabuk ve etkili hareket ve uygulama kabiliyetine sahiptir. Aktif ve Hızlı Karar Alır. Her Kurum Kendi Bünyesinde Zaman Kaybı Olmaksızın İş ve İşlemleri Yürütebilecek Yetki ve Otomasyona Sahip Olarak Tek Elden Hareket Eden Ortak Bir Teknik Akıl Sağlanır ve Bu Kararların Doğruluk ve Yasal Dayanakları Neredeyse %100 kesinlikte doğru ve makuldür. Yüksek Bir Kamusal Zeka ve Kabiliyete Sahip Bir Rol Model ve Tüzel Kişilik Olarak Kamunun Hareket ve Karar Kabiliyetleri Tam Olarak İlgili Sorunsala Odaklanır. Tüm İlgili Birim ve Kurumlar Belirlenen Takvim ve İşlevsel Süreçleri Uygulamada ve Netice ve Sonuçların Akışında Herhangi Bir Engele yahut çakışmaya mümkün olan en minimal biçimde maruz kalacağından tüm iş ve işlemler olağanüstü akıcı ve tutarlı bir biçimde yürür. Zaman Emek ve Ekonomik Tasarruf sağlarken En Etkin Karar ve Güçlü İlerlemeler Sağlanacaktır. Proje Adımları: Taslak Teklifi Teknik Meclis Adımları Kurumsal Sunuş ve Değerlendirme Teknik Meclis Platformu Alt Yapısı ve Çalışma Ekibinin Oluşumu Kapsam ve Boyut Sekreterya Kurulumu ve Koordinasyon Protokollerinin Tesis Edilmesi ve Yasal İlişkilendirmeler. Teknik Meclis Karakteri ve Omurgasının Tasarımı Kampı Katmanlar ve Mekanikler Yönetişim Akış Şeması Tasarımı Ön Değerlendirme ve Kesinleştirme. Kararlı Değerlendirme AR-GE Sonuçlandırma Katmanları Vizyon ve Temel Misyonlar ve İşleyişin İstişaresi İşleyiş ve Akış Tasarımı Kararlı Sunuş ve Kabulü Kuruluş Şurası Kararlı Sunum ve Açılış Örnek Modelleme Üzerinden Teknik Meclis Uygulamalarına Giriş Epistemolojik Araştırma ve Rapor Birimi Yaban Arısı Timleri İstatistiki ve Dual Gözlem ve Rapor Ara Birimi Kurulumu Öğrenci Öğretim Üyesi Teknik Uzman Gruplarından Oluşan Bağımsız Perspektife Dayalı Gözlem ve İşlevsellik ve Bütünsellik Denetimi ve Pratikler Arası Yaklaşımlar Nezdinde Genel Değerlendirme Mevcut Sistem ve Teknik Meclis işleyişi ve akışının eş zamanlı olarak sürekli denetim ve raporlanması suretiyle aktif karşılaştırma ve performans karşılaştırmaları Yapay Zeka ( Sanal BAKAN ) Alt Yapısı ve Temeli Sanal Bakanın Tanımlanması Davranış ve Yetki ve Erişim Protokollerinin Belirlenmesi Geri Bildirim Denetim ve Raporlama, Kontrol Uyarı Alarm ve Tahmin Dürtülerinin Dinamik Bağlam ve Tepkisel Algoritmaları Üzerine Teknik Çalıştay Simülasyon ve Pilot Bölgelerin Kurulumu (Eş Zamanlı) 2023 Raporu ve Kararlı Oluşum. Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Onayı Yeni Nesil Teknik Devlet Yönetişim Modelinin Hayata Geçirilmesi Proje Teklifi Uygun Görülmesi Halinde Ön Fizibilite ve Diğer Gerekli Ayrıntıları İçeren Çalışmaların Başlatılması Öngörülmekle Birlikte. Teknik Meclis Alt Yapısı Kurulumunda Devlet Arabieimi ve Bakanlığımız Bünyesinde Olması Öngörüldüğünde, Proje Fikir ve Yapılandırma Aşamasında Herhangi Bir Maliyet Arz Edilmemektedir. Daha İyi Bir Dünya Mümkün. Saygılarımla Onur Andaç Sever Değerlendirme Notları

Gönüllerin Fethi

Gönüllerin Fethi

Gönüller fetih olsun barış ve bereket dolsun isterdim şu hayatlarımız. Tanrı değilim ama olsaydım kesin iyi olurdum. Tanrıyı iyi bilirim çünkü. Aslında hayat İyidir çükü Tanrı Hayatı Var etmiş... rahimden rahman rahman doğup geliyoz. Ağızımızda küfür şimdileri Rahman ve Rahim. Koyun AK. koyun koyun... Led ile fotonu ayırmayın... küfür ettiğiniz doğru amq yine mi bu hata? Hep hata yapan kim? Anlımız arşı görmezse Alnın tevbelere kapanır. Rahman Rahme Koymazsa Hayat Kalmaz. Tevbelerin azsa özden astrale erken alışırsın çabuk bağlanırsın. Varoluş üst yerlerde varoluş hakkının bütünlüğüyle uygulandığı bir mertebe... Galaktik Medeniyetleri Yok Mu Sandın. Ee Hep Yasin Okuyorsun. Aç Bak Bide Türkçesini Dene.. Anlarsın Deli Kim... Cahil Kim... Kimmiş? Yesss... İnşallah gezegeninize de hayırlı olur. Hep Kabili Okudunuz Habili Savundunuz Sözde.. Ama Kabil Oldunuz Hikaye Sizin Bölümünğze Değdiğinde.. Nötrıl ı yıldırıp nötron yapma patlarsa kaldıramazsın. Zeki Olsaydın Atom Teknolojisini Böyle Kullanmazdın. beyaz romla muz brown romla şeftali ve zeytin... var oluş gereksinimlerin türünle aynı. sende neyse herkeste o lazım. Bu akışı para ile değil yönetişim ile çözersek bu günleri ileride konuşmuycaz. Söz. Ahlak değil Açlık öncelik şu an. Ahlak buna bağlı bir değişken. Aidiyet hissetmeyn sürülmüşler ve sığınmışların gideceği bir global toprak yok mu.. ? Sancağın altına kabul etmediğin sığıntığıyı şehirde de istemiyorsan hemşom ne yapsın nereye gitsin ne ekip ne biçsin büyüklük yapıp sınırlarını açıp kamplara koymak istifiyle ziyan ettiğin hayali... misafirperverlik ve şovenist kudretli mi maskelemek gücündesin. fak det şit. Nötrıl yaşam toplumları okkayy...? Si..? No nonono.. nada dimi..? Haymatpolisler aş iş yemek barınma için güvenli serbest yaşam bölgeleri. Silah yok. Geçimini emekle sağlıyorsun. vergi de beşer hizmet ve varlıksal katkın yeterli. donunu al gel. Küresel ve paydaş derecelendirilen uluslararası yeni güvenli yarı bağımsız. yaşam alanları. Tüm canlılara eşit ve serbest yaşam hukuku ile inşa edilmiş basit bir vizyon ve felsefe ile işleyen bir yeni dünya ekosistemi. tamamen fizyolojik ve gelişime yönelik optimal ihtiyacı karşılıyor ve daha iyi bir dünya ve refah hizmetine adanmış ortak bir vizyonun ürünü. Herkesin Yeri. Huzur bolluk iş aş arayan maceraperestleri ayırın gelsin isteyen başlamak için. Bipolarlar ve ruh hastaları en önce onlar gelsin. Rehabilitasyon ve İlerlemeyi eş zamanlı karşılıklı olarak tedavi ve idame edebilen bir mekanizma. Hem deva hem derman hem de inşaa. Sonra daha fazlasını isteyen hakkı kalan felan kinkan davalı cahil eski modeller kalsın yerlerinde. Üretken ve iyi niyetli insanlar ve geleceğin sigortası nesilleri ayırdıktan sonra atış serbest parçalayın birbirinizi. Kural yok linit yok doya doya vahşileşin... istediğiniz gibi ileri gidip en iyi ve yeni ölüm oyyuncaklarını deneyimleyin bir taraftan.. çıplak ellerle ve dişlerinizle boğazlarınızı parçalayın tıpkı yırtıcılar gibi ılık taze kanı hissederek damaklarda... Haymatlopolislerde biz de başaka bir sünya gösterelim. Arada rehabilite olmaya kıçınız sıkıştığınızda eski dünyalıların suğınma ve yaşamsal ihtiyaçlarıda bizlerin garantisi altında. Soyu sopu sevdikleri güçsüzleri bizlerin yanında hep güvende mutlu ve hak ettiği ve hakkı oşan herşeyi ve dha fazlasına ulaşmadı için paraya ihtiyacı yok. Birazcık efor ve biraz gayret varsa en etkin ve optimal fiziksel kondisyppn ve psiko motor hormonal ve ruhsal dengeleri yüksek oranda optimal dengeyle koruyacak basit bir uygarlık olsun işte insanların yaşamsal alanlarında. Vaha gibi. Kıçı sıkışan herkesin gidebileceği eklemlenerek en uygun ve ideal fayda aşışverişi ve yaşamı deneyimlemesi çok basit ve zahöetsizce sunulabilir süper olur du dimi dimii? Birbirini yiyenlerin hastasına muhtacına da güvenli haytlapoli şehirleri. Sevdikleriniz emniyetteyken başakalarının sevdiklerini hunharca gönül rahatlığıyla katledebilirsiniz böylece. Ani arabeleri bölgesinde ermenistan ve azerbaycan türkiye Hocalı da dahil olmak üzere nötral köykent kuralım birlikte..? Şaka şaka... değil gerçek! Kerküke kadar olan kalkan ve tampon bölgelerin arasında da kurabiliriz ama sızma mızma puştluk terör yok durumdan istifade edip. egeye akdnize balkana bişey demeye gerek var mı bilmiyorum. Birde herkes evlerinde Ulusal Beka kampüsleri kurabilirse.. işin hamurundan başlanmış olurdu. zaten travmatik olan cinsel geçişleri porno pop kültür yüzünden lastikleşen kalpleriz/. kızların cinselliği ve iktidar süresinin uzunluğu ekseninde sonsuz bi kinetik vs güç ve çekişme cahil bir dürtüsel kosadevre var.. cycle.. küçükbaş hayvanlarda uyuz olurya tipleri kayar orası burası dökülür.. estetik ve fiziki bütünlükteki rahatsız titreşimleri hissederiz hani yanlıştır.. sürüler ne yapsın çobanın gözü bile eşeğin götünde.. iki köpek sıpayı parçalamış so what?.. o adamlar sizin çocuklarınızın oynadığı sokaklardan da geçiyor ve tasmasız dostları yanlarındaysa bu gülün dalı size de girer mi ... ihtimal dinamikleri... ihtilal dinamitleri... bılamdınız mı hepinizi düzen ve düzüldükçe daha çok bağlandığınız büzüldüğümüz ve kimseye dokundurmadığınoz bu hardcore materyalist nevroz... çok değil bi kaç ay önce ki peşmekeşle şuan evlerinizde kendinizi dinlediğiniz ve yeniden hatırşadığınız kadarıyla huzurlu dingin ve güvenli yaşam alanı fikri nasıldı...? Çok daha iyisini bekleyin... kat be kat daha iyi hissedeceğiniz kolektif bir iyileşme... hemde çok katman ve boyutlu işleyiş ve eşgüdümlü olarak tahmininizden de kısa sürede gözle görülür ve hissedilir makro sosyal bir iyileştirme.. Valla bak! işlemciyi ısıtıyo gereksiz çalışıyo ve kaynak kaybı.. sönürü ve matematiksel sikkatsizliklerin kurnazlıkşarın kağıt üzerinde kazanılmış haksız kazanç ve paylaşımı ile kusursuz bir kısor görgü içerisinde parası ve gücüyle övünen saşkşarın benimle eğlenirke. Özgüven sandıkşarı cagil ve hırslı hırçın nevrozlarını ifade etsem ne oluur oturup değiştirmeye çalışsam ne olur.. elini sokan tırnağını bulamıyo.. 11  ve 12 de teorik ve 13 yaşında çalışma ve sosyal yaşamsal kaynakların her varlığınız için potansiyel dengede iş-eğitim hayatı olarak müfredat ve programlanabilir yönelime ve ilerlemeye açık süper özgür fakat süper disiplinli ve suistimal geçirmez bir etik etkileşim ve geliştirme mekanizması var aklınızda.. yapıyorsunuz gibi.. Milli Eğitim Bakanı Ziya Hoca.. Kel Mahmut Efsanesinin Devamının En büyük kanıtı... umutlanmıyor musunuz? Sırf farklı kanatta olduğu için başarısını yerdiğiniz emektarlara dikkat edin ondan sonra çağdaşlık ve iyi dünya dersi verdiğinizde inanırız hepimiz. Ayıran her kimse ayrılır ve ayırandır... hepi topu bu.. kimi tutarsan tut.. istediğin taht mı kaynaklarmı.. sadece kudret ve kaynakşara sahip olur ve seninkileri şişirip diğerlerini aç buraktığında açlıktan kuduz kitleler üretip besleyen köpek dövüş klubü gibi bir savaş be kana aç bir düzenin sahibi olursun. Nurtopu gibi dimi? ve o kalitede diken üstünde korkak ve leş bir dünya hayatı elde edersin. İki yy geçti hala çok mu zor idrak etmesi? kimseyi ıskalamamalı insanın zihinsel ğotansiyeli ve yapacakları kolektif ilime katabileceği potansiyelin önemini kavrasan bilirdin ve bir canı bile ziyan etmemek için gerekirse altındaki dona kadar verirdin. Ama seni bilmediler ki poansiyelini görmüş olsan diğerlerindekini de korumak en öncelikli yaşamsal ve türael dürtün haline gelmişti şimdi. Yaratıcı ve geliştirici bir varlık ve konumsal şart ve kaynaklar en az o kadar önemli ki.. bilseniz ayırt etmeden korurdunuz herkesi. Allah şifa versin hepimize. Cumayı tatil etsek de önce saygı sevgi özgü 1 olsa marjinal daha iyi davrandığı ve etik bütünlük barındırdığına inandığınız inançsal toplum mekanizmalarınız. Hak Hukuk ve Varoluşun Bedeli ve ihtiviyatları genel olarak aynı ise geriye kalan her söz ve kalabalık kurallar silsilesi sizleri iyilik ve doğrudan saptıran manipülatif şeytan işi safsatalar ve çıkara yönelik kahpe bir ilizyon aslında.. kitaplarda ve dualarla da onaylıyor inanıyor fakat olmasına izin ve meydan veriyor ve uyuyorsanız bu pastadan pay almak için aç kalmamak için bile fazla bir vicdan yükü içinde bu derin kısır döngü ve çelişkiyi görebilen uyanık zihinler için... off bu çok ağır nasış debeleniyor ve aksamları nasış utanıyorsunuzdur varlığınızla katıldığınız bu yakışıksız ve kuralsız edep ve hak katliamının bir parçası olarak. Cahilce dimi? Benim dediğim varoluş hakkı ve optimalist yaşayış şartlarının sınırsoz oşaral aktığı ve ücretsiz eriiim bireyleri iyileştirerek konsantre seviyeye geldiğinde şu anki sizin düzeninizdeki düzenlemelerle saçınızo başınızı yolarak 50 yıldan da dazla sürede ulaşmayı hedeflediğiniz mevzu hızur güven ve refah ile kalkınmış bilinçli ve reşac bireylere ulaşmak ve koşektif özgüven ve ahenk vsr ya.. işte onu inanılmaz kısa bir sürede iki ve üç kuşakta tamamen normalize ederek kusırsuz insan ve bağlı yaşamsal ekoloji kalitesi ve orgazmik oksijen boyutu bilinçli varoluş akışınızda şuaralar aldığınız nefesten milyon kere dha sağlıklı ve leziz bir yaşamsal deneyim vaad ediyor en kısa sürede... görgüsüz kalmazdı o zaman kavga olurdu rekavet olurdu ama keçi gibi güzel kız için emek için inovatif prestij için felan... önünden çeken olmasa en temelde gözün tok olsa.. aç gözünü daha çok ilerlemeye dikebilse insan bilinçli olarak off diyorum bütünsel evrim yolunda ki kangiren ve peşmekeş çilenizin tedavisi bu reçete işte. ne itişip duruyonuz anlamadım gitti aşa yukarı.. gazamız mübqrek olsun allaha ve ondan olana hamd ve ahd olsun. İyilik için. Çok da zor değil. Ama nasıl başrdıysak 23 Nisanı Öldürdük. Küresel Çocuk Katşiamı Bayramı bile Öldürdü çocuklarımıza kutluyacak yüzünüz varmı.. maske takılacaaak taaaak! 23 Nisan Denizde Mi Boğulur Asitte mi eritirilir demire mi dökülür de ölür acımızı kıymamızı mı çekicez.. dünya bunun için mi..? Bildiğim kadarıyla güzeldi. 23 nisan doğacak mı? Çocukları öldürmeye bırakırsa güçlü kahraman inançlı askerler... eve döndüğünde çocuğuna ileteceği yitik bir yetimin derin acısı ve epigenetik travması olur kendi evladının genetik kodlarına kazınır. Unıtmayın herşey soğumuzun genımlarında kayıtlı. Format atsanız da boş. haymatlapolisler bunun için herkesimin güvenli yarı bağımlı küresel yaşam alanları. Para geçmiyor. Emek iş aş eğitim üretim felan orda kafası rahat büyük iskender tadında etkileşim ve bilgiye ulaşabilsin gelişime ortak olarak geçinip yetişsin her birey.  Tembelse bişey yapacak katılacak hali olmayanlar kimbilir ne kadar üzgündür. Yapmaz mı o her neyse derdi olmasa hali olsa kimbilir ne ilgisi merakı ve hayali vardır.. çünkü yaratmak geliştirmek üretmek ve paylaşırken takdir edilmek bilinli türlerin en büyük ve keyif verici maddesel aktif utarıcı ve uyuşturucubesin kaynağıdır. Sadece lifle vitaminle değil.. gerçekleitirme bütünleştirme ve iyikwştirme gibi erdemlerde varlık şan ve onuru gisseder yaşasal işleyişte... Yoksa sıralı ve sayılı bir kağıt parçasına verdiğin hayali değer ile ancak bozuk ve emelsiz bir katma değer yaratır ahlaki ve etiksel yozlaşımıno bir kaç sayı ve sofırdan oluşan üç beş harf renk ve şekili bir arada toplayıp sarmaya çalışırken bir bakmışsın para ve servet dolmuş.. sevgi insan huzur aşk ve afiyetin gitmiş... serçe parmak havada prada topuklunun içinde şampanya diksen nolur kadana be aslan.. hatun arkadanki yakışıklı garson çocuğa tutuşuyor.. gördükçe kahrolduğun fakat hala daha çok biriktirdiğin herşey servet sandığın herşey kendi uzun uzun piştiğin mangalın kömürü... üfleyip duruyosunuz. Eğer siz dünya ulusları hakta birse mazlum düşkün yetim hakkı tüm varlıkların optimal yaşamsal geçimleri oranıdır. Zaten biliyosunuz da. Hah işte bilip de mani olan vermeyen.. görüpte susan ve kendi payınıda koruyanlar kimlerdir. Evet evet aynen. Kimsenin düzeninde payımda gözümüz yok. Düzeni değiştirmeyi değil. Yeni bir düzen kurup beğenen ve katışan herkesle paylaşmak istiyoruz. Sizinde herkesin ve garibin ve yetimin kafası attığında sancağından olmasına gerek olmadığı yaşamsal bir özgür dünya da size de sizden olanlarada yer var. Bugün bu a yardım edenler yarın daha kötü bir durum ve zaman oşduğunda bizi var etmiş olurlar... var olursak size bişey ılduğunda sizde bizler sayesinde var olmuş olursunuz:. Anlayamıyorum yardım alırken şükür eder fakst yardım edecekken önce baikası varmı diye bakarsınız... görmezden gelirsiniz eksilmeden kazanmak için dünya dışı kaynak gerekiyor. Onun dışı da ki tüm döngü gezegenin muhteviyatı ve belirli bir besleme döngüsü var. Biliyosunuz. Ücretsiz hammaddeye dayalı üretim döngüsüne göre sınırsız tokluk entellektüel seviyeye geçişe hazırlayan zorunlu optimaş yaşamsal seviyesi sağlanmazsa huzursuzluk pandemilerin pandemisi olmaya devam edecek... hummaşı gibisiniz bu bilinç seviyesi pek muassır değil. sosyal statü ile 21 yaşına kadar yarı aktif 22 de pro aktif birryler olarak genetik özelliklerinin ilgili rotalarına göre bilim işim ve etiği sindirsin gençler. Tabi önce bize lazım bu etik anlayışı. Hala anal ve oral dönem epigenetik dürtüsel makro etmenli mutasyon etkisi şiddetli etkilemeye devam ediyor. ama bayağı iyileşmiş 68 i bulmuş iyileşme... bu kadarı bile çok yüksek şiddet... geçmişinizi düşünün yani.. yaparsınız bence... salgında gördüğüme inanıyorum medya sosyal vs... altyapınız ve güdümlenme böyle sürüklüyo zaten iyi bişeyler oluyo... kürekleri çalıştırmak kolay.. mazlumların ahını savaşsız hesapsız borçsuz harçsız yaşayabileceği haymatlapoliler ve beka kampüslerini kursanız böyle olmazdı... ayrıca eğer ot 1996 yılında yasal kontrolde olsaymış... pek çok genç atılgan saçma sapan bir biçimde dejenere ve dezenfikasyona maruz kalmaz en azından daha az ve kontrol edilebilir biçimde adaletli bir madde sorunu ve krizi geçirirdi.. şindi nesi var proflar bile anlamıyo... ama muassır bir uygarlık... ileri baya canııım.. bu hem sizlere hem biz arka kuşaklarda pek çok kolektif travma ve çatışmayı ateşledi. İşte bu yüzden hasta olmasınız paranoyak kaygılı ve psikopatik nevroz dürtüleri full açık... stress ve kendi benliğini marjinal ve ezici gören psikozlarda yaşan kaşabalık sürülere dönüştük.. uyarıcılara bağlı olarak defansif algıları kapatmamak sürekli pilden ve internet hız ile tükenen piller gibi tüketiyor sizi...  kurtulmanız lazım. Yoksa sapiense 3 yıl sonra zulm daha çok dayanacak... sonrasıda türünüz yok olma tehlikesiyle karşı karşıya... 3 yılda ancak sivil ve global sivil sefeberlik ve küresel hizmet ve yardımlaşma ağı kurabiliriz 8 milyar insan ve 31 milyar bağımlı ekolojik tür varlık zinciri organizmal olarak bağımlı yapılarımızda. Yeter saha kevgire dönmeyin iplik ince. Acil desem fayda etmez ne desem duyanım yok. Allahtan Allah vardı... umarım karantinada bol bol kafanızı aşınızı muhabbetinizi kendi yuvalarınızı dinlemiş bişeyler demlenmiştir... soğuması zor acı kin... dayanması zor şartlar ve egosal istekler.. hepsi kurgu ve ilizypn.. böyle hissetmenizin tek sebebi vakitlice ihtiyaç duyduğumuz yaşmsal şsrt ve materyalden yoksun kalmışlığımız. Herşey bu ölçüde karakteri şekillendirmiş olabilir. Anladınız ama bilemiyorsunuz. Bilseniz acil herşeyi bırakıp bunu düEltirsiniz. Eee küçücük çocuğu plastik botta öpüne yollayan puşt kahraman ama akdeniz mi suçlu... muassır medeniyetlere bak... ahah sağlaması ve devam ettirmesi çileli bir ortalama ömür hizmeti insan türü için. ama özde minik bilinçli bir çekirdek fotonuyuz. Hepi topu yaptığımız olduğumuz boyutları bilenler tabi sıkılır maddesel orgasmik geçiş sahasında... kontrolü olanlar tadını çıkarırlar fakat manipüle eden sözde kurnaz zeki ve farklı olduğunu düşünenler çok büyük kayıplarda... farkında olacak kadar zekaları ve görgülwri olsaydı zamanı geriye almak için herşeylerini verirlerdi. Bill Gates gibi insanlar anlmaya başladı... gösteriş sandığınız o sosyal projeleri beğenmezsiniz bari keçiyi kaçırmayın. diycem... güler misin ağlar mısın... keçi kurban olsun... siz var oluşu kaçırmayın... sizin içinde haymatlapolis var edebilirsiniz. Atla deve değil. Ben olsam yerlerinizde bunca ülkem olsaydı ve imkanım hemen şuan kesin yapardım başlardım. 3 e 5 e sarıp durmayın. Sonuç 8 diğerleri quanto dinamik olasılıkla sürekli değişkenler ve tekrarlardan ibare devinimsel dalgalanma.. dışı ikincil maddesel imajlandırma için kullanılan dokular ve gazlar ile meydana gelen herşey... cansız sanmayın değiller. şekillendiren bizlerin kolektif dürtüsel ve telepatik eğilim ve yönelimleriniz süper artmış.. doğru frekansa erişmeden etkileşim performasındam zevk alamazsınız ve bu uğurda bu dili öğrenmek de yabancı dil gibi emek ve dikkat ister... burada gönüllerde yetenek ve hoşgörü ve iç kulaktaki titreşimsel vibrasyonu hissettikçe dili öğrenebilirsiniz... uyanış dediğiniz farkındaşıkta olan insanlar genelde bı seviyelerde.. çok zorlanıypr olmalışar cehalete ve gaflete uyandıklarından... allah sabır versin. Şifa versin. Bu yüzden temel altyapınızı eşit olsrak makro optimalite ve dualitik akış algı hızı gibi açılardan bağlayarak ortak üst tür bilinç ve erişim yetilerniz yükselir. Kuranı anlamaya islama ve yaradana inanmaya çalışmayı bırakıp. O nu bildiğiniz gün insan olursunuz. O zaman iletişim ve etkileşimin boyutu değişir... kurtuluş tam bu noktaya erişmek en acilinden. Bilseniz yaptığınız şeylerin çoğu çoktan davranış ve dürtülernizdwn silinirdi.. günahların cebelesi mi ne dediği ananelerin felan... o işte karmik tokat.. yanlış bağlamlar genetik dernlikte davranıi ve tepkisel anomaliler ve nevrozların en başlıca sebebi. Savaşla Metalla kasla kılıçla gizli sinsi kolektif terorist kurnazlıklar gibi aşırı davranış ve egosal artiz tutumlar kolektif olarak talep ve onay alarak dominant ve kurban tür uyumsuzluğu başlatarak çeşitli  ergenlik ve gençlik davranış paternleri gelişmeden klonlanmış mezbaha gibi bir yşm sistemi ama mezbahları ayıplıyor ve küfür olarak kullanıyosunuz hahaayt. birlik ve bağlılık kurabilmiş uyum yetisine ermişler..  felan onlar çok fazla çoğalmış bu en süper gelişme son 20 yıldaki...  işte tam buradan hareket edilirse başarırız 3 yılda. yani ben olsam gezegenimi reel reeel goood yapar herkesle real real movik movik  vaikiki vak vak dans ederdik... yapıyorduk çoktan. Affedin. 120 bin yıllık dünya ekosisteminin en yetkin varlıklarına bile anlatmak yıllar alacak bir müfredat ve sizin masaüstünüz ya boş ya karman çorman. Yahut işine gelmiyor hiç bi kesimin. Altınızdaki manyetik iletken organik kütlesel kostüm ve görünümler optimal ve coğrafi beslenme ve optimal kaynak erişimine eksizksiz erişimle seviyelenmelidir. Bunu 11 yaşında iş aş emek ve yeteneklerini kolektif ve makro üst kimliği ve bilincine aktif bağlılıkla yapan tür zinciri genetik karmasyonun yerini bilinçli ve daha hızlı genetik evrim ve hücre doku ve yeti seviyelerinde en keyifli genetik üst orgasmik seviye ve üst kolektif bilinç ile öncelikle ailesel şefkat titreşimlwrine yakın feekans erişimlerinde kwyifli bir uyanı ve bilişimsel yükselmelerle eski sapiens haline biraz korkak ve kızgın hissederek geçirmek dışında mükemmel bir zihinsel evrim geçişinde bu ruhlarla iletişim festival tadında bir keyif. seviye ve algı penceresinden birbirlerinize hiç böyle selam vermemiştiniz... bilseniz değeceğini de anlardınız... ilahi kitap ve kadim dinler üst kimlik dışında cemaat veya mezhepler veya ahitli misyonlar felan gerek kalmadı.. dinsel ve iman enerjisine yönelik ciddi enfeksiyon ve his kaybı var... yeni şeylerle ifade etmezsek tüm kadim birikim ve ahlaki servet yakında yerini karabir karmaşaya terk ediyor...bu başınıza gelebilecek en tehlikeşi ge dehşetli bilinçsel durum nevrozu.. isterseniz akıl hastanelerinde incelenen örnekleri var. Toplumsal yaygınlıkta düşünün onları... birbirinizden dönmeyin inancınız bu kadar ayrı olamaz mantıken dimi yani? Kitap ortada.. dimi? Ayıran şeyler bahane... sapıyprsunuz. Sapmayın. Mazlumlardan başlayalım. Belki o zaman keşfedebiliriz hep birlikte kognitif ve kolektif bir bilinçlenme öneriyorum ben. biz de ağız tadı yla insan gibi insan oluruz. Olan hiç yok dünya soyunda o seviyeye.. Günümüz insanları ve sizler ilk geçişiniz olacaksınız bu gezegen kolonisi olarak... ben olsam değerlendirirdim. Ani arabemde bulursunuz belki beni... bu vakit için gördükleriniz onlar... ben 1700 ışık yılı scope uyla sizlerin 1700 yıllık tüm hareketinizi başını sonuna kadar biliyorum... yani ona göre konuşalım anlaşalım istiyorum belki bu sözümü anlatan birileri olur. sizde biliyosunuz.. maddesel ve boyutsal açıdan kompleks dürtsel hayalar var/.. ince iş zaman ister... incelemeyi bırakın artık.. bi kaç öncelikli adım var atılması lazım hemen... niye niçin olduğunu da göz ardı etmediğinizde kim masum ve mazlum belli.. aslında hep belliydi... İstanbula nice fetihler dilerim. Top tüfekle olmaz şimdi işim bilim ve sevgiyle gönülleri fetih zamanı. Bir fetva verecek olsaydım islam alemine... gönülleri fetih ve birleşmeyi sela ederdim... ama ben bir eşek sıpasıyım...