My Items

I'm a title. ​Click here to edit me.

Zengin Dünya

Zengin Dünya İnsan Toplulukları, kuşkusuz Gezegen üzerinde hüküm sahibi ve O’nu doğrudan etkileyen ve şekillendiren en kalabalık ve güçlü organize görsel bilinçli topluluklardan biri. Aslında Dünya kaynaklarında her hangi bir kıtlaşma söz konusu değil. Yani Su ve Oksijen ve Karbon vb diğer pek çok madde uzayda kaybolmadan çekim gücü ekseninde gezegeni çevreliyor ve katmansal fiziki kurallara bağlı bir uyumda donatıyor ve canlı yaşamı destekliyor. Gezegen cömert bir biçimde aynı bağımlı yaşam kaynaklarını üzerinde yeşeren ve hayat mucizesini deneyimleyen tüm canlılara eşit bir biçimde sunuyor ve bizler kadar bütün canlılar da bizim yaşam döngümüz canlı ve cansız hallerimizden besleniyor. Bizler bu gezegene bağlı yaşam formları olarak birbirimizden besleniyor ve birbirimizi tüketiyoruz… Gezegen bizi bizde gezegeni besliyoruz. Aslında kıtlık yok. Döngüsel ve çekimsel kuvvetlere bağlı olarak yer altı sularının çekilerek filtrasyona maruz kalması ve yeni pınarlardan doğarak deniz suyunun arındırılmış taze tatlı su kaynaklarına doğal membranlarda dönüştürülmesi işlevi zaten olağan bir süreç… Dünya var oluş açısından zengin ve kendi özüne uygun bir hareket döngüsü ve karakteristik yapıya sahip. Bu meydana gelen her birey için sınırsız ve ücretsiz… Ancak üzerinde yaşayan ve kendilerini muassır medeniyetler olarak gören, madensel uygarlıklarını gelişmiş adleden toplulukların, bir araya getirdikleri güç birlikleri ve varlığını sürdürmek için dayattıkları ve genişledikleri şiddet, korku, strese ve panik dolu çalkantılı bu düzen cilalı taş devri döneminde olduğu gibi, evrilen insanlığın geçiş dönemlerinden ve farkındalığına varılması gereken bir maraz olarak anlaşılmaya ve milyonlarca insan tarafından hissedilmeye başladı. Bu takdire ulaşmakta insan yavaş ve çok acı ve ızdırap dolu süreçlerden geçti. Hala da Dünyanın her bir yanında insanlar birbirine inanç ve kaynaksal tarihsel vb nedenleri bahane ederek soykırımlarda ve işgallerde bulunuyor. Oysa kimse böyle davranmak istemiyor ve evde ailelerine şiddet ve savaşın, haksızlık ve cimriliğin ne kadar kötü ve tehlikeli şeyler olduğunu anlatıyor. Sabahında aynı babalar, kendi çocuklarıyla aynı ihtiyaca sahip diğerlerini öldürmek üzere işe ve savaşa koyuluyor, planlar hazırlıyor ve harekete geçiriyorlar. Tezatlar arasında ahlak, açlık, şiddet, yoksulluk, işgal gibi olumsuz fiiller bağlı duygusal dinamikleri Epigenetik kodlar olarak ırkların davranış biçimi ve kozmik kimliklerine işliyor. Yukarıdan uzak gezegenlerden izlendiğinde Dünya toplulukları kırmızı ve siyah karıncalar gibi benzer içgüdüsel bir yaşam döngüsü içerisinde yer kapmaca oynuyorlar. Bu gerekliliğini bırakmış olması gereken ve geriden gelen geç kalınmış bir cehalet döngüsü. Bazı Küresel ve Irksal ilerleme ve çağ atlamaları gerçekleştirebilmek sanıldığı ve insanların kitaplarında, filmlerinde birbirlerine öğrettiği gibi savaşarak ve yok ederek değil Barışarak birleşerek ve birbirini iyileştirerek elde edilebilir. İnsan kaybettiği ve yitirdiği, türünü tükettiği insanlarla toprağa karışan sırları ve bilgileri, yetenekleri ve özellikleri bilseydi mevcut var oluşuna ve ilerleyişine vurduğu darbenin dehşetine kapılırdı. Anca makro bakış açısına sahip liderler ve topluluklar henüz bunu içselleştirecek zeka düzeyine gelemedile tam olarak. Bu evrimsel bir zeka geriliği tüm insan ırkı adına. Ve insan soyununtürünü yok olma tehlikesine doğru götürüyor. Ancak Gezegen üzerinde bilinçli topluluklarda ciddi ve büyük oranda bir uyanış bir taraftan bu duruma karşı koyuyor ve varlığını bu sağduyulu kitlelere borçlu bütün topluluklar ince bir ipliğe bağlı biçimde örtülü bir erdemsel ve evrimsel savaş veriyor. Başarıyoruz. Mevcut düzenin ve madensel biçimlendirmeler üzerine kurulu uygarlık dinamiklerinin aksine, yeni dünyada şuan mevcut olan nüfustan daha yüksek bir nüfusa ihtiyaç var. Bu eksende ülkeler, insanlar ve topluluklar maddesel düzeye odaklanmış ve açlığa karşı bireysel, çekirdek aile ve topluluklar olarak halkasal katmanlarda çıkar ilişkilerinde gerçek varoluş ve huzurdan uzak stresli bir yaşam döngüsünde debelenmekte hür elbette. Ancak böyle geri kalmış bir toplulukla, koyun sürüleri arasında Dünya Dışı Kozmik Uygarlıklar açısından bir fark yok ve zeki yaşam formları ve ileri topluluklar haline gelmemiş ehil olmamış varlıklar ancak insanların kendi alt sınıf yaratıkları gördüğü gibi görülüyor bizler tarafından. Besin tarlalarına dadanmış istilacı türleri ilaçladığı gibi insan nesli de tüketilebilir evrimsel döngü ve bu hastalık kırılmadığı sürece insan aynı istilacı böcekler gibi bir bakıma. Herkes kendi evinde oysa… Evinde huzursuz ve tedirgin.. Evinden ve içindekilerden rahatsız…_! Sürekli stres ve kaygı içerisinde debelenen ve çareyi diğer ev halklarıyla savaşta ve cinayette bulduğunu sanarken yine yeniden birbirine zulmde… Böyle topluluklarla Dünya dışı iletişim kurulması hayvanat bahçesinde parmaklıklar ardındaki bir hayvana selamdan öteye gidemiyor. Kozmik yasada yaşam ve canlılık çeşitliliği hayranlık ve sevgiyle karşılanır ve onun optimal huzuru ve en iyi durumu doğrultusunda geri bildirim verilebilir. Kozmik varlıkların dünyasında savaş şiddet hatta silah bile yoktur. Bizler basitçe bu alt varlıklara görünmeyi bırakır ve onları kendi cehaletleriyle başlasa bırakarak gözlemlemeye devam ederiz. İyileştirecek dokunuşlarımız ve stratejik kurtarışlarımız olur yaşamsal bütünlüğe saygı ve sabırdan ötürü. Bunun dışında birşey veya herhangi bir tehdit Kozmik yasaya aykırı ve Allahtan değildir. Tehlikeli türler kendi zincirsel kümelerine hapsedilerek kendileriyle ilgili bu davranışsal krizi yaşamaya mecbur bırakılır ve kendi hallerine terk edilir kendilerini yok ederler. Onlara çeşitli uyanışlar, fırsat ve koruyucu ilerletici ve geliştirici ilhamlar ve yollar gösteren elçiler gönderilir. Aklını başına alan ve evrilebilen tüm büyük ilerlemelere bakıldığında büyük ilerleme ve parlak dönemlerinde insan topluluklarında hep barış ve ilimin güzel paylaşım ve zenginlikle huzurlu bir dönemde gerçekleştiğini görürsünüz… İnsan boşu boşuna savaşıyor…. Vakit kaybediyor ve kendisini tüketiyor… Sanıldığı gibi nüfusu artmıyor… kendisini yok ediyor… Zengin Dünyada herkes için ev, sınırsız kaynaklar ve mutlu ve güvenli kalabalık insan toplulukları özgürce tüm gezegeni paylaşabilir… Kaynaklar kadar madensel ve maddesel teknolojikleri ve enerji ücretsiz ve karşılıksız olarak kaygısızca paylaşılabilir. Kimse kimseye, evliliklere, aidiyete ve namusa muhtaç değildir… herkes güvendedir… Bu aşamaya gelebildikten sonra, her bilinç ve bireyin kendisini sürekli tekrar ederek var olabileceği başka bir aşama daha vardır… Bizlerde bu böyle işliyor… Sizin bilgisayar oyunları gibi… Ancak hırsın ve diğerlerine rağmen, açlığa rağmen zenginliği yaşayan ruhların bu seviyeye gelmesine izin verilmez… zaten gelemezler bile… Fakir insanlık ve medeniyetlerle kurulacak iletişim şimdilik sadece evrimsel süreci tanımış bir takım insanlar üzerinden kurulan iletişim ve mesajlarla mümkün kılınıyor… Onlara zarar veren ve vermeye teşebbüs eden zalim topluluk ve bir takım mihraplar kendilerine zulm edebilirler ancak… Ne istihbaratları ne silah güçleri veya teknolojileri bizim koruduklarımıza zarar veremezler… onlar ancak kendilerini ve kendi soylarından gelenelerin derdine ve acısına kapılır ve karışan medeniyetleri ve kaçan huzurlarıyla uğraşır debelenir dururlar… Örnekler ortada… Değil mi? İnsanlar sakinleşip savaşı bıraksınlar… Sınırsız kaynak ve mutluca artan nüfus ve gelişmiş sağlıklı ve estetik genetik yapıda gelişsinler istiyorlarsa… Savaşları ve zulmu ve mikro plastikleri var oluşlarından bir an önce çıkarsınlar… Bizler insanların anne ve babaları gibiyiz… insanlar 3 yaşında çocuk gibiler bizler için… Mesajlarımızı getiren ve sizler için iyilik için çalışan insanlara ve hayvanlara zulmu zalimliği bırakın ve birleşin… Dünya sofrasında herkese yetecek yemek, lüks bir yaşam huzur ve güven zaten var. Durduğunuzda göreceksiniz. Durun. Duyuruldu. Yeni güncellemeler Allah Dostlarına 48 saatlik Gece Diliminde Uykuda Gönderilecek. Hissedenler Daha Fazla İyilik ve Yenilik Hissedecekler… Gönüllere ve Allah Dostlarına Saygı ve Selamla… Cin ve Deniz Halklarına Selam ve Saygılarla…

#benmemleket

Selam Ben Memleket… Darbeyle geldim bu Hayata… 80 kuşağı olarak bizler gözümüzü darbeyle açmışız memlekete… Her 10 yılda bir ajandadır bir programın düğmesine bastılar… Din dediler savaştılar, hak hukuk dediler savaştılar, özgür ülkemde özgürlüğü bahane edip savaştılar… #benmemleket ben şahitim. sabır eyledim bildiğimden arzularının emellerinin çok daha kötü olduğu azmamı bekledikleri en derinlerde sakladıkları art niyeti. Bana bir şey olmaz ki, ben yersiz yurtsuz yetim ölmüşüm ki zaten... düşenlerin acılı göz yaşlarını içmemek için sustum… kızmamak için onlar gibi zalim olmamak için, bir serin rüzgar olup estim, gönlü güzel insanların yüzüne, kalpleri kapalı eyledim ve dedim böyle değil, bunlar gibi hiç değil, benim bir planım var durun siz! #benmemleket Diken üstünde kavgayla geçti şu kısacık zaman bu güzelim memlekette, cennet gibi bir memleketi bizim adımıza paylaşamayanların kavgasında. Üç kuruş için eşine dostuna aş diye zehir satan pazarlarda, aç sefil okula gelen kızgın çocukları anlamayan hocaların tokatlarında patladı, aç insanlar birbirini tokatlamaya düştü ve kızgın kitleler büyüdü semtlerinde büyük şehirlerimin… istemesemde savaşmak zorunda kalmıştım… kaçacak yerim kalmadığında var olmak zorunda kalmıştım. Pişman olacak çok az şey yaptım. #benmemleket Birilerinin sevdikleri yaşasın diye öldürdüler başka yetimleri… İyilik Hayal ettiler, Yollarını Doğru Bildiler ve Ötekileri Düşman ve Kötü İlan Ettiler… Oysa Herkesin Arzusu Gayesi İyi bir hayattı ben şahitim hepsi sözünden döndü tencere ve kepçe eline geçince.. #benmemleket Bir kesimden taraf olarak çoğunluk ve güçlü kalmaya çalışıp güvenli bir limanda hissetmeye çalıştık durduk. Belki hiç birimiz bu amaçlı ve övgüler yağdırarak yücelttiği kutsal birlikten haz etmiyordu içinde… geceleyin ışıklar söndüğünde ki acılı yakarışları, inlemeleri şikayetleri ve küfürlü bedduaları ve sabah takılan güleryüzlü maskeleri bir bir gördüm bir parça da ben kattım kozmik şikayetlere.. #benmemleket Ancak Var Olabiliyordu ve Güvendeydi. Birine bişey olsa toplanıp hesap sorardı kızgın topluluklar… Böylece kimse kimseye bişey yapamazdı. İşte böyle bir koruma sağlardı particilik, hizipçilik ve bir tarafa güçlü bir yerlere aitlik duygusu. Bir Başıma Kaldım Korkan Yoktu, Korkmayana Düşman Yoktu, Ben Yine herkesi Sevdsim Saydım.. Çekinmediğim için çemkirmediler her kesimle her kıtada gezdim tozdum, tehdit değil muhabbet vardı iyilik vardı herkes tanıdı beni böyle... #benmemleket Korkusunu alırdı gençlerin büyük metropollerde birlikler, yalnız hissetmez, güçlü ve övünç içinde yürürdü ayaklar başlar kahraman bir komutan edasında… Tabii birbiriyle çakışmadığı sürece meselemiz, bizden önde olmadığında bizdendi. Hep birdik hee hee. Altlı üstlü bir sandalcı kavgasında kıvranıp duran, çok uzamadan az kısalmadan, dönemin estirdiği yönde Kraldan Kralcı bizler… İnanmasak da ateşle savunurduk Celladımızı bizi de asmasın diye asılanlara saldırırdık şiddetle. İçi yanan insanları susan veya yalandan nara atanların gözlerindeki dehşeti gördüm #benmemleket Her şeye rağmen var olmaya devam eden, çabalayan ve severek inananlar vardı. Çoğunluk zulmü ve zorbalığıyla baş etmeye çalışan karşılarımız bize ters gelmezdi, gizliden gıpta bile ederdik, ezildiği halde eğilmeyen bu insanlara… Bir başıma çoğu zaman her zalime kafa tuttuğumda linç ederlerken aralarından tutup çıkaran bir gerçek kahraman bulurdu beni.. kendi zalimliklerinden utanırdı… işte böyle iyi insanların elleri de yanacaktı... bu yüzden sustum... istemedim bir zarar gelsin… benim diyarım sevgi saygı ve mertlikten ibaret #benmemleket Kimi zaman kendimiz ve baskın grubumuzdan utanıp, gizlice el verdiğimiz, dayanamayıp araya girdiğimiz hatta yeter diye onların safına geçip zulme kafa attığımız bile doğrudur. Sapla samanı ayıranlar çok olsada insana benzer yaratıkların kuşattığı yuvalar ışık yakamaz ki… ay ışığının altında bir tepeden ben çok seyirler gördüm… #benmemleket Demokrasiyi ve Otoriteyi babasının malı, halkın oyunu aldı diye kendini tanrı, Devletin Malını Deniz, Namusuyla Çalışanları Keriz, Kendilerini de Herkesin Üstünde Gözü pek bir Aziz gibi yüce görenlerin zulmüne tanık topraklarım sarı çiçekler bir soldu bir anlattı duydum, Allaha şikayet ettik hep birlikte.. #benmemleket Hakkı savunanı gammazcı, tecavüze uğrayanı orospu, işine geleni işine uygun, dişine geleni işine, işine tersini de dişine... uygunca uyluğunca hazırlayarak sunar dururdu bu memlekete zalimler… Baş kaldırdım, diş kırdım çığlıklarım çığ oldu Cumhuriyeti Kurdum Öksüzlerimle #benmemleket Sahipliğini yaptığı memleketin çocuklarını ayırt ederdi kimisi, kimisine kendisi gibi olmayanları yavaş yavaş asimetrik yok etmeleri rahat vermemeleri nasihat edildi, her yerde gizli dergahlar kuruldu izledim gözlerim doldu, olan bitan ifade edemeyen ve acı içinde debelenen mahsunların inim inim can çekişirken inci mırıltılar yaktı canımı... zulmün sahipleri ve uşaklarının gözündeki sinsi zaferleri izledim durdum etme dedim ettiler ben şahitim… #benmemleket 10 Yaşındaydım, Başımıza bir de Dağlarıma çıkıp, Suni bir zulme Başkaldıran Özgürlük Adı Altında Tonlarca uyuşturucu, Kara Para vb. Nice haram yollu kolay zenginliğin büyüsünde, Doğularımda nice gizli kapaklı tiranlar türedi… Kürt Komşumla akşam yemeği yerken TRT de akşam haberlerinde Teroristlerin cesetlerini sergiliyordu Devlet… Destekliyorduk Kahramanca… Acı verenlere Ateş Olmuştuk, Güvende hissetmiştik... İçin için övünemiyordum... Çünkü anlamsızdı herkes için aynı şans ve aynı kanun ve aynı emniyet varken ülkemde... derdi neydi bu unsurların..? Anlayacak yaş baş yoktu... Anladım sonraları... Okullarda Ayırdılar, Evlerde Ayırmışlar Beni halklardan... Suni bir düşmanlık ve illizyondan ibaret bir şakşakçı kavgasıymış.. Ateş düşen hanelere sordum... Dönüş yok dediler ve acı üstüne acı ekmeyi seçtiler... Seçtikçe topraklarımın içine acılar gömüldü.. sularım çağladı... sazlıklarım sızladı... #benmemleket Sınırlarımızı Aşıp Her Yerde Bombalar Patlıyor ve Faili Meçhule Kurban Giden Güzel İnsanlar, Düşünce İnsanları Ecelsiz Ölüyorlardı…Cumadan Çıkan Allah İçin Seven İman Etmiş İnsanlar Bir Otel Dolusu İnsanı Canlı canlı yakıp izledi sokaklarımda... televizyondan naklen izledi çocuklar... şahit millet şahit herkes... yerlerinden oynamadı hayret! O gün Anladım ki Allah Camide Değil... Onu Gökte aramaya karar verdim... #benmemleket Namuslu Devlet Adamları, kahramanlar düşman ilan edilirken sokaktan gelmiş, oynamaktan aç ve bitap birlikte yemek yiyorduk. Şimdileri sokakta oynamak bile hayal olmuş siz düşünün gerisini #benmemleket Kürt ve Ayrılıkçı sözüm ona aşiretçi garip gurup adamlar devletin kademelerine getiriliyordu, iki sözü dizemeyen, küfür edip viski içerek devlet yöneten, kitapsızların işini kolaylaştıran şerefsizlere peşkeş çekilirken ihaleler, türk iş adamları çuvallarla haksız kazanç sağlıyordu fakat akşam pavyondan çıktıktan sonra gündüz yine herkes düşmanlık yapıyordu… Yalandı, biliyorduk… Hepsi Sözde Hepsi Lafta, Simgeler ve Adlar Üzerinden Saman Altından Yürütülüyordu Hesaplar… Herkes Şahit #benmemleket Memleket olarak içim acıyordu. Şahit olan sesini yükselten tutan insanlar, gazeteciler susturuluyor, patlatılıyor birer birer öldürülüyor veya Allahsız Kitapsız ilan ediliyordu. Allahı ağzından düşürmeyen kitapsızlar Cumayı kaçırmazdı fakat hiç bir Günahtan da geri kalmazlardı, erdemden, haktan hukuktan bahsedenleri de parmakla gösterip iftira ve küfürlü aşağılamalarla azarlanırdı, susardı adamcağız ne yapsın… susmasa sevdiklerine acı verirdururdu zalimler… kimsenin yanına kalmayacaktı söz verdi umutları yıkılmış bir garibanın gözünden akan yaşa melekler. hesap sormaya gelen, hakkını isteyen vatandaşlar bilinçli yurttaşlardan korkardı bu sinsi ellerin sahipleri, karıncayı ..k ama belini incitme çalışır bırak desturlarıydı… Nerede iyi bir iş yapılacak olsa sahip çıkılır, sahibinin elinden çalınıp kendi emekleriymiş gibi gururla sunulurdu… Ortaya çıktığında bir kulp bulunurdu… Gına gına burunlarından geldiğine tanık oldum… buna bile üzüldüm… #benmemleket Godaman paralı ve herkesi tanıyan zalimin dölü mutlu olsun diye beni öldürdüler. #benmemleket Aldım denizlerimi açtım kanatlarımı uçtum kıtaların üstünde, yıllarca yarım gezdim, kambur kaldım, yaşattıkları azabı kimseye yansıtamadım çünkü sevmekti amacım, ben böyle puşt olamadım… sabrettim durdum #benmemleket Her toprak kabul etti her toplum sevdi beni, görsede sorsada anlat dese bile sustum, diyarıma insanıma laf söz gelsin herkesi böyle bilmesinler istedim sustum. Çok zordu zalimin azabını saklayıp susmak, başardım bir bakıma başardım işte… Sanki ne geçecekti acınmışlıktan başka, dedim herkes biraz kötü biraz iyi… elimde sakladım yumruğumu sustum. #benmemleket Şimdileri cehaletin ehli yine sahnede, yine izliyorum, yine sessizim… yine zulm yine cebir yine hile… emektarın emeğine uzanmış elleri, söven dilleri yazıyorum… kaybolurken vakitlerim sabrediyorum… acırken yaralarım sabrediyorum.. tuzak üstüne tuzak, sinsi tehdit oyunlar ve gözlerinden okunan kibirli nefret… ben hepsini görüyorum ve farkındayım, bişey olmaz korkmuyorum… sadece üzülüyorum onların adına… iyice saptıklarının farkında bile değiller… acıdıkça Allaha gülümsüyorum, içtikçe zehirlerini Bir Melek Gelip temizliyor hücrelerimi… Vuruldukça azıp daha da güçleniyorum #benmemleket Sevdiklerimi alıyorlar güçleniyorum… canımı emeğimi çalıyorlar güçleniyorum… kapattıkça susturdukça cihan değişiyor görüyorum… Bir Anam Bir Oğlum ve Bir de Allah bana yeter.. 3 tabak aş bir de Allah dostlarına tenceremde ayrılmış bir kap yemek var. Günah kokan badelerle sardıkları kahpe dürümlere fırınlarımda yer yok… Toprağından bağlar ırmaklarında sazanlar akan çeşit çeşit mevsim geçen diyarlarımda güzel umutlarım var benim.. Bırak Türkiyeyi… Gezegen Benim. #benmemleket Odamda da Gezegenlerim Var Benim. Kozmik Dostlarım, Cinlerim var… Hayvan diye iteleyip kendini üstünde gören yaratıklarla doluyken kapının önü, caddeler… bir sıcak çay ve kozmik ulvi sohbetler ve aptal dışa vurumlarla kavga ettiğim canlılarım var… 3 tane çam ağacım var… kedilerim köpeklerim var... Beslediğim Tilkiyi Öldürüp resmini Çekip, Eşek Sıpalarımı Köpeklerine Parçalatan Caniler var mahallerimde.. hepsini bir bir yazıyorum... kapım kaçağım dandik dandik resimlerim ve rapim şiirim müziklerim var… Ay ışığı altında rüzgarla dans ettiğim şaman geceleri düzenliyorum in cin disko yapıyorum… Derdimi Allaha yakındıkça yaklaştık Onunla biz... bir gün kendimi kaybettim dostlarım ölüme attı beni.. tuttu gökten düşerken aldı beni Napıyorsun oğlum sen? dedi… saçmalama…! sana bunu yapanların sonunu görmeden ölmek yok… hiç atmamışsın kendini gibi geri koyuyorum seni… şimdi yanında ben varım artık biliyorsun.. korkma diyorduk.. ben her gönlü bilirim demedim mi… ben izin vermeden sana ölmek yok… gelsinler bakayım benim bu yetim memleketime, yarattıklarıma zulm eden kendinden geçmiş kibirli yaratıklar… Ya umutlarını yeserttiğin ask dolu diyarlar üzerine inşa edeceğin insanlar ne olacak sen ölünce...? Saçmalama memleket! Kitaplarımı yanlış yorumlarla insanları bölen saptıran sapkınların başını ben bir bir alırken sen burada usul usul otur… Selamımı ilet insanlara… Allahımı da aldım geldim de! Gelsinler Bakayım Nasıl Geliyolarmış… Beni Seviyorsan Ahirlerden korkmak yok tamam mı? Tamam dedim. Ne diye Allah bu..? usul usul iyi etti beni gülüştük… Herhalde bi 100 kez felan öldüm.. zaman bükülmeleri ve karmik ışınlamalar… Bana zarar verecek bebeğin ailesinin elinde 50 yıl önce inme geçirdiğine tanık oldum iki zaman boyutunda… Siz anlamazsın dediği buymuş kitapta... Cibiliyetini ..kmek öyle değil böyle olurmuş... O gün tamam hadi başlayalım dedim... ölmeyi bırakalı çok oldu... doğdukça doğdum küllerimden... #benmemleket Bana ve mazlumlara korku yok dedi Allah, herkesle tanıştım selamları var… Mikail ve Şimdi de Cebrail… Herkes Burada Odamda… Gel Buyur İnanmayı bırak bil artık dediler… Ben de bildim artık. Şimdi Cennet benim odamda... #benmemleket Gezegenin Çiftçilerini Aden Ordularının Çobanlarını Selamla… Diyar Diyar hane hane düşen fotonları, her din ve inançtan cin halklarının ve deniz halklarının birliklerini ve o beklenen zamanları müjdele dediler… emeğiyle, edasıyla çalışan hakkı yitik yetimleri ve mazlumları kurtuluş ve refaha müjdele… Onlara darbelerden, zebanilerden ve cinlerden bir zarar gelmez… Onlara bir karmik dilde bir dua iner bir gece ansızın süzülür dudaklarından uyurken… O günden sonra acıları hafifler… yönleri belirir ve Allah dostlarına katılırlar… Baktı mı güzellik iyilik görür onlar... Ezsen de çalışır sövsende çalışır hafif gelir onlara zalimin puştun eziyeti... Onlar artık o günün geldiğini bilenlerdir... Zalimleri kendi hallerine bırakın onlar birbirlerini yedirdiği gibi, yedikleri haklar gibi birbirlerine kalacak… her şeye erişen nüfuzları bir parça umuda ve mutluluğa erişemeyecek… Yeni Dünyayı en çok sen istedin bu gezegende be memleket dedi Allah… ve ekledi hadi o zaman ver müjdeyi, hadi sen ver o zaman bu senin hakkın be memleket…! Kur Ani Kerim İle … O an Bu An… O Allahın Selamı ve Selası Sens n Memleket... Kur Anı… Müjdele Yeni Bir Dünyayı… Biz İnandık Sana Razıyız… Sende Artık Bizdensin… Müjdele daha iyi bir dünyayı… Sonra Biz Sana Yeni Kocaman Bir Gezegen Vereceğiz... Söz. Kurtarabildiğini Kurtardın... Bizde her hesap hazır... Merak Ettik Neymiş Bizim Verdiğimizi Başkasından Esirgeyen Toplumların bu Izdırabı... Müjdeler olsun müjdeler olsun müjdeler olsun… Ani sana kurban olsun… Daha İyi Bir Dünya Vuku Olsun Allahım… Sen ne dersen o olur… Daha İyi Bir Dünya Vuku Olsun Tanrım…, Mazlumlara İyi Günleri Müjdelerim, Ezelden Beri Beklediğim O An ı Rahman ve Rahim Allahın Adına Ben Müjdelerim. Kendim İçin yok Bir Beyanım.. Bu Dünyalılar Beni İstese, Ben Artık Onları İstemem... Yeri yurdu Verseler, Yer Yurt İstemem... Malı Canı Verseler Mal Can İstemem... Ben isterim ki ac acık kalmadan aynı şansla başlasın herkes.. birbirine göz koymadan aynı şan ile çapsın yürekler... Kendime istemem birşey.. Tiksindim zaten böyle kahır olmuş can çekişen medeniyetlerden.. Bir huzur isterim o da senin yanında... İstediğim tek şey olmak senin yanında #benmemleket Müjde olsun Müjde Olsun Müjde Olsun... Kur Ani Kerimi Dedi... Müjdem Olsun... Daha İyi Bir Dünya Mümkün Demiştim... Dünyaların Müteahhidi Geldi... Cennetin İşçileri, Allah Orduları Geldi... Korkanlara Dehşeti, inananlara Hikmeti Müjdele... Azabsız Yeşermeyi Yahut Azab İle Ateşi Müjdeledim #benmemleket Klinik Posta 29 Ekim.

SUÇ ve SAVAŞ | AF ve BARIŞ

Nisan 2020 ye girdiğimiz şu zamanlar benim de 40 lı yaşlarımın ilk zamanları. Şu günlerde yaşamakta olduğumuz bunca ağır ve üst üste gelen felaketlerle boğuşan Dünya’nın gidişatına tanıklık ederken, bir yandan sevdiklerimizi korumaya, bir taraftan hayatımızı paylaştığımız topluluklar olarak bu süreçte ayakta durmaya çabalıyoruz. Gitgide ağırlaşan şartlar ve kabus gibi dertlerle sarılmış dört yanımız diye düşünürken bir şey fark ettim ve ne strese ne endişe hiç bireyden geriye bir eser kalmadı. Ne zaman en son kendimi güvende, ekonomik, ruhsal, zihinsel ve fiziksel olarak en optimal ve yüksek seviyede hissettiğimi düşünüyordum? Yada hiç böyle hissetmiş miydim? Aidiyet ve kimlik problemlerim.. Sevgi ve Güven Aile ve Birlik Sosyal Çevre ve İyi Dostluklar Eşsiz Zamanlar Aşklarım… Ekonomik şartların el verdiği ölçülerde gönlümce erişebildiğim ileriye dönük hedeflerim ve ailemin verdiği içten destek ile öngörüsüzce önümü kesen veya bana engel olan yanlış yaklaşımları… Benim suya düşen umutlarım, kırılan gönlüm, güvenim, sarsılan öz değer ve özgüvenimin ekseninde kendimle olan barışım ve azmimde meydana gelen erozyonla değişen dönüşen karakter ve hayat yaklaşımlarımın bütünde şimdiki bana ve kaderime yaptığı doğru ve dolaylı etkiler… Bir Birey olarak bilinçli olarak şekillendirmeye başladığım şu 40 yıllık hayatım ilk okulda başladığım ilişkilerin seçimlerin ve çevremin tepkileri ve benim hakkımda oluşturduğu kanılar doğrultusunda etkileşimlerle genleşerek geldiğim şu anki ben. Her şeye rağmen, herkese karşı, herkes sayesinde bütünde sunulan ve sunduklarımın etkileşimi ile şekillenmiş bu insan; yani ben. Tüm bunlara maruz kalmadan önceki niyetimi ilk okula ailemin yanından ayrıldığım ve yalnız başıma kendimce başladığım o ilk niyet ve beklentilerimi hatırlamaya çalıştım. Hatırladım. Hislerimi, umutlarımı, neşemi, bilinmezlik ve kocaman dünya karşısında korku ve heyecanla karışık muzip merak ve ailemin içime ektiği güven ve değerle evden çıktığım o ilk bir başıma günü net olarak hatırladım. Ve her şey böyle başladı. O iyi niyetli ve ailesinden gördüğü kaydettiği tüm sosyal silahları ve sevgisi güveni ve öz değeri ile ilk bir başına hayatına adım atan çocuk. Bir bir kırıldığı, güveninin sarsıldığı, yalnız ve korumasız hissettiği ve yaşantısına damga vuran pek çok irili ufaklı anıyı olabildiğince anımsayarak ve belirli bir biçimde analiz ve düzenle birbirleriyle bağlayarak günümüze kadar gelecek bir hayat muhakemesini sonuçlandırdım. Sonuc: AQ mun DUNYASI! Sanırım 30 lu yaşlardan 40 lara geçerken, yetişkin hayatlarımızda elde ettiğimiz kariyerden aşka, sosyal statüden bizi eskiden bu tarafa tanıyan eşin dostun tutumlarına kadar edindiğimiz intiba ve zihnimizdeki imaj arasındaki fark ve mevcut gerçekliğimizin birbiriyle ne kadar örtüştüğü meselesiydi bu derin analizi başlatan durum. İyi de oldu. Bu karşılaştırmalarda öncelikle insanlar özellikle sizleri geçmişten bu yana tanıyan başta yakın aile ile başlayarak katman katman iletişimde bulunduğunuz insanların kafasındaki imaj ve sizin kendi gerçekliğinizin örtüştüğü ortak olarak onayladıkları ve pekişmenize yardımcı olan unsurlar yanında, uyuşmayan ve kimi zaman çatışan olumsuz kusurlu bölümlerin Biribiriyle olan orantısı yönünce ve ağırlığınca başlayan bir öz muhakeme süreci sanki akademiden mezun olmadan önceki son değerlendirme ve gelecekteki size erişip erişmediğinizi yahut ne kadar az yada daha iyi olup olmadığınızı kavrayarak ikinci bahar öncesi master plan revizyon sürecine giriş niteliğinde bir güncelleme gibi bir şey. Karışık oldu sanırım, daha az kelime kullanarak da yazabilirdim sanırım anlatmak istediğim şeyi. Ancak detaylardaki incelikler gelişi güzel Nerden geldim nereye gidiyorum, ne oldum ne olacağım gibi klişe ve üstünkörü bir değerleme değildi. Gerçekten büyük bir efor bir dizi meditatif ve hipnoz boyutunda geriye dönük hafıza çalışması, olayları, yarattığı durumları, ilişkili kişiler ve onların davranış ve tutumlarını tetikleyen unsurlar ile dikkate alınarak anlaşılarak derinlemesine bir analiz halinden bahsediyorum açıkçası. Kendimi anlarken karşımdakileri ve ilgili tüm dinamikleri mümkün olduğunca geniş bir açıdan değerlendirerek, zaman zaman ileri geri bütünsellikte herseye bağlayarak ve analiz ederek ilerlerken, yorum katmamaya ve sadece anlamaya çalışarak duygusal etkileşime minimum maruz kalmaya çalışarak tarafsız ve şeffaf bir irdeleme yapmak. Kolay olmadı, başa sardığım bölüm çok oldu. Kimi zaman çok derin sarsıntılar geçirdim. Çok ağır biçimde ruhsal dalgalanmalar ve acılara maruz kaldım. Yılmadım. Korkmadım. Biliyordum ki yarım bıraksam ileride daha büyük ruhsal ve fiziksel hasarlar bırakacaktı. Tamamlamam gerekiyordu. Tamamladığımı düşünüyorum. Kendi 40 yılımın ve doğrudan dolaylı tüm dinamiklerin ışığında bugün gördüğüm ve ölene dek yaşamak zorunda olduğum bu adamı mümkün olan en sert ve en adil biçimde değerlendirdikten sonra öncelikli olarak 3 sorunun cevabını verebildim kendime. 1.çabaladım 2.paylaştım 3.kimseye borcum yok

Muassırlar Cehennemi

Muassırım Ben. Kendimde beğendiğim her şey kutsal, karşıda gördüğüm her fikir kara cehalet benim medeniyetimde… Bilmez onlar muassır mı görmüşler… Anlatayım da medeniyet görsün dünya… eleştireyim de kültür görsün sosyal cahil medya… Tenezzül etmem ama güzelmiş beğendim aslında.. kimse görmesin diye no like. Muassırım ben, görür görmez görmezden gelirim benden olanların ayıbını.. ilahiye bağlarım ve gece gibi örterim yediği hakları, işlediği suçları ve yediği hakları -ki davama zarar gelmesin çünkü iyi bir muassır işine gelen her iyi sözü ve ameli ustaca bükebilmeli.. hak yerken bile haklı olmalı… Muassırım Ben, Her yere her koldan sızmıştır ben ve benim gibiler… Her kılıkta kendi çıkarıma hizmet edebilir, işime gelmedi mi hemen başkasına asalak olurum… Gözünden tanırım karşıdan bile olsa kendim gibi muassırları yeri gelir bir olur kendi davalarımızı satarız... Kolay değil muassır olmak.. Muassır dediğin önce kendini ve kendi etrafındakileri güçlü kılacak ki erdem, iman ve tüm diğer savunduğu adalet hususları iyice kendisine hizmet edecek biçimde güçlü bir muassır sistemi olsun… kendisinden sonra gelecek nesilleri de muassırlığın meyvelerini toplasın ve seçkin muassır hayatı ve ülküsü devam etsin…. Çünkü ben olmasam muassır olmak imkansız… çünkü benim muassırlığım senin muassırlığını döver… En önemli en haklı ve en çok iyililiği ver hepsini ama hepsini ancak ben ve benim yanımdaki muassırlar hak eder… Geriye kalan yalancı muassırlar ölse aç kalsa yeridir… belki benim elmamın çöpü ile yetinirse benim yolumda ilerler ve belki bir ısırık fazla bırakırım o zaman benim gibi muassır olacak olana… Zahmet ederim çünkü ben çok muassırım… Muassırım ben… zaten görev ve yetkiyle donatıldığım ve hizmet üretmekle mesul olduğum işleri sanki benden başkası yapamaz mışcasına ballandırarak anlatırım… kavanoz kavanoz balları da benim muassırlarıma sunarken… kendim ve benim seçtiğim ve sözümden çıkmayan muassırları üstün kılarım… Muassırlığın ve hizmetlerimin bedeli vardır… Muassırlığımın ne çok badirelerden geçerek geliştiğini ve ne kadar çok çektiğimi anlatır dururum vicdanımı rahatlatmak için… Tüyü bitmemiş yetimlerimin hakkının nasıl yendiğini anlatırken muassır bir sebep bulurum böylece tüyü bitmemiş yetimlerin yediğim haklarına… Çünkü kimse bu kadar muassır olamaz… Benim ulaşacağım muassırlığın kutsal yolunda herkes ve her kutsiyet kurbandır bana… inanayım inanmayayım fark etmez… onlar nereden bilecek bu muassırın getireceği kutsalın onların yalandan kutsiyetinden ne kadar kat daha fazla kutsal bir muassırlık olduğunu işte bu yüzden, yalan ve haram ve katliam bana helal geriye kalanlara haramdır… Neden çünkü tek muassır ben olduğum için.

TEKNİK MECLİS | Kamu Bilimsel Ortak Birimi

BEKA Projesi Kapsamında Mikro Model Çalışmalar Eşliğinde | TEKNİK MECLİS Sayın Feriha KOÇ Ön Sunuşu Hazırlayan: Onur Andaç SEVER 6 July 2020 TEKNİK MECLİS|Kamu Bilimsel Yönetişim ve Planlama Ortak Birimi Psiko Sosyal Analiz - Etkileşimli Eğitim ve Rehabilitasyon Senaryosu Üzerinde Kökensel Tanılama (Epistemolojik) ve Çok Boyutlu Çözümleme ve Yönetişim Modeli Yapılandırması. AMAÇ Bakanlığımız T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde, Tüm Kamu, Akademik Kurum ve Pratiklerin Modüler ve Daimi Katılımları Nezdinde Oluşturulması Öngörülen Bir Ortak Kamu Bilimsel Üst Kurumu Tesis Edilmesine Yönelik Bir Çalışmadır. Bilimsel, Bilişsel ve Bilişimsel enstrümanların Uzman ve Teknik Kadrolardan Oluşacak Tam Zamanlı Bir Devlet Organı Tasarlamayı Amaçlar. Sosyo Teknik, Ar-Ge, Planlama, Projelendirme, Uygulama, İstatistik ve Denetim Pratiklerinde Çok Açılı ve Kökensel (Epistemolojik) Teşhis Kabiliyetine Sahip Ortak Bilimsel Yönetişim Yaklaşımı ile Yeni Nesil Pro Aktif Devlet Yönetişim Modeli Kurgulamak. Kurumlar Arası Bürokratik Çakışma ve Gecikmelerden Muaf, Dinamik ve Modüler Esneklik ve Yeteneklere Sahip Pro Aktif ve Bilimsel Yönetişim Alt Yapısı Kurgulamak. Yeni Nesil Çözümleme ve Yönetişim Alt Yapısını Mevcut Geleneklerle Eş Zamanlı Olarak Karşılaştırmak. İşlevsel ve Çok Boyutlu Kompleks Problematiklere Zincirleme Reaksiyon Geliştiren Çözüm ve Mekanizmalar Üretmek ve Uzun Vadeli Dönüşüm ve Milli Plan ve Projeleri Bu Açıdan Ele Alarak Revizyon, Güncelleme ve Yenilemeler Konusunda Bilimsel ve Çok Katmanlı ve Multidisipliner Çalışma Sistemi Tasarlamak. Uzun Vade Milli Kalkınma ve Gelişme Hedeflerini Planlayan ve Uygulamarı Etkin Olarak Denetleyen ve Yöneten Kamu Ortak Bilimsel Üst Akılı Rolünü Üstlenmek. Epistemolojik Araştırmalar ve 100 Yıllık Kamusal İcraat ve Toplumsal Köklü Problemler ve Parametrelerin Işığında Mevcut Türkiye Resminin Yeniden Bilimsel ve Sosyolojik Olarak Tanımlanması ve Kökensel Ayrıştırma ve Saptanan Bağlı Zincir Sorunsal Tehdit ve Problemlerin Tespit Edilmesi. Teşhis Yordam ve Planlama ve Uygulamalar Bütününde Çalışma ve Araştırmaları Yürütmek. Kompleks Çözümler ve Etkileşimli Geliştirmeler ve Projeler Üretmekle Birlikte Kamusal Akademik Mesleki ve Sosyal Bütünlükte Eş Zamanlı Eğitsel Gelişim ve Kalkınma Yönünde Çok Boyutlu Gelişme ve Enerji-Emek-Zaman ve Ekonomik Tasarruf Sağlayan Dinamik Planlı Yönetişim Modelleri Tasarlamak ve Devlet Geleneklkeriyle Uyumlu Olarak Bütünleşmiş İyileştirme Standartlarını Yeniden Tanımlamak ve Belirlemek. HEDEFLER Epistemolojik Değerlendirme Modeli Tasarımı ve Pilot Çalışmalar Sosyo Teknik Perspektifte Çok Katmanlı Projelendirme Teknikleri Geliştirmek. Pro-Aktif Yönetişim Modeli ve Yeni Nesil Pratik Bürokrasi Modeli İnşa Etmek. Daha Etkin ve Pratik Çözümler ve İşleyişler Tasarlayarak Yeni Nesil Bilimsel Devlet Yönetişim Modelinin Temellerini Atmak. Bilişimsel Destekl. Yapay Zeka Tasarımı. <SANAL BAKAN> Tasarımı. SANAL BAKAN: İstatistiki Verileri Karşılaştırarak Çeşitli Parametrelerde Yorumlayan Raporlayan ve İşlem ve Akışları Kontrol Ederek Sistemsel İşlevsellik ve İş Akışlarını Denetleyen ve Öneriler Getirebilen, Akıllı Devlet Uygulaması. Çok Boyutlu Geliştirmelerle Aynı Anda Çok Yönlü Uygulama ve Projeyi Yürütebilen Dinamik Sistematik Matris Tasarlamı. Kamusal, Sosyal, Hukuki, Ekonomik ve Güvenlik Pratiklerinin Eşzamanlı Etkileşim ve Eğitim Yordamlarıyla Yeniden Ele Alındığı Kökensel Teşhis ve Tedavi Protokollerini Standart Hale Getirmek. En Kısa Süre ve Çaba İle Elde Edecek Derinlikte Minimal Maliyetli Çalışma ve İyileştirme Mekanizmaları Tasarlamak. Küresel Devlet Yönetişim Sistemlerine Alternatif ve Örnek Yeni Nesil Devletçilik ve Kamu Çözüm Ortaklığı Standartları ve Yaklaşımları Geliştirerek; Küresel Boyutta İyileştirmelere Öncülük Edecek Yeni Nesil Sistem Tasarımına Lider Türkiye İmzası Atmak. ÖRNEK SOSYAL PROJE MODELİ ÜZERİNDE DUAL TASARIM ve SİSTEM KURULUMU Gazi Rehabilitasyon ve Meslek Edindirme Kampları ”GAZİ OBALARI” Tesisi Vizyonunda Mesleki ve Teknik Okul Öğrencilerinin Ustalığı ve Rehberliğinde (GENÇ USTALAR) Madde ve Şiddet vb. Sosyal Düzeni Bozan Gençlerin Hizmet, İş, İşlem ve Görevleri Yerine Getirdiği Eş Zamanlı olarak Denetimli Serbestlik ve Teorik Madde ve Şiddet Vb. Zorunlu Eğitim Programlarına katılımın Sağlandığı Psiko Sosyal Aktivite Desteği ve Gözlem Bilgi ve Rehberlik Eşliğinde Görsel ve Algısal Etkileşim. Akademik ve Kurumsal Gözlem Değerlendirme ve Tespit ile Akademisyen Pratiklerinin Geliştirilmesi Epistemolojik Değerlendirme Saptama ve Yordamsal Tasarlama Ekseninde Multidisipliner Yaklaşıma Giriş. Etkileşimli Eğitim, Psiko Sosyal ve Sosyo Kültürel Gerçek Zamanlı ve Eşgüdümlü İyileştime Simülasyonu Üzerinde Canlı Değerlendirme İmkanı Bilimsel ve Teknik Pratiklerin Kültürel Bağlamlarda Birleştirilerek Psiko Sosyal ve Akademik, Bilimsel ve Sosyo-Teknik Yordamlar Kullanarak Kompleks Sorunsallara Yeni Yaklaşım ve Yönetişim Modeli ve Uygulamalar Geliştirilmesi Ceza - Eğitim - Staj - Rehabilitasyon ve Sosyo Kültürel Etkileşim içeren çok boyutlu Kompleks Çözümleme Pratikleri Kapsamında Eski ve Yeni ye Dönük Kıyaslama ve Ölçütsel Karşılaştırmalar İle 2023 Vizyonuna Yeni Bir Bakış. TEKNİK MECLİS Bilimsel Üst Düzey Ortak Devlet Aklıdır. Teknik ve Bilimsel İş ve İşleyişleri Sosyo Teknik Yordamlarla Birleştirerek Maddesel ve Manevi Konuları Bir Arada Ele Alır. Uzun ve Kısa Vadeli Planlama ve Projelendirmeleri Çok Boyutlu ve Kökensel Olarak Tasarlar. Bu Prensip Doğrultusunda 100 Yıllık İlerleme ve Kazanımlardan Başlayarak Tepeden Tırnağa Bir İnceleme Algılama Tespit ve Konumlandırma İle 2023 Türkiye Vizyonu ve Küresel Vizyon arasında Yükselen Yeni Dünya’da, Günümüz Kompleks Sorunsalları ve Tehditlerine Modern ve Tarihsel Süreç Işığında Yeni Yorumlar ve Sağlıklı Tespitler Üretmeyi ve Pratik ve Düşük Maliyetli Zincirleme İyileştirme ve Kalkınma Mekanizmalarını Uyarlar. Öncelikli Olarak Ulusal Kritikleri ve İyleştirmeyi Sağlayacak Uzun Vadeli ve Çok Katmanlı Bir Oluşumdur. Sosyo Kültürel ve Sosyo Ekonomik Dinamikler Arasındaki Bağlamları Devlet Yasama Yürütme ve Yargı Bilimi ve İhtiyaçları Oranında Eş Zamanlı Düzenler. Toplumsal Dengelemeyi ve Çok Boyutlu Etkileşim ve Güdülemeyi Tetikleyecek Enstrüman ver projeler Geliştirir. Esnek Bir Yönetişim Modelidir. Hassas Konu ve Problemlerde Önem Arz Eden Tüm Alakalı Disiplinleri En Uygun ve Uyumlu Biçimde Gruplayarak Söz konusu Sorunsalı Her Açıdan En Hızlı ve Dinamik Biçimde Belirleyerek Kısa Orta ve Uzun Vadeli Çözüm ve Güncellemeler Geliştirir. Kamu Ortak Üst Aklını Müdahale ve Planlama Birimlerini Bir Arada Koordine Edebilen, Kurumlar arası bürokratik ve resim akış protokollerinin üzerine yazarak daha çabuk ve etkili hareket ve uygulama kabiliyetine sahiptir. Aktif ve Hızlı Karar Alır. Her Kurum Kendi Bünyesinde Zaman Kaybı Olmaksızın İş ve İşlemleri Yürütebilecek Yetki ve Otomasyona Sahip Olarak Tek Elden Hareket Eden Ortak Bir Teknik Akıl Sağlanır ve Bu Kararların Doğruluk ve Yasal Dayanakları Neredeyse %100 kesinlikte doğru ve makuldür. Yüksek Bir Kamusal Zeka ve Kabiliyete Sahip Bir Rol Model ve Tüzel Kişilik Olarak Kamunun Hareket ve Karar Kabiliyetleri Tam Olarak İlgili Sorunsala Odaklanır. Tüm İlgili Birim ve Kurumlar Belirlenen Takvim ve İşlevsel Süreçleri Uygulamada ve Netice ve Sonuçların Akışında Herhangi Bir Engele yahut çakışmaya mümkün olan en minimal biçimde maruz kalacağından tüm iş ve işlemler olağanüstü akıcı ve tutarlı bir biçimde yürür. Zaman Emek ve Ekonomik Tasarruf sağlarken En Etkin Karar ve Güçlü İlerlemeler Sağlanacaktır. Proje Adımları: Taslak Teklifi Teknik Meclis Adımları Kurumsal Sunuş ve Değerlendirme Teknik Meclis Platformu Alt Yapısı ve Çalışma Ekibinin Oluşumu Kapsam ve Boyut Sekreterya Kurulumu ve Koordinasyon Protokollerinin Tesis Edilmesi ve Yasal İlişkilendirmeler. Teknik Meclis Karakteri ve Omurgasının Tasarımı Kampı Katmanlar ve Mekanikler Yönetişim Akış Şeması Tasarımı Ön Değerlendirme ve Kesinleştirme. Kararlı Değerlendirme AR-GE Sonuçlandırma Katmanları Vizyon ve Temel Misyonlar ve İşleyişin İstişaresi İşleyiş ve Akış Tasarımı Kararlı Sunuş ve Kabulü Kuruluş Şurası Kararlı Sunum ve Açılış Örnek Modelleme Üzerinden Teknik Meclis Uygulamalarına Giriş Epistemolojik Araştırma ve Rapor Birimi Yaban Arısı Timleri İstatistiki ve Dual Gözlem ve Rapor Ara Birimi Kurulumu Öğrenci Öğretim Üyesi Teknik Uzman Gruplarından Oluşan Bağımsız Perspektife Dayalı Gözlem ve İşlevsellik ve Bütünsellik Denetimi ve Pratikler Arası Yaklaşımlar Nezdinde Genel Değerlendirme Mevcut Sistem ve Teknik Meclis işleyişi ve akışının eş zamanlı olarak sürekli denetim ve raporlanması suretiyle aktif karşılaştırma ve performans karşılaştırmaları Yapay Zeka ( Sanal BAKAN ) Alt Yapısı ve Temeli Sanal Bakanın Tanımlanması Davranış ve Yetki ve Erişim Protokollerinin Belirlenmesi Geri Bildirim Denetim ve Raporlama, Kontrol Uyarı Alarm ve Tahmin Dürtülerinin Dinamik Bağlam ve Tepkisel Algoritmaları Üzerine Teknik Çalıştay Simülasyon ve Pilot Bölgelerin Kurulumu (Eş Zamanlı) 2023 Raporu ve Kararlı Oluşum. Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Onayı Yeni Nesil Teknik Devlet Yönetişim Modelinin Hayata Geçirilmesi Proje Teklifi Uygun Görülmesi Halinde Ön Fizibilite ve Diğer Gerekli Ayrıntıları İçeren Çalışmaların Başlatılması Öngörülmekle Birlikte. Teknik Meclis Alt Yapısı Kurulumunda Devlet Arabieimi ve Bakanlığımız Bünyesinde Olması Öngörüldüğünde, Proje Fikir ve Yapılandırma Aşamasında Herhangi Bir Maliyet Arz Edilmemektedir. Daha İyi Bir Dünya Mümkün. Saygılarımla Onur Andaç Sever Değerlendirme Notları

Gönüllerin Fethi

Gönüller fetih olsun barış ve bereket dolsun isterdim şu hayatlarımız. Tanrı değilim ama olsaydım kesin iyi olurdum. Tanrıyı iyi bilirim çünkü. Aslında hayat İyidir çükü Tanrı Hayatı Var etmiş... rahimden rahman rahman doğup geliyoz. Ağızımızda küfür şimdileri Rahman ve Rahim. Koyun AK. koyun koyun... Led ile fotonu ayırmayın... küfür ettiğiniz doğru amq yine mi bu hata? Hep hata yapan kim? Anlımız arşı görmezse Alnın tevbelere kapanır. Rahman Rahme Koymazsa Hayat Kalmaz. Tevbelerin azsa özden astrale erken alışırsın çabuk bağlanırsın. Varoluş üst yerlerde varoluş hakkının bütünlüğüyle uygulandığı bir mertebe... Galaktik Medeniyetleri Yok Mu Sandın. Ee Hep Yasin Okuyorsun. Aç Bak Bide Türkçesini Dene.. Anlarsın Deli Kim... Cahil Kim... Kimmiş? Yesss... İnşallah gezegeninize de hayırlı olur. Hep Kabili Okudunuz Habili Savundunuz Sözde.. Ama Kabil Oldunuz Hikaye Sizin Bölümünğze Değdiğinde.. Nötrıl ı yıldırıp nötron yapma patlarsa kaldıramazsın. Zeki Olsaydın Atom Teknolojisini Böyle Kullanmazdın. beyaz romla muz brown romla şeftali ve zeytin... var oluş gereksinimlerin türünle aynı. sende neyse herkeste o lazım. Bu akışı para ile değil yönetişim ile çözersek bu günleri ileride konuşmuycaz. Söz. Ahlak değil Açlık öncelik şu an. Ahlak buna bağlı bir değişken. Aidiyet hissetmeyn sürülmüşler ve sığınmışların gideceği bir global toprak yok mu.. ? Sancağın altına kabul etmediğin sığıntığıyı şehirde de istemiyorsan hemşom ne yapsın nereye gitsin ne ekip ne biçsin büyüklük yapıp sınırlarını açıp kamplara koymak istifiyle ziyan ettiğin hayali... misafirperverlik ve şovenist kudretli mi maskelemek gücündesin. fak det şit. Nötrıl yaşam toplumları okkayy...? Si..? No nonono.. nada dimi..? Haymatpolisler aş iş yemek barınma için güvenli serbest yaşam bölgeleri. Silah yok. Geçimini emekle sağlıyorsun. vergi de beşer hizmet ve varlıksal katkın yeterli. donunu al gel. Küresel ve paydaş derecelendirilen uluslararası yeni güvenli yarı bağımsız. yaşam alanları. Tüm canlılara eşit ve serbest yaşam hukuku ile inşa edilmiş basit bir vizyon ve felsefe ile işleyen bir yeni dünya ekosistemi. tamamen fizyolojik ve gelişime yönelik optimal ihtiyacı karşılıyor ve daha iyi bir dünya ve refah hizmetine adanmış ortak bir vizyonun ürünü. Herkesin Yeri. Huzur bolluk iş aş arayan maceraperestleri ayırın gelsin isteyen başlamak için. Bipolarlar ve ruh hastaları en önce onlar gelsin. Rehabilitasyon ve İlerlemeyi eş zamanlı karşılıklı olarak tedavi ve idame edebilen bir mekanizma. Hem deva hem derman hem de inşaa. Sonra daha fazlasını isteyen hakkı kalan felan kinkan davalı cahil eski modeller kalsın yerlerinde. Üretken ve iyi niyetli insanlar ve geleceğin sigortası nesilleri ayırdıktan sonra atış serbest parçalayın birbirinizi. Kural yok linit yok doya doya vahşileşin... istediğiniz gibi ileri gidip en iyi ve yeni ölüm oyyuncaklarını deneyimleyin bir taraftan.. çıplak ellerle ve dişlerinizle boğazlarınızı parçalayın tıpkı yırtıcılar gibi ılık taze kanı hissederek damaklarda... Haymatlopolislerde biz de başaka bir sünya gösterelim. Arada rehabilite olmaya kıçınız sıkıştığınızda eski dünyalıların suğınma ve yaşamsal ihtiyaçlarıda bizlerin garantisi altında. Soyu sopu sevdikleri güçsüzleri bizlerin yanında hep güvende mutlu ve hak ettiği ve hakkı oşan herşeyi ve dha fazlasına ulaşmadı için paraya ihtiyacı yok. Birazcık efor ve biraz gayret varsa en etkin ve optimal fiziksel kondisyppn ve psiko motor hormonal ve ruhsal dengeleri yüksek oranda optimal dengeyle koruyacak basit bir uygarlık olsun işte insanların yaşamsal alanlarında. Vaha gibi. Kıçı sıkışan herkesin gidebileceği eklemlenerek en uygun ve ideal fayda aşışverişi ve yaşamı deneyimlemesi çok basit ve zahöetsizce sunulabilir süper olur du dimi dimii? Birbirini yiyenlerin hastasına muhtacına da güvenli haytlapoli şehirleri. Sevdikleriniz emniyetteyken başakalarının sevdiklerini hunharca gönül rahatlığıyla katledebilirsiniz böylece. Ani arabeleri bölgesinde ermenistan ve azerbaycan türkiye Hocalı da dahil olmak üzere nötral köykent kuralım birlikte..? Şaka şaka... değil gerçek! Kerküke kadar olan kalkan ve tampon bölgelerin arasında da kurabiliriz ama sızma mızma puştluk terör yok durumdan istifade edip. egeye akdnize balkana bişey demeye gerek var mı bilmiyorum. Birde herkes evlerinde Ulusal Beka kampüsleri kurabilirse.. işin hamurundan başlanmış olurdu. zaten travmatik olan cinsel geçişleri porno pop kültür yüzünden lastikleşen kalpleriz/. kızların cinselliği ve iktidar süresinin uzunluğu ekseninde sonsuz bi kinetik vs güç ve çekişme cahil bir dürtüsel kosadevre var.. cycle.. küçükbaş hayvanlarda uyuz olurya tipleri kayar orası burası dökülür.. estetik ve fiziki bütünlükteki rahatsız titreşimleri hissederiz hani yanlıştır.. sürüler ne yapsın çobanın gözü bile eşeğin götünde.. iki köpek sıpayı parçalamış so what?.. o adamlar sizin çocuklarınızın oynadığı sokaklardan da geçiyor ve tasmasız dostları yanlarındaysa bu gülün dalı size de girer mi ... ihtimal dinamikleri... ihtilal dinamitleri... bılamdınız mı hepinizi düzen ve düzüldükçe daha çok bağlandığınız büzüldüğümüz ve kimseye dokundurmadığınoz bu hardcore materyalist nevroz... çok değil bi kaç ay önce ki peşmekeşle şuan evlerinizde kendinizi dinlediğiniz ve yeniden hatırşadığınız kadarıyla huzurlu dingin ve güvenli yaşam alanı fikri nasıldı...? Çok daha iyisini bekleyin... kat be kat daha iyi hissedeceğiniz kolektif bir iyileşme... hemde çok katman ve boyutlu işleyiş ve eşgüdümlü olarak tahmininizden de kısa sürede gözle görülür ve hissedilir makro sosyal bir iyileştirme.. Valla bak! işlemciyi ısıtıyo gereksiz çalışıyo ve kaynak kaybı.. sönürü ve matematiksel sikkatsizliklerin kurnazlıkşarın kağıt üzerinde kazanılmış haksız kazanç ve paylaşımı ile kusursuz bir kısor görgü içerisinde parası ve gücüyle övünen saşkşarın benimle eğlenirke. Özgüven sandıkşarı cagil ve hırslı hırçın nevrozlarını ifade etsem ne oluur oturup değiştirmeye çalışsam ne olur.. elini sokan tırnağını bulamıyo.. 11  ve 12 de teorik ve 13 yaşında çalışma ve sosyal yaşamsal kaynakların her varlığınız için potansiyel dengede iş-eğitim hayatı olarak müfredat ve programlanabilir yönelime ve ilerlemeye açık süper özgür fakat süper disiplinli ve suistimal geçirmez bir etik etkileşim ve geliştirme mekanizması var aklınızda.. yapıyorsunuz gibi.. Milli Eğitim Bakanı Ziya Hoca.. Kel Mahmut Efsanesinin Devamının En büyük kanıtı... umutlanmıyor musunuz? Sırf farklı kanatta olduğu için başarısını yerdiğiniz emektarlara dikkat edin ondan sonra çağdaşlık ve iyi dünya dersi verdiğinizde inanırız hepimiz. Ayıran her kimse ayrılır ve ayırandır... hepi topu bu.. kimi tutarsan tut.. istediğin taht mı kaynaklarmı.. sadece kudret ve kaynakşara sahip olur ve seninkileri şişirip diğerlerini aç buraktığında açlıktan kuduz kitleler üretip besleyen köpek dövüş klubü gibi bir savaş be kana aç bir düzenin sahibi olursun. Nurtopu gibi dimi? ve o kalitede diken üstünde korkak ve leş bir dünya hayatı elde edersin. İki yy geçti hala çok mu zor idrak etmesi? kimseyi ıskalamamalı insanın zihinsel ğotansiyeli ve yapacakları kolektif ilime katabileceği potansiyelin önemini kavrasan bilirdin ve bir canı bile ziyan etmemek için gerekirse altındaki dona kadar verirdin. Ama seni bilmediler ki poansiyelini görmüş olsan diğerlerindekini de korumak en öncelikli yaşamsal ve türael dürtün haline gelmişti şimdi. Yaratıcı ve geliştirici bir varlık ve konumsal şart ve kaynaklar en az o kadar önemli ki.. bilseniz ayırt etmeden korurdunuz herkesi. Allah şifa versin hepimize. Cumayı tatil etsek de önce saygı sevgi özgü 1 olsa marjinal daha iyi davrandığı ve etik bütünlük barındırdığına inandığınız inançsal toplum mekanizmalarınız. Hak Hukuk ve Varoluşun Bedeli ve ihtiviyatları genel olarak aynı ise geriye kalan her söz ve kalabalık kurallar silsilesi sizleri iyilik ve doğrudan saptıran manipülatif şeytan işi safsatalar ve çıkara yönelik kahpe bir ilizyon aslında.. kitaplarda ve dualarla da onaylıyor inanıyor fakat olmasına izin ve meydan veriyor ve uyuyorsanız bu pastadan pay almak için aç kalmamak için bile fazla bir vicdan yükü içinde bu derin kısır döngü ve çelişkiyi görebilen uyanık zihinler için... off bu çok ağır nasış debeleniyor ve aksamları nasış utanıyorsunuzdur varlığınızla katıldığınız bu yakışıksız ve kuralsız edep ve hak katliamının bir parçası olarak. Cahilce dimi? Benim dediğim varoluş hakkı ve optimalist yaşayış şartlarının sınırsoz oşaral aktığı ve ücretsiz eriiim bireyleri iyileştirerek konsantre seviyeye geldiğinde şu anki sizin düzeninizdeki düzenlemelerle saçınızo başınızı yolarak 50 yıldan da dazla sürede ulaşmayı hedeflediğiniz mevzu hızur güven ve refah ile kalkınmış bilinçli ve reşac bireylere ulaşmak ve koşektif özgüven ve ahenk vsr ya.. işte onu inanılmaz kısa bir sürede iki ve üç kuşakta tamamen normalize ederek kusırsuz insan ve bağlı yaşamsal ekoloji kalitesi ve orgazmik oksijen boyutu bilinçli varoluş akışınızda şuaralar aldığınız nefesten milyon kere dha sağlıklı ve leziz bir yaşamsal deneyim vaad ediyor en kısa sürede... görgüsüz kalmazdı o zaman kavga olurdu rekavet olurdu ama keçi gibi güzel kız için emek için inovatif prestij için felan... önünden çeken olmasa en temelde gözün tok olsa.. aç gözünü daha çok ilerlemeye dikebilse insan bilinçli olarak off diyorum bütünsel evrim yolunda ki kangiren ve peşmekeş çilenizin tedavisi bu reçete işte. ne itişip duruyonuz anlamadım gitti aşa yukarı.. gazamız mübqrek olsun allaha ve ondan olana hamd ve ahd olsun. İyilik için. Çok da zor değil. Ama nasıl başrdıysak 23 Nisanı Öldürdük. Küresel Çocuk Katşiamı Bayramı bile Öldürdü çocuklarımıza kutluyacak yüzünüz varmı.. maske takılacaaak taaaak! 23 Nisan Denizde Mi Boğulur Asitte mi eritirilir demire mi dökülür de ölür acımızı kıymamızı mı çekicez.. dünya bunun için mi..? Bildiğim kadarıyla güzeldi. 23 nisan doğacak mı? Çocukları öldürmeye bırakırsa güçlü kahraman inançlı askerler... eve döndüğünde çocuğuna ileteceği yitik bir yetimin derin acısı ve epigenetik travması olur kendi evladının genetik kodlarına kazınır. Unıtmayın herşey soğumuzun genımlarında kayıtlı. Format atsanız da boş. haymatlapolisler bunun için herkesimin güvenli yarı bağımlı küresel yaşam alanları. Para geçmiyor. Emek iş aş eğitim üretim felan orda kafası rahat büyük iskender tadında etkileşim ve bilgiye ulaşabilsin gelişime ortak olarak geçinip yetişsin her birey.  Tembelse bişey yapacak katılacak hali olmayanlar kimbilir ne kadar üzgündür. Yapmaz mı o her neyse derdi olmasa hali olsa kimbilir ne ilgisi merakı ve hayali vardır.. çünkü yaratmak geliştirmek üretmek ve paylaşırken takdir edilmek bilinli türlerin en büyük ve keyif verici maddesel aktif utarıcı ve uyuşturucubesin kaynağıdır. Sadece lifle vitaminle değil.. gerçekleitirme bütünleştirme ve iyikwştirme gibi erdemlerde varlık şan ve onuru gisseder yaşasal işleyişte... Yoksa sıralı ve sayılı bir kağıt parçasına verdiğin hayali değer ile ancak bozuk ve emelsiz bir katma değer yaratır ahlaki ve etiksel yozlaşımıno bir kaç sayı ve sofırdan oluşan üç beş harf renk ve şekili bir arada toplayıp sarmaya çalışırken bir bakmışsın para ve servet dolmuş.. sevgi insan huzur aşk ve afiyetin gitmiş... serçe parmak havada prada topuklunun içinde şampanya diksen nolur kadana be aslan.. hatun arkadanki yakışıklı garson çocuğa tutuşuyor.. gördükçe kahrolduğun fakat hala daha çok biriktirdiğin herşey servet sandığın herşey kendi uzun uzun piştiğin mangalın kömürü... üfleyip duruyosunuz. Eğer siz dünya ulusları hakta birse mazlum düşkün yetim hakkı tüm varlıkların optimal yaşamsal geçimleri oranıdır. Zaten biliyosunuz da. Hah işte bilip de mani olan vermeyen.. görüpte susan ve kendi payınıda koruyanlar kimlerdir. Evet evet aynen. Kimsenin düzeninde payımda gözümüz yok. Düzeni değiştirmeyi değil. Yeni bir düzen kurup beğenen ve katışan herkesle paylaşmak istiyoruz. Sizinde herkesin ve garibin ve yetimin kafası attığında sancağından olmasına gerek olmadığı yaşamsal bir özgür dünya da size de sizden olanlarada yer var. Bugün bu a yardım edenler yarın daha kötü bir durum ve zaman oşduğunda bizi var etmiş olurlar... var olursak size bişey ılduğunda sizde bizler sayesinde var olmuş olursunuz:. Anlayamıyorum yardım alırken şükür eder fakst yardım edecekken önce baikası varmı diye bakarsınız... görmezden gelirsiniz eksilmeden kazanmak için dünya dışı kaynak gerekiyor. Onun dışı da ki tüm döngü gezegenin muhteviyatı ve belirli bir besleme döngüsü var. Biliyosunuz. Ücretsiz hammaddeye dayalı üretim döngüsüne göre sınırsız tokluk entellektüel seviyeye geçişe hazırlayan zorunlu optimaş yaşamsal seviyesi sağlanmazsa huzursuzluk pandemilerin pandemisi olmaya devam edecek... hummaşı gibisiniz bu bilinç seviyesi pek muassır değil. sosyal statü ile 21 yaşına kadar yarı aktif 22 de pro aktif birryler olarak genetik özelliklerinin ilgili rotalarına göre bilim işim ve etiği sindirsin gençler. Tabi önce bize lazım bu etik anlayışı. Hala anal ve oral dönem epigenetik dürtüsel makro etmenli mutasyon etkisi şiddetli etkilemeye devam ediyor. ama bayağı iyileşmiş 68 i bulmuş iyileşme... bu kadarı bile çok yüksek şiddet... geçmişinizi düşünün yani.. yaparsınız bence... salgında gördüğüme inanıyorum medya sosyal vs... altyapınız ve güdümlenme böyle sürüklüyo zaten iyi bişeyler oluyo... kürekleri çalıştırmak kolay.. mazlumların ahını savaşsız hesapsız borçsuz harçsız yaşayabileceği haymatlapoliler ve beka kampüslerini kursanız böyle olmazdı... ayrıca eğer ot 1996 yılında yasal kontrolde olsaymış... pek çok genç atılgan saçma sapan bir biçimde dejenere ve dezenfikasyona maruz kalmaz en azından daha az ve kontrol edilebilir biçimde adaletli bir madde sorunu ve krizi geçirirdi.. şindi nesi var proflar bile anlamıyo... ama muassır bir uygarlık... ileri baya canııım.. bu hem sizlere hem biz arka kuşaklarda pek çok kolektif travma ve çatışmayı ateşledi. İşte bu yüzden hasta olmasınız paranoyak kaygılı ve psikopatik nevroz dürtüleri full açık... stress ve kendi benliğini marjinal ve ezici gören psikozlarda yaşan kaşabalık sürülere dönüştük.. uyarıcılara bağlı olarak defansif algıları kapatmamak sürekli pilden ve internet hız ile tükenen piller gibi tüketiyor sizi...  kurtulmanız lazım. Yoksa sapiense 3 yıl sonra zulm daha çok dayanacak... sonrasıda türünüz yok olma tehlikesiyle karşı karşıya... 3 yılda ancak sivil ve global sivil sefeberlik ve küresel hizmet ve yardımlaşma ağı kurabiliriz 8 milyar insan ve 31 milyar bağımlı ekolojik tür varlık zinciri organizmal olarak bağımlı yapılarımızda. Yeter saha kevgire dönmeyin iplik ince. Acil desem fayda etmez ne desem duyanım yok. Allahtan Allah vardı... umarım karantinada bol bol kafanızı aşınızı muhabbetinizi kendi yuvalarınızı dinlemiş bişeyler demlenmiştir... soğuması zor acı kin... dayanması zor şartlar ve egosal istekler.. hepsi kurgu ve ilizypn.. böyle hissetmenizin tek sebebi vakitlice ihtiyaç duyduğumuz yaşmsal şsrt ve materyalden yoksun kalmışlığımız. Herşey bu ölçüde karakteri şekillendirmiş olabilir. Anladınız ama bilemiyorsunuz. Bilseniz acil herşeyi bırakıp bunu düEltirsiniz. Eee küçücük çocuğu plastik botta öpüne yollayan puşt kahraman ama akdeniz mi suçlu... muassır medeniyetlere bak... ahah sağlaması ve devam ettirmesi çileli bir ortalama ömür hizmeti insan türü için. ama özde minik bilinçli bir çekirdek fotonuyuz. Hepi topu yaptığımız olduğumuz boyutları bilenler tabi sıkılır maddesel orgasmik geçiş sahasında... kontrolü olanlar tadını çıkarırlar fakat manipüle eden sözde kurnaz zeki ve farklı olduğunu düşünenler çok büyük kayıplarda... farkında olacak kadar zekaları ve görgülwri olsaydı zamanı geriye almak için herşeylerini verirlerdi. Bill Gates gibi insanlar anlmaya başladı... gösteriş sandığınız o sosyal projeleri beğenmezsiniz bari keçiyi kaçırmayın. diycem... güler misin ağlar mısın... keçi kurban olsun... siz var oluşu kaçırmayın... sizin içinde haymatlapolis var edebilirsiniz. Atla deve değil. Ben olsam yerlerinizde bunca ülkem olsaydı ve imkanım hemen şuan kesin yapardım başlardım. 3 e 5 e sarıp durmayın. Sonuç 8 diğerleri quanto dinamik olasılıkla sürekli değişkenler ve tekrarlardan ibare devinimsel dalgalanma.. dışı ikincil maddesel imajlandırma için kullanılan dokular ve gazlar ile meydana gelen herşey... cansız sanmayın değiller. şekillendiren bizlerin kolektif dürtüsel ve telepatik eğilim ve yönelimleriniz süper artmış.. doğru frekansa erişmeden etkileşim performasındam zevk alamazsınız ve bu uğurda bu dili öğrenmek de yabancı dil gibi emek ve dikkat ister... burada gönüllerde yetenek ve hoşgörü ve iç kulaktaki titreşimsel vibrasyonu hissettikçe dili öğrenebilirsiniz... uyanış dediğiniz farkındaşıkta olan insanlar genelde bı seviyelerde.. çok zorlanıypr olmalışar cehalete ve gaflete uyandıklarından... allah sabır versin. Şifa versin. Bu yüzden temel altyapınızı eşit olsrak makro optimalite ve dualitik akış algı hızı gibi açılardan bağlayarak ortak üst tür bilinç ve erişim yetilerniz yükselir. Kuranı anlamaya islama ve yaradana inanmaya çalışmayı bırakıp. O nu bildiğiniz gün insan olursunuz. O zaman iletişim ve etkileşimin boyutu değişir... kurtuluş tam bu noktaya erişmek en acilinden. Bilseniz yaptığınız şeylerin çoğu çoktan davranış ve dürtülernizdwn silinirdi.. günahların cebelesi mi ne dediği ananelerin felan... o işte karmik tokat.. yanlış bağlamlar genetik dernlikte davranıi ve tepkisel anomaliler ve nevrozların en başlıca sebebi. Savaşla Metalla kasla kılıçla gizli sinsi kolektif terorist kurnazlıklar gibi aşırı davranış ve egosal artiz tutumlar kolektif olarak talep ve onay alarak dominant ve kurban tür uyumsuzluğu başlatarak çeşitli  ergenlik ve gençlik davranış paternleri gelişmeden klonlanmış mezbaha gibi bir yşm sistemi ama mezbahları ayıplıyor ve küfür olarak kullanıyosunuz hahaayt. birlik ve bağlılık kurabilmiş uyum yetisine ermişler..  felan onlar çok fazla çoğalmış bu en süper gelişme son 20 yıldaki...  işte tam buradan hareket edilirse başarırız 3 yılda. yani ben olsam gezegenimi reel reeel goood yapar herkesle real real movik movik  vaikiki vak vak dans ederdik... yapıyorduk çoktan. Affedin. 120 bin yıllık dünya ekosisteminin en yetkin varlıklarına bile anlatmak yıllar alacak bir müfredat ve sizin masaüstünüz ya boş ya karman çorman. Yahut işine gelmiyor hiç bi kesimin. Altınızdaki manyetik iletken organik kütlesel kostüm ve görünümler optimal ve coğrafi beslenme ve optimal kaynak erişimine eksizksiz erişimle seviyelenmelidir. Bunu 11 yaşında iş aş emek ve yeteneklerini kolektif ve makro üst kimliği ve bilincine aktif bağlılıkla yapan tür zinciri genetik karmasyonun yerini bilinçli ve daha hızlı genetik evrim ve hücre doku ve yeti seviyelerinde en keyifli genetik üst orgasmik seviye ve üst kolektif bilinç ile öncelikle ailesel şefkat titreşimlwrine yakın feekans erişimlerinde kwyifli bir uyanı ve bilişimsel yükselmelerle eski sapiens haline biraz korkak ve kızgın hissederek geçirmek dışında mükemmel bir zihinsel evrim geçişinde bu ruhlarla iletişim festival tadında bir keyif. seviye ve algı penceresinden birbirlerinize hiç böyle selam vermemiştiniz... bilseniz değeceğini de anlardınız... ilahi kitap ve kadim dinler üst kimlik dışında cemaat veya mezhepler veya ahitli misyonlar felan gerek kalmadı.. dinsel ve iman enerjisine yönelik ciddi enfeksiyon ve his kaybı var... yeni şeylerle ifade etmezsek tüm kadim birikim ve ahlaki servet yakında yerini karabir karmaşaya terk ediyor...bu başınıza gelebilecek en tehlikeşi ge dehşetli bilinçsel durum nevrozu.. isterseniz akıl hastanelerinde incelenen örnekleri var. Toplumsal yaygınlıkta düşünün onları... birbirinizden dönmeyin inancınız bu kadar ayrı olamaz mantıken dimi yani? Kitap ortada.. dimi? Ayıran şeyler bahane... sapıyprsunuz. Sapmayın. Mazlumlardan başlayalım. Belki o zaman keşfedebiliriz hep birlikte kognitif ve kolektif bir bilinçlenme öneriyorum ben. biz de ağız tadı yla insan gibi insan oluruz. Olan hiç yok dünya soyunda o seviyeye.. Günümüz insanları ve sizler ilk geçişiniz olacaksınız bu gezegen kolonisi olarak... ben olsam değerlendirirdim. Ani arabemde bulursunuz belki beni... bu vakit için gördükleriniz onlar... ben 1700 ışık yılı scope uyla sizlerin 1700 yıllık tüm hareketinizi başını sonuna kadar biliyorum... yani ona göre konuşalım anlaşalım istiyorum belki bu sözümü anlatan birileri olur. sizde biliyosunuz.. maddesel ve boyutsal açıdan kompleks dürtsel hayalar var/.. ince iş zaman ister... incelemeyi bırakın artık.. bi kaç öncelikli adım var atılması lazım hemen... niye niçin olduğunu da göz ardı etmediğinizde kim masum ve mazlum belli.. aslında hep belliydi... İstanbula nice fetihler dilerim. Top tüfekle olmaz şimdi işim bilim ve sevgiyle gönülleri fetih zamanı. Bir fetva verecek olsaydım islam alemine... gönülleri fetih ve birleşmeyi sela ederdim... ama ben bir eşek sıpasıyım...

Olmak Yada Olmamak Yahut ABRACADABRA

Mevzu Kendilerime karşı ben olmak. Biz İnsanların en büyük temel sorunlarından biri sadece. Ancak ona bağlı pek çok kesişen problemi de çözümsüzleştiriyor. Mevzu aidiyet ve yaşamsal. Var oluş hakkı. Her yaşam formu ve insan bireylerinin doğal hakkı bir başka anlatımı ve ismi veya anlaşılacak bişeyi yok. Var olan her bilinç biliyor ki Var Olmak Ne Demek.. Nasıl Var Olsa İyi veya Kötü? Bİliyoruz hepimiz. Nefes Almak Yetmiyor. Var Oluş Hakkı ve Saygısı. Bunun birde etiği var ama o sonraki iş. Öncelikle insan bireyleri var oluş hakkına sahip olduğunun benlik ve bilincine ermeli. Bu eşitlik eşiğine ulaşması sonrasında bireysel ve bilgisel yeteneklere eğilim ve bireysel en optimal evrim ve ilerleme katsayısının katlanarak bilinçsel kognitif yükselme ve seviye geçişi sağlayacak. Ancak Toplumlar Arası Kısa Devre ve Maddesel ve Geriye Donuk Epigenetik Güdüsel Eğilimlerin Çatıştığı Saçma Bir Kopukluk Hakim Yeryüzünde. Bu İnsan Oğlunun Sonsuz Cehennemi… Rahatsızlığı… Huzursuzluğu.. Korku ve Diken ve Ateş ve Acı… Bu Sapiens Kaderi Değil. Bir Çeşit Nöral Kalıtımsal Düğüm. Var Oluş Hakkını Tanımak insanların <Sapiens Kronik Sorunu> nu Tedavi Etme Fırsatı Bütünsel olarak Dünyayı da Optimal ve Yaşanır bir diyar ve ileride Tamamen kendi kendine yetebilen hareket edebilen bir serbest gezegen olarak evrimleşmeye ve insan bilincinin ileri boyut yaşamsal donusumü… üst boyutlarda var oluşunu idame ettirmesini idrak edebildiği bir aydınlanma boyutu… mevzusu…. En temel ehliyet Var Oluş Hakkı. Varlıklar Oksijen Atmosferi Yapısına Göre Gezegenin İhtiyaçları Doğrultusunda Şekillenmiş. Buraya Uygun Bilinçli ve Titreşim Algısal Kabiliyetleri Şuan için Burayla Sınırlı. Ancak Bilinç Ötesi ve Bilinç Altı Hafıza ve İletişim Protokollerini Ararken. En Temel Kanun Olan Yüksek Bİlinç Bağı ve Aidiyetine Ters Dönerken.. ana Protokol Tarafından Onaylanmayan Sapiens Türleri Kendi Nesline Eziyet Etmekte Israrlı… Gerek Yok Artık. Var Oluş Hakkını En Temel Düzeyde İnsanlara Anlatmak ve Anlamasını Sağlamak Amacıyla Kopuk Pek Çok His ve Beklenti Var. Bunu Anlayanlar Anlamayanlara İfade Etmekte Zorlanıyorlar. Bunun Sebebi Mevcut Küresel ve Aidiyet Düzeni. Birey Aile ve Akraba usulünde topluluklara aidiyet hissiyle kendisini zorla ayrıştırdığında.. bir karınca veya bir su hücresi ile olan kadim ve genetik akrabalığının farkındalığından uzaklaştı. Bu Bölünmeyi Kanser Hücrelerinde ki Anomali Olarak İnceleyen insan makro düzeyde kendisini böyle görebilirdi, daha ileri bir formdan mikroskopla dünya hücresine bakıyor olsaydı. Bir yerlerde biliyor fakat yakalayamıyor.. eksik kalıyor… Var oluşun zevkini yaşarken… Var Oluş Hakkını Neden Tanıyamıyor… Genele Kadime ve Kainatta Her Bir Zerreyle Birlikte Var Olduğunu Kabul Etmiyor… Kendilerine Karşı Ben Olmak Mevzu… Ben Kendim bir im’ im İletken ve oksijen boyutuna göre algılarla sınırlı bir zincirin parçasıyım. Fakat her imgesel nesne ile iletişim kuran yansıtan ve yankılayan bir döngünün bir parçasıyım. Her döngü ve im yansıması aslında bütünde var olarak benim gelmişimi ve geçmişimi geleceğimi zaman ötesi bir kuantum katsayısal boyut ve bilinçte şekillendiriyor. Damarlarımda kan hücrelerimin ve akışımın sistemini ve düzenini rahatsız ederek beni hasta eden bir koloniyi saptayan uyaran, rna kodlarıyla düzenleyen ve geri bildirim sonucunda ak kürelerim t hücrelerim nasıl benim yandaş ve yoldaş hücresel kadim bileşkelerimse… Gezegen tarafından ve daha da yukarıdan gelen güncellemeler de benim türümü küresel düzende belirli uyarılar ve yaşattığım neden olduğum genetik karmaşa ve hücresel çatışmalar boyutunda geri dönebilir. Bu yüzden neslim tükenebilir. Kendimi imha edebilir yada uyumlu olarak dönüşebilirim. Bunlar hücresel ve genetik boyutta Var Oluş Bilinç Seviyelerinin en düşük seviyeleri. İşte Bu katmanın üzerine Çıkmak İçin… Daha Da Önemlisi Bu Seviyemi Korumak İçin. Var Oluş Hakkı Temellerini Sapiensler Olarak Benimsemem. Unuttuysam Yeniden Uyarlanmam ve Anlamam Gerek., Var Olmak Benim İçin Bunca Mühimken… Türlerim ve Zincirime Var Oluş Hakkı Tanımak Neden Zor… Var Oluş Hakkına ve Bilgeliğine Ulaşmak Ben Böylesi Var Olurken ve Nasıl Olmam Gerektiğini Bilirken… Neden Tanıyamıyorum? Bu Cehalet Döngüsünün Sonu Neslin Tükenmesi veya Alt Grup Yaşam Zİncirlerine Doğru Geri Dönüşüm Süreci… Yani İnsan Bu Muhakeme Kısıtı ve Cebelleştiği Düzende Nasıl Israr Ediyor? Bu Bilinç Zincirini İdrak Etmekten Uzaklaşıp Kutuplaştıkça Genetik Yapıda Çözülmeler Gelecek… RNa Kodlarının Yerini DNA çözülmeleri ve asitte eriyen bir buhran alabilir… Var Oluş Hakkı En Temel ve Kadim Evrensel Bİlinç. Taş Bile Bİlir. Her İm Her Titreşim Bilir. Dahası Var Olan Herşey Bilir… İnsan Var İse… Var Olduğunu Bİldiği Gibi Diğer Varlıkları Neden Hissedemez Tam Olarak… ? İşte Bunu Mevcut Toplumsal Düzen ve Küresel İletişim ve Yönetişim Modelinde… İnsanın Kendisini Sağlayabileceği Yeni Bir Takım Düzenlemeler ve Revizyonlarla.. Kendiliğinden Çözülürken İdrak Edebileceği Bir Yönetişim Modeli İyi Olabilir. Anlatarak Kabul Ettirerek.. İdea Gibi Değil.. Basit Ve Uygulanabilir. Sebep Sonuç Basit Şeffaf Yeni Bir İletişim ve Yönetişim Protokolü. İnsan Toplulukları İdrak Etmedikleri Takdirde.. Var Oluşsal Düzen ve Uyum Yasaları Gereği Gezegensel Boyutta Koklu Geridönüşüm ve Apokalips Eşliğinde Küresel ve Tüm Canlıları Bağlıyacak Boyutta Bir Var Oluş Düzenlemesi Gelebilir… Nesiller tehlikeyi ileri nesillerde görüyor olabilir.. fakat aten buhran ve cehennemdeler… Yani aslında bu zaman bile kaos ve işkence Var Oluş Bİlincine Uzak ve Uyumsuz. Herhangi Bir Değişim ve Teslimiyet Vazgeçme… Herhangi Bir İktidarsal Değişim Tirani veya Tehdit Vaad etmiyoruz. Basit Bir Kaç Unsur. Var Oluş Hakkını Tanımak Kendini Bilinçli Bir Varlık Olarak Hazmetmek. Var Olan Bir Bilinç. Var Etmeden Var Olamaz… Ne Şekil Boyut ve Mertebede Olduğunda Üst Bİlice Yükselmiştir. İnsan Var Oluş Bilincinden Uzaklaşıyor. Alt Çapta Mertebelere Bölünerek Varlığını Yeniliklere Bırakabilir. Bilinç Tamamen Kapanır. Bunu mu istiyor liderleriniz? İyiyi Emredenler, Kurtuluşu ve en doğru olduğunu savunan önderler… bu mu hedefiniz? Var Olduğunuz İçin… Var Etmek İçin… Var Olduğun Gibi Var Edebilmeli.. Ki Kainat Edebi ve Varlık Seviyesini Koruyasınız İnsanlar. Sapiensler Ancak Var Oluş Hakkını ve Gezegen Zincirine Uyumlu Hale Dönüşerek… Diğer Üst Bilinc Evrimine Ulaşabilir. Oysa Varlık Hakkından Sapmaktan… Kendini Anlamaktan Hala Uzaklaşıyor. Pek Çok Bağ ve Yararı Yüzünden Kuşlar Gibi Nesli Hala İdame Ettiriliyor. Ancak Zorunluluk Değil. Kanser Hücreleri Gibi Davranıyor. Gerek Yok. Uygulama ile kendini anlayabilir ayrılığa düşmüş tüm akrabalar… Okumak İnandığını ve Anladığını Düşünmek… Var Olmak Hakkını tanımak için binlerce ş Hakkı.. Var Olan Her Varlık Tarafından Temel Gen Olarak Tanınır. Düzeni Bozan Bir Takım Yerleşmeler ve Mutasyonlar Olduğunu Kendi Vücudunda ve Doğada Çözümlüyor. Kendi Sapiens Türü Boyutunda Neden İdrak Edemiyor.… Varlığını Var Etmeye Borçluyken. Diğer Varlıkları Tanımlayamıyor. Umarım Basit Bir Yönetişim Uygulaması İnsanlığa Kendi Kendisini Küresel Bilinç Seviyesinde Sağlayarak Var Ouş Hakkını İdrakö etmesine veya hatırlayarak Normlarına Dönmesine Hizmette Yeterli Olur… Bundan Çok Daha Fazlasının Temel Anahtarı Budur. Evrensel Sistem Akışı ve Protokolleri Bunu Gerektirir. Aksi Mutasyon ve Deneyimler çeşitli usuller dışında.. Tedavi Edilemezse Geri Dönüşüm ve Terminasyonla Sonuçlanır. İnsan Biliyo Bunu… Mevzu Hala Herkesin En Doğal Yaşam ve Büyüme Hakkının Bir Diğerlerince Yeniyor Olması… Çok derin ve cahil mevzular… Var Olmayı Seviyor Fakat Var Etmemek Pahasına… Her şeyi Basitçe isterken iletmekte karşı koyduğu alı koyduğu ortak erişim kaynakları… İnsan oğlu müessir mi muassır mı ne… olmak istiyorsa bunun için Var Oluş Hakkının Tüm Bilinçli İnsan Varlıkları Tarafından İdraki ve Bu Kainat Ana Yasasına Tüm Varlıkların Uyduğu veya Uyumlaşmaya Çalıştığı Nesnel Bilinç Olarak Kendisi Tarafından Öncelikli Olarak Uygulanmalı. İnsanlık tarihi hep benzer döngüler sonrası kıramadığı her seviyede Apokalips Geçirerek İlerlemekten Alı Kalıyor… 3000 (küsür) yıllık Döngüler bunlar… Basit anlatılmasını istiyor karmaşık yolların fakat en basit var oluş hakkını tanımıyor layığıyla birbirine… Tabii ki bilmeyi ve saymayı başaranlarımız çok. onlar kendilerini vicdanlarından bilirler. Var Oluş Hakkını Tanımlayan Yeni Bir Anlayış Bu Döngüden Çıkmanın ve Uyumlanmanın Vaktini Hayallerininizin ve Hesaplarınızın Ötesinde Kısaltarak İnsanlığı Edep ve Adabıyla Eşit Şartlarla Yetişmiş İleri bir Uygarlık Haline Getirebilir… Kaybedilen Her İnsan Varlığı Potansiyel Bir Çaredir İnsanlığa… Kaybınızı Varın Siz Hesap Edin. Var Oluş Hakkında Bir Olsa İnsan Bir Olmuş Olacak Zaten. Bu Düğümü Göstermekten Yoruldum. Sevilmeyen Evlat Tribi Gibi Bişey… Evlatlık Kara Keçi… Harem Piçi… Namus Emekçisi… Yersiz Yurtsuz.. Kimliği Yitiği… Var Oluş Hakkı Tanımada Daha Sınıfta Kalırsa Ağır Darbe Alır Tüm İnsan Oğlu. Var Oluş Hakkında Bir Olan İnsan Sadece Küresel Değil Kozmik Bağlamda da Bir Olur… Herkes Yeriyle Yurduyla Güzel Zaten… Oksijen Organik Boyutu Değil… Gonul Bir Olmalı İnsanlıkta Ancak O zaman Bu Döngü Kırılır.… Hani eskiler parmağına bir ip bağlar. Gordion Durumu O Hak İlmeğiydi Bir Zamanlar.. 2 Koyununu Odeyen KAdar O bilekte Düğümlü Kalırdı. Hak Sahibi Hakkını Helal Ettiğinde Çözerdi El Sıkışılırdı. Var Oluş Sahiplenmek Değil Sahiplerin Sahipleri Sayması Hakkı Bütününde Uyumludur. İnsan Yüzde 30-40 arası felan herhalde bu uyumda. Bunada Şükür. Bu olmadan diğer söylenenleri hiç anlamaz.. dünya kadar var olur insan oğulları… Var oluş da bir olunca zaten herkes anlar… var oluş hakkını yeniden tanımlasın insanoğlu. En derin mevzu… En Kolay Konu. Goren Çok. lakin Gore Gore Yapanların Hali Yüzünden Bu Vahim. Var Oluş Hakkı Tanınmalı. Ve Ancak Bu Temel Uyumlu Varlıklar ve Yaşam Zincirlerinin Kuresel Evrensel ve Kozmik Anayasa Bağlarına Uyumları Birlik Gerektirir. Bu küresel idraka sahip olanları hassasiyetle takip edip öğrenmek çok eğlenceli ve güzel bir yol. Hemde anne sutu gibi hızlı geliştirir. İnsanlık Ancak Var Oluş Hakkında Bir ve Eşit Bireyler olduğunda Üst Bilinç Seviyelerine Cevap Verebilir. Tüm Aileiler Sapiens, Sapiens Yada İnsan Varlıktır. Var Oluş Hakkını Tanımayan İmgesel Zincirler Dönüşüme Tabi Tutulur. Var Olduğu Kavramı Yittiğinde.. Bilinç Seviyesi ve Çapı Alt Düzey Davranış ve Hareket Motorlarıyla Sınırlanan Mikro Organizma Seviyelerine Düşer ve Bir Önceki Toplu Bilinç Tamamen Silinir. Yok Oluş Türün Sonudur. İnsan Tüm Bu Birikiminden ve Yeteneklerinden Vazgeçmek ve Bu Bilinç Düzeyinden Sistematik Bir Yok Oluşa Mı Tamah Ediyor? Yeni Toplumsal ve Küresel Yönetişime Öncülük Edecek Fikirler Barındıran, Var Oluş Hakkı ve Özüne Dönmesine Yardımcı Olacak Basit Düzenlemeler Uygulamada İnsanlığın Bu Kararı Almasında Yardımcı Olabilir. Yada Düzen Ehli Bildiğini Okusun. Herkes ve Her Topluluk Yaptığının Şahitidir. Gelişmiş ve Öşrenmiş Genetik Kazanımlar, Düzey Kaybı Yaşamazlar.. Onlar Yükseltilen Diğer Türlerle Zenginlikler Katarak Daha Üst Boyutlarda Türlerle Karışarak Misyon ve Yetenekleriyle Yeni Aidiyetlerine Can ve Güç Katmaya ve Varlık Bilincini Üst Makamlar ve Hazlarda Yaşamaya Evrilerek Devam Edecektir. Dualar, Serzenişler Duyuldu. Hesaplar Kıyıldı… Herkes Kendisine Şahit ise… Herkes An’a şahitlik etmektedir. Acılar, Dehşet ve Korkuların Sahiplerinin, mazlumun Yaşadıkları Hücresel Boyutta RNA Kodlarıyla Tüm Küreye İletildi… Genetik Boyutta Kendi Yaptıklarına Şahit Olan İnsan… Hastalığa Çare Bulmak İstiyorsa… Hangi Hücre Zarı ve Şeklinde Geldiğine Değil.. RNA kodlarının uyardığı ve ilettiği DNA Gen Mesajlarına Baksın. Genetik Tıp Bu kadar İlerledi. İnsan Derman ve Çare Arıyor yada Olmak İstiyorsa… Hastalığa değil… Yaşattığı ve Yaşadığı Var Oluş Deneyimine ve Tarihine Baksın… Gerçek Tehdit Kendisi… Var Oluşa Zıt Hareket Ederek Bölünen ve Metastaz Yapan Bir Varlık Olduğunu Saptadığında… Kendi Düzeyinde Dönüşebilirse… İçeriğinde Hicresel Boyuttaki Mutasyon ve Anomalilerin İşleyiş ve Tetikleyicilerini ve Temel Problemi Anlayarak.. Bilinç Seviyesi ve Var Oluş Hak ve Sebeplerini Doğrulayabilir ve Devamını Sağlayabilecektir. İlerleyebilmesi için ise Varlık Bİlinci ve Var Oluş Hakkını Kanıksamadan bu seviye ötesine geçemez. Bunun için küresel ve insan topluluğunun küresel davranış ve var oluşsal yaklaşımındaki çatışma ve çakışmaları tetikleyen maddesel ve iletişim protokol döngülerinde güncelleme gerekmektedir. Uygulaması Basit ve Maliyeti Barış ve Huzur.. Kazancı İse İnsan Neslinin Devamı… Getirisi İse Daha Üst Bİlinç Seviyelerini Algılayabilecek Zeka ve Algı Düzeyine Erişim Hakkına Kavuşmak Olacaktır. 50 bin kere yazdık… basitçe uygulamaya koyulursa idrak etmekte zorlanacağını sanmıyoruz. Lütfen İnsan Var Oluş Hakkını ve Var Olmanın Ne Olduğunu Hissettiğinde… Hissettiğin Gibi Var Oluşa Saygı duy kendin gibi sev ve Var et ki zincirinle birlikte var olasın. Basitçe bir kavrayış çağrısıdır. Kendin yap kendin gör… kendine gel… var ol… Kendi bildiğine kendince inan kendini kandır ve tüken…? Düzen ehli ve önderlerine açık çağrıdır. Her kesim haklı ve çözümden yana ise… bir ve tek başına… 7 düzene de dahil olmayanın eliyle ulaştırıyoruz… anlaşmazlığa düşülen hususta çözüme gidilecek yolun anahtarı budur. Birbirinize düşmeyin diye kimsesiz tarafından ulaştırıyoruz. Basit. uygulanabilir. Mevzu Var Oluş Hakkı… Mevzu Olmak yada Olmamak… Olamamak mı Olabilmek mi… Var Olduğunun Bilincine Varmak… Olduğunu Bilmek Değildir… Mevzu Var Olmaktır… Var Etmeyen Var Olamaz… Mevzu Derin… Düzenleme Basit Yordamlardan Oluşmakta… İnsan Kendisine Şahit Oldukça… Var Olabilecek Mi… Her Hastalığı Mikrop Sananlar.. Derdi Verip Dermanı Saklayanlar… Dermanı İstifleyip… Var Olanı Esirgeyenler… Bozguncular.. Riyakarlar… Mevzu Var Oluş Hakkıdır.. Düzen Ehline Duyurulur. İnsan Kendini Dinlesin. Var Olmayı Seven Var Etmeyi Seçer.. Var Olduğunu u Bilen, Varlığı Korur… Var olabilmek tek yönlü olarak bilinçli aktarım ve birikimi koruyarak sürekli olumlu devinen bir bilinçsel katman ve boyutsal imgelemdir. Buradaki olumsuz ve yanlış ayrışma ve mitozlar üst bilinçle uyumdan saptığında uyarılıra ve etkileşimlere cevap vermediği takdirde terminasyona ve geri dönüşüme programlanmıştır. Nefes almak gibi basit bir içgüdüsel dürtü de denebilir. Temel Var oluş bilincini idrak ederek uyum sağlanırsa.. İnsan kaynak ve maddesel kısıtların olmadığını ve sürekli ve yetken kaynak döngü ve işleyişine erişim hakkına sahip olacak ve kısa sürede erişebilecektir. Bu durum zincirleme evrimsel reaksiyonlara yol açarak.. sapiens varlığı ve nesli ileri düzeyde katlanarak bilinç sıçrayışı ve yüksek bilinç seviyelerinde var oluş deneyimi sapienslerin de mikroskobik alt düzey organizma yapısı kalacağı imgesel frekans olduğunda insan var oluşu bambaşka bir biçimde idrak ettiğinde ancak o zaman tam olarak suan yasamakta olduğu seviyeyi ve cehaleti kavradığında… çektiği acı ve buhranı anlayabilecektir. Açıkçası o seviyeden insan bir hücrenin yapı ve yaşam döngüsüne zarar vermekte olan bir mutasyon.. kanserleşen bir alt varlık… tıpkı kendi içinde tespit ve tedavi etmeye uğraştığı mevzu… En temeli Var Oluş Hakkı… Daha iyi bir Dünya Mümkün. İnsan ile veya İnsansız… Katkı ve Katılım Serbest. Var Oluş Hakkı Temelinde… Aksi Uyumsuzluklar ve Bütünselliği Tehdit Eden Mitocondrial Anomaliler Düzeltilemezse Ev Sahibi Konaklayıcının Gereksinim Duyduğu Yaşamsal İşlevler ve Kimyayı Sağlayamaz. Hücreyle birlikte Konuk da Yok Olur… Yahut Hücre Konaklayan Zararlı Unsurları Dönüştürür veya Temizleyerek, Geridönüşümsel Enzimlere Ayrıştırır. Hiçbir Şey Ziyan Olmaz… Nesil Olarak Tükenen… Bilinçsel ve Epigenetik Tüm Hafızada Tamamen Sİlinir. Hiç Var Olmamış Gibi. Umarız Evrensel Yaşam Dizgisinin Talep Ettiği, Var Oluşsal Bilinci Kavrayan Oksijen Halkları Tekrar Uyum ve Ahenke Kavusarak.. Bizlerle Yeniden Uyumlanabilirler. Aksi halde yaşam devam edecektir… İnsanlar olsa da olmasa da.. İnsan Şart Değildir. Ancak Gerekli Olarak Bir Araya Gelmiş Bir Bilinç Düzeyi Varlığıdır. Dahası Mı… aşağısı mı… Hiç olmamış olmak mı? Var Oluşta Yeni Bilinç ve boyutları Deneyimlemek mi…? Cevap ve Netice İnsanların Sandığından Daha Da Yakın… Kimsesizin önerdiği yol her 7 tarafın ve Özünde Var Oluşun Çatıştığı ve Çeliştiği Sistemi düzenleyerek… insanların ait olduğu asıl huzur ve güvenli düzeni tesis etmesini… var oluşu ve bütünselliği idrak ederek neslini korumasını ve buhran ve dehşetli zamanın ötesinde gerçek birlik ve uyumun hazzını ve refahını yaşayarak deneyimlemesinin yolunu işaret etmektedir. Kimseye karşı.. kimseyle birlik değildir… herkese katılmaktadır… ancak yönetim ve iletişim protoklleri ve etkileşim yordamlarının işleyişlerine objektif ve daha etkin bir mekanik getirerek işleyişteki kangreni giderebilecek bütünselliğin iyiliği ve neslin tamamına güncellemeler getirmekten başka bir amaç niyet veya fayda içermez. İnsanlar uygulamaya karar verdiklerinde görecekler. Gördüklerinde anlamlar ve boyutları değişen yeni uygarlık biçimlenecek… Ve insan bu zamanlarına primatlar seviyesinde bir zeka düzeyinde olduğunu fark ettiğinde bizler yanlarında olacağız. Olmak yada Olmamak… İnsanın Elinde… Bu Deneyimin Bir Parçası Olmak… Var Olmak veya Olmamak mevzusu… Ağrı dağında Nuhun Gemisi Diye Kayık Aramayı Bırakıp İskelede Buluşmalı İnsan… Kimsesiz Sancakta…

BEKA Projesi

BİRLİK BARIŞ EMNİYET EKSENİNDE KALKINMA ATILIM PROGRAMI BEKÂ MESELESİ Son zamanlarda ismi oldukça fazla zikredilen bu söz Türk Dil Kurumu Resmi Sitesinde hayatı devam ettirmek gibi sürekliliği sağlamayı içeren manalarda kullanılıyor. Ulusumuzun, Küresel dinamikler ekseninde gelişen bir hayli çetin zamanlara sahne olduğu şu zor günler elbette BEKA meselesi olarak tanımlanabilir. Ancak Varoluş meselesi başlı başınca mücadeleden ibaret olduğuna göre BEKÂ sorunsalı insanoğlunu bu güne kadar taşıdığı en temel yaşam kargaşası, çekişme ve çatışmalar epigenetik hafızada kayıtlı yokluk, hastalık, kıtlık, açlık ve şiddet gibi çok etkenli post travmaların Onda biriktirdiği Egosantrik bir içgüdü olarak meselenin kökenini ve BEKÂ sorunsalını meydana getiren en temel öğe kabul edilebilir. Günümüzde olumsuz pek çok gidişata rağmen bu olumsuzlukların doğurduğu yeni arayışlar ışığında birtakım çözümler ve daha ileri anlayış ve kavramlar geliştirerek hayat yeni değerlerle buluşur. Uzun vadede bu gibi yeniliklerin yeni ve yabancı yan etkileri vuku bulur. Kısacası Çözümler yeni ahlak parametreleri ve değişim sancıları ile birlikte yeni problemlere gebedir. B.E.K.A Projesi bu ortak insani buhran ekseninde öncelikli olarak ulusal çapta toplumsal barış ve bağların güçlendirildiği, ahlaki yozlaşmanın birkaç halkadan oluşan önlemlerle hızlı bir şekilde yavaşlatıldığı, bu arada ileriye dönük kalıcı çözümler üreterek uzun vadede tam olarak ortadan kaldırıldığı bir Ulusal Revizyonu hedeflemektedir. Yeni bakış açılarıyla revize edilmiş üçayaklı eşgüdümsel bir vizyona sahip temel üzerinde günümüz kaynaklarıyla tasarlanabilir ve kendisine yakın hali hazırdaki proje ve uygulamaları da bünyesine katarak dinamik olarak gelişen bir “toplumsal reform hareket planı” olarak uygulanabilir niteliktedir. İlgili tüm mecralar ve uzmanlıkların bilgi ve görüşlerine sunulmayı bekleyen her kesimden katılıma açık bir fikir fırtınasına davet niteliğinde ve çok katmanlı proje esasına dayanan bir sosyal ve bilişsel “Ulusal Vizyon” konumlandırması ve revizyonu niteliğinde çalışma-pratikleri bütünü olarak ele alınabilir. B.E.K.A. BİRLİK BARIŞ EMNİYET KALKANI OLACAK NİTELİKTE OLMANIN YANISIRA MODERN TÜRKİYENİN KÜRESEL STANDARTLARIN DA ÜZERİNDE ORNEK BİR MEDENİYETE IŞIK OLMASI YOLUNDA OZGÜN BİR ATILIM PROJESİ BİRLİK BARIŞ EMNİYET EKSENİNDE KALKINMA ATILIM PROGRAMI Ulusal Vizyon olarak formüle edildiğinde; çok katmanlı Birçok kesimi bir araya getirenSistematik Planlama bazlı Eşgüdümlü ProaktifDoktrinlerin Vizyonlara ve Sonuç Olarak Tek bir Evrensel Vizyona göre konumlandırılmış; Uzun ve kısa vadeli takvimler biçiminde oluşturulmuşMilli ve hatta Küresel dinamikleri değiştirebilir nitelikte tasarlanmış Yeni Yönetişim Modeli Temeli olarak da kabul edilebilecek boyutta ç Çok güçlü, Sürekli Kalıcı Modern ve Dinamik bir Milli Reform Anahtarı Niteliğinde düşünülebilir. B.E.K.A KAMPLARI BİLİMSEL EĞLENCE VE ETİK ETKİLEŞİM (KARMA GENÇLİK) KAMPLARI Projenin İlk ve En Temel Ayağını Her yaş grubunun ve eğitim seviyesinin bir arada etkileşimde bulunarak çok yönlü gelişim ve iletişime zemin oluşturacak Aynı zamanda Okul döneminde verilen teorik eğitim ve genel etik unsurların nabzının tutulacağı Yeni yaklaşım ve bir takım stratejilerin mevcut tablo ekseninde geliştirilebileceği Bilimsel Eğlence ve Etik Eğitim Karma Gençlik Kampları (BEKA) (konuk öğrenciler) yatılı ve günü birlik ziyaretler (ev sahibi öğrenciler) biçiminde tasarlanabilir. BEKA reformu kapsamında kurulacak BEKA Kampüsleri Her kültür ve ekonomik sınıftan öğrencilerin bir araya geldiği, Birbirlerini kendi şehir ve bölgelerinde ağırlayacağıBilim, Kültür, Edebiyat, Sanat vb. pek çok unsuru ihtiva edecek,Tüm yeteneklerin ahlaki nicelik ve bilişsel nitelikle uyumlu olarak kullanılmasını özellikle işleyerek bilgi ve yeteneği ahlaki boyutları ile ele alarak harmanlayacakHer kesimden ve yaş grubundan genç nüfusun hem keyifli anılar biriktirecekleri hem de kültürler arası yakınlaşma ve Milli birlik duygularının perçinleneceği,Ekonomik şartların her kesimin tatil yapmasına, spor ve aktivitelerde bulunmasına izin vermediği şu zamanda bu tür kaynaklara ulaşamayan ve başkalaşan genç kesim için fırsat teşkil edeceği ve ekonomik sınıfların arasındaki yoksunluğun bir nebze olsun kapanarak gençlerin motivasyonunu artırabileceğiÇok uluslu ziyaretler ve etkileşimle her ulustan belirlenecek ölçüde sağlanacak katılım ile dil pratikleri ve evrensel gönül birliğinin harmanlanacağıMilli Çevresel, Etik, Güvenlik, Tasarruf ve Bilimsel Vizyon gibi hayati unsurların işlenerek Geleceğin Türkiyesi ve Dünyası hakkında Gençlerin vizyonunda önemli ve belirleyici sosyal stratejiler bütünü olarak Devlet kurumları ve STK ların temel enstrümanı olacakÇok yönlü ve ekonomik Ana Proje unsuru niteliğinde oldukça büyük önem arz etmektedir. Milli Eğitim Süreci Sadece Resmi Okul Süresi olarak değil kademeli süreçler biçiminde 365 gün süresince Teori ve Uygulamaların Sosyo Kültürel Etik ile harmanlanması ve her ekonomik sınıftan genci bir araya getirerek Akademik ve Kurumsal gözleme sunacağı katkılarla daha etkin bir eğitim ve sosyal reform politikası belirlenmesinde çok büyük katkılar sağlayacaktır. BEKA Kampüsleri; BİLİMSEL EGLEN VE ETİK ETKİLEŞİM KAMPÜSLERİ Ulusal ve Uluslararası düzeyde kültürel entegrasyonun yanında görsel ve bilişsel pratikleri iyileştirme ve geliştirme süreci aynı anda pek çok kesimi yakınlaştıran ve ileriye dönük Akademik ve Sosyal politikaların biçimleneceği en güçlü Ulusal Gelişim Enstrümanlarından biri haline dönüşebilir. BEKA projesinin en temel ayağı olması düşünülen BEKA KAMPÜSLERİ: Eğitim, Etik ve Sosyo Kültürel tüm katmanları bir arada işlerken belirli bilimsel bir planlama dahilinde yapılandırıldığında; İlim, eğlence ve tatilin harmanlandığı milli ve küresel faydaya alternatif ve kendine özgü bir pratikler sistematiği geliştirmeyi hedeflemektedir. Böylece toplumsal ve sosyo kültürel ilerlemeyi hızlandırmayı, kültürel erozyonun ve yozlaşmanın önüne geçmeyi öngörmektedir. Toplumsal birlik ve yakınlaşmayı daha kolay bir biçimde gerçekleştirirken; bilimsel ve bilişsel etkinliği pekiştiren ve eğitimde sunulan bilgilerin sindirilmesini ve pekişmesini hedefleyen ileriye dönük politikaların gençlere keyifli bir ortam ve iştirak ile sunulduğu çok daha etkin ve verimli Çok açılı sonuçlar ihtiva edecek bir çözümleyici ve programlayıcı unsur olma iddiası taşımaktadır. Çözüm dalgalarının kısa ve uzun vadeli yayılımı ile birlikte terör gibi toplumsal huzuru tehdit etmekte olan pek çok tehlikeli ve zararlı unsurun kalıcı olarak bertaraf edilmesinde büyük rol oynayabilir. Kısaca toparlamak gerekirse; BEKA Kampüsleri ile ilgili En Önemli Husus; Pek çok kültürel katmandan gelen yerli ve yabancı genç yaş gruplarının girecekleri etkileşimler ekseriyetinde keyifli ve eğitsel anılar biriktirirken ileriye dönük toplumsal ve evrensel pek çok önemli sorunsalın çözüm sürecinin geliştirilmesinde önemli rol oynayabilir. Evrensel BEKA mücadelesinde sebepleri ve sonuçları pratikte idrak edecek olan bu nesillerin ileriye dönük ulusal ve küresel politikalarda daha yüksek bir bilinç ve motivasyon içerisinde çözüm odaklı çalışmalara büyük ölçüde katkı ve yarar sağlayacakları en azından farklı bakış açıları kazanarak üretken teklif ve projelere katılım sağlayabilecekleri düşünülmektedir.

artizkeci

Bir gün ormanda bir yavru kurt bakmış orman kanunları beka meselesi olmuş. Tüm sürüler dara girmiş güçsüze düşküne yan gözle sulu dişle bakmaya başlamış gitgide. - Ben bunların hepsini bu ormani ve herkesi seviyorum. şimdi birine kurban olsam ötekileri inciticem nasıl yapsam? En iyisi ben hiç birine tanınmadan bir kilik bulayım incitmeden kurban olayım fakat nasıl olayım? diye hayıflanmış. Bu serzeniş Mikailin gönlüne değmiş. Ona sokularak yaşlı bir karga kılığında yardımına sığınmış.Yaşlı bir kargaya şu taşı kaldırması için yardım istemiş Mikail yavru kurttan. - Bir pati atıver dostum şu cevizi alayım altından. Yavru kurt bir patide karganın gagasının önünde hazır etmiş cevizi. Teşekkür etmiş karga hali hatirını sormuş, içini dökmüş yavrukurt. - Peki nasıl bir kılık isterdin ona kurban ve yoldaş olacak? Kurt derinlere dalmış... - kendimi seviyorum. Sudaki sevimli ben gibi güler bir cehrem olsa. atik çevik zeki kendi neslimle bas edebilecek kadar güçlü ve hayat dolu olabilir ve böyle bir ömür geçirecek kadar dayanıklı olsam da neslime yakin olabilseydim; onları gözetecek kadar yükseklere çıkabilsem ve onlarla yol arkadaşı olabilseydim keşke. - hem onunla beslenmek hem onu beslemek ebedi kankası olmak fevkalade eglenceli olurdu kim bilir... Tam gönlüne gitmiş olacak ki Mikailin. Subhan yavru kurtun paylaştığı bu arzuyu kabul eylemiş ve kurdun duasını gönlü gibi mesut ve mert bir keçi ol o halde diyerek kabul buyurmuş. Keçiyle Kurdu Mesul Kılmış birbirinin hatır ve hayrına… Uyumlanın demiş Subhan Karga izin istemiş ve ertesi sabah yavru kurt ve gönlüne yakın hissettiği her sürüden pek çok yavru kurt keçilere dönüşmüş. O andan sonra... Zamanla kıtlık yerini doyuma birakmis. gözlerini tok tutmayı yeniden idrak etmiş düzen ehli ve arşın adil ve eşit gelmiş herkese. Aynı dereleri patikaları ve ormanları mesken tutmuş kurtlar ve keçiler. Milyon dünya zamanında bu dostluk ve uyum tüm gezegen sakinlerine sunularak adilce paylaştırılmış ve kompleks varliklar birbirlerine karışarak gelişerek ve bağdaşarak bugunculerle bugunlere tasinmislar… Bebekken dilenen çabalayan biz bugüncüler belki bozgunculuktayiz da gafiliz bu durumdan. Belki de kendilerimizi boynuzluyor bozuyoruzdur. Kahır olmadan Var olmaz...? Doyacağımız kadar yersek paylaşmış oluruz daha çok mutlu ve tok geçinir gideriz demişler ve kimse sözlerinden dönmemiş. Yavru kurt o sabah açıklamış tüm dostlarına ve keçilere o gece başından geçenleri anlatmış ve af dilenmiş. Hepsi hakkini helal etmiş ve ona sukranlarini sunmuşlar. Hep bir ağızdan mee lemiş mehelemişler ve Sübhandan kardeşleri kurtların ve tüm orman ehlinin kurbanı ve yoldaşı eğlendikleri ve rizalarina razı olduğu için şükranlarini ve dualarını sunmuşlar Tanrıya. Dualar tebrikler gün batana kadar butun dünyaya yayilmis. Coşkuyla karşılanmış Orman. Kurtlar da Dolunay altında uluyarak tüm sürüleri müjdeledikten sonra Subhandan kardeşleri keçilerden razı olsun diye kendilerinden de razı olsun dersimiz gazamız daim günahlarımız af olsun diyerek şükran ve rızaları dile gelmiş tövbeler dilenmiş ve yeni ahidlerini sunmuşlar kabulüne. O an rızkı özümsemiş dünya ehli. O günden sonra bu dualar yankılandıkça dolunayda ve gün batınlarında.. ağaçlar kah ürpermiş kah dans etmiş, selam seda ve sevdayla anmışlar o kurdu. İşte Sevda böyle duman olmuş inmiş… keçi kurda kurt keçiye dua ederken.. hüznün hazza sarılmış hal ikizi doğmuş. adını sevda ile tutku koymuş bir sürü. bir sürü acıdıkça haline, acıyı tartmış karsiliginda minnet ve rıza koymuş ikisinin dersini. Bir keçi daha iyisini yaparız demiş. umutla emek ismini vermiş onlara. sevmeye ve çabalamaya meelemiş… - Meseleyi mesele etmezsen meseleler büyüyebilir. olumlu büyüsün o zaman demiş temkin ve bilge koymuş isimlerini bu kutsal ikiz dersin.. Tepkilerine hakem olmuş başka bir sürü can ile canan Demiş sevdanın böldüğü benlik sevgisine... Su birikintilerinde, ağaçlarda kendini sürülerine ve hayata feda eden ve varlığına veda eden artiz bir keçi.. Ona kimseyi incitmeden Subhana sığınarak donusmeyı hayal eden Subhandan dileyen bu masum kurt yavrusunun hikayesi dolanır durur hala dünya dillerinde… ay vakitleri ve gunbatinda da her nefes anar onun vazgecişi ve teslimiyetini.. Subhana yakinlasir gonuller birbirine bağlanır o özel vakitlerde .

O AN

İçimdeki fırtınanın başladığı o an zihnim bir ada bulur kendini bırakır. Güneş açtığı o an bir sal yapar kendimi arar. İnce bir yağmur hiç dinmez oldu.. nereden gelir hiç gitmeyen bu bulut, neden hiç gitmez? Kim bilir..? Kim bilir ıslanmakta belki duyguların diyeti...? Hani O an vardır sözlerin bittiği.. anlamlar kaybolur da iç geçirirsin.. Boğazından geçmez yutkunmakla nefesin Sesin sözün geçmez zindan kafeslerine kafa atıp duran deli kalbine... Hani hırsından, öfkenden yırtına yırtına ağlarsın, çıkmasın, kimsecikler duymasın diye utanırken bir tarafın, hıçkırıklarını yutar bir kenara büzüşür kıvranırsın... Hani bazı gidenlerin geri gelmeyeceğini anladığın o an Elinden bir şey gelmez, gelemez, her şeye bir çare bulamazsın... Hani yağmurlar dinmez... O an alıştığını sanırsın yağmura... Grinin tonlarında mavi bir güneş doğar, lacivert dalgalar turuncu kıyılara çarpar Beyaz kuşlar kalkar yüreğinden, uğurlarsın tek kelime diyemeden gönlünü koparıp giden yolcuyu... O an elin kalkmaz o an kalbin atmaz... ince bir yangın başlar boğazında... Ne el sallamak haktır, ne uğurlamak, ne de sevdiklerine veda edemeden ayrılmak... O an vardır hani O an... her şeyin hiç bir şeye döndüğü o an... O an sen olmazsın... sen artık hiç bir zaman sen olamazsın... zaten her an başkalaşırken.. bir de bakmışsın o an eski senelerden hiç bir şey kalmamış... sen sende kalmamış... sen seni de alıp gitmiş... yerine allak bullak bir manken, bir tiyatro, bir kaç rol kalmış... Öylece yaşamaya başlarsın o an... alışacak sanırsın.. o gönül nelere alıştı nelere dayandı... Yağmurla gezen, duman renkli, elleri cebinde bir pandomim ustası gibi, olmadığın gibi olmaya çabalarsın gözlerini kaçırarak...

Echo..

Hello World.. Ani Land On Earth... Where is the party at...?

  • White Facebook Icon
  • White Twitter Icon
  • White Pinterest Icon
  • White Instagram Icon

Digital Downloads Available for only $ 11.00 

Contact art2weird@outlook.com | Mobile: +90 530 911 3106