Ara
  • oas

Paris’te Hz.Muhammed Gibi Yaşamak…

Paris’te Hz.Muhammed Gibi Yaşamak…


Hz. Muhammed (SAV) Yaşasaydı ve Fransa’da Yaşananlara Tanık Olsaydı Nasıl Düşünürdü, Ne Söylerdi ve Bu Karikatür ve Kendi Tebaasının Tutumu Konusunda Ne Yapılmasını Nasıl Davranılmasını İsterdi? Diye düşünürken, O'nu ve Hayatını ve Bu Dünyaya Kazandırdıklarını ve İlettiği Son Ahid Kuran'ın Işığını bir kez daha hatırladım.


Alemlerin Rabbinin bu Güzel Yarattığı Örnek İnsan ve Son Peygamberimiz;


Herkesi Ayrım Yapmadan Severdi.. Onun Yanında Herkes Güvende ve Huzurlu Hissederdi.


O Hep Sevdi, Hep Saydı, Onu Anlatan Kitaplar, Hayat Felsefesini inceleyen Tarihsel Çalışmalarda ve Hayatını Anlatan Pek Çok Kaynakta Sevgi ve Anlayış, Adalet ve Birliğe Çağıran Hadisleri bulursunuz.


Herkesin, Her Kesimin, kendisine inanmayan ve Hak Dinine katılmayanların da O’nun yanında ve birliğinde güven içerisinde olduğunu görürsünüz.


İlahi bir Sevgiyle kuşatıldığı ve zorlamaya gerek kalmadan görünmez bir bağ ile bu ilahi sevgiye hiç bir zorlama olmadan katılan, O’na ve İlettiği İlahi Kelama doğru su gibi akan yığınların çığ gibi büyüdüğü bir İslam Devrimine tanıklık edersiniz.


O’na karşı gelen ve düşmanlık eden dönemin otoriteleri ve hükümdarlarının kurdukları güçlü orduları ve hain pusuları alt ederken, kazandığı savaşlardan sonra sürdüğü adil hüküm ve haktan yana yaklaşım pratiklerinde, kendi tarafını ayırt etmeyen ve Allah Kelamı ve Adaleti Hatırlatarak, Tebasına asıl ve mutlak olanın Herkes İçin Adalet olduğunu gösterdiğinde İslam’ın İnsanlık tarihinde eşi ve benzeri görülmemiş bir biçimde Savaş ve Ordularla Fetih Edilen ve Ele Geçerilen Sınırlarının çok daha ötesinde ve hızda yayılarak büyüdüğüne şahit olursunuz.


İslamın Savaşlarla var olma mücadelesi düşmanlarına karşı bir nefsi Müdafa niteliğinde iken, günümüzde de Müslümanların getirilmek istediği ve yöneltildiği durum yine böyle gibi sanki..


İslam Fıkıhı ve Muhammedin Hükümlerinin Dilden Dile Yayıldığı ve İbadet Pratiklerindeki Birlik ve Beraberlik içerisinde kılınan Namazla yayılan ve serpilen huzur ve kardeşlik devrimi bu Savaşların da ötesinde yayılan ve kısa sürede coğrafyayı kaplayarak dönemin umutsuz ve tedirgin topluluklarının gönüllerine ve birbirlerine yeniden sevgi ve güven bağı ile buluşmayı sağalayan İyiliğin ve Yeniden Birliğin ve aynı anda tek vücut gibi hareket etmenin öğretisi ibadet saatlerinin Fethettiği Gönülleri hiç bir kılıç veya ok sağlayamazdı. En Güzel Cihad'ı bu manada Peygamberimiz yapmıştır.

Son Ahit Kuranı Kerim’in çığır açan nitelikteki mesajlarıyla İslam Alemi ve Bölge Halklarının kökensel problemlerine yetiştiği ve bunları onardığı, herkesin diğerlerinin yanında bir yeri olduğu, sınıf ve güçten bağımsız herkesin yan yana ve eşit olarak saf tuttuğu ve bireysel yüksekliklerin de üzerinde bir İlahın huzurunda Hak Yolunda ve Onun karşısında eğildikleri bu temel ibadetin birleştiriciliği altında dönemin tiranlarının yarattığı korkunun yerini Adaletle Hüküm Süren ve Allaha Kulluk Eden Liderliğin Halkıyla saf tuttuğu ve yeni bir otorite çağı başladı.


Hz. Muhammed Sadece İslam Alemini Doğmasını Sağlayan bir Lider Değil aynı anda Hak Dinleri de Doğrulayarak Musevi ve Hristiyan Alemini de kendi saflarında Haktan ayrılmış ve doğrudan sapmış tarafların ayıklanmasına ve buralarda da çeşitli çaplarda evrim ve devrimlere neden olacaktı.


Allah Onunla birlikte Son Ahidi yollamıştı ve bu yolla İnsanlığa Tek Vücutta Evrensel Bir Ahlak Güncellemesi gerektiğini ve bu yolla İnsanların Kurtuluş ve Huzura Erebilecekleri bir Dünyanın Tesisinin Mümkün Olduğunu Buyurmuştu.


İnsanlığın Barış ve Birlik içerisinde Hakka Yönelik ve Kardeşçe bir hayat biçimini benimsemesi ve buna bağlı kaldığı her dönemde İnsanoğulları inanılmaz teknolojik ve evrimsel gelişmeler sağladılar. Böyle birlik dönemlerinde tüm halklar mutlu ve bereket içerisinde gülümseyerek birbirlerini selamlar ve ticaret ilişkileri ve aileler kurardı. En güzel Örnekler Selçuk Türklerinde ve Osmanlı'da ve İspanya da kurulan İslam Uygarlıklarında yaşandı örnek göstermek gerekirse.

Bu anlayıştan her uzaklaştığında ise giderek artan ve katlanarak büyüyen buhranlar ve savaşlarla Medeniyetler sağladıkları tüm ilerlemeleri hatta varlık ve hükümlerini kaybettiler.

Geriye kalanların toparlanarak eski huzura kavuşmaları ise uzun süren acı dolu süreçlerden sonra ancak sağlanabildi. Öğreniyoruz.

Ve yeniden unutuyoruz.

Her unutulduğunda aynı kısır döngüyle cezalandırıyoruz kendilerimizi. Hangi din kesim ve inanç olursa olsun, hangi felsefe ve ideoloji ekseninde gerçekleşirse gerçekleşsin bu makro davranış bozukluğu ve müşterek iman ve hakkın kayboluşu her seferinde büyük kırılmalar ve yoksulluğa sebep olmaya devam ediyor.

Geçenlerde Fransa’da yaşanan İslam karşıtı olaylara bakıldığında yine aynı nüans ve gizli mesajları bulabiliriz.

Ne yazık ki bu yüzden Masum bir Fransız Öğretmen Hayatını kaybetti. Fransız Halkını ve Azınlıkları Şiddet ve Düşmanlığa Sevk Ettiler.

Aslında mesele İslam mı? Din mi?

Yoksa mesele azalan kaynaklar, zorlanan ekonomi ve şartların buhrana sürüklediği Dünya’da suçu birbirlerinde, etnik kimlikler ve inanç üzerinden ayrışmış kalabalıkların bu gidişatta aradıkları bir sorumlu günah keçisi mi?

Hz. Muhammed Pariste yaşıyor olsaydı kendisini ve İslamı resmeden karikatür ile ilgili bir tebessüm eder ve mükemmel bir söz söylerdi. Konuyu umursamaz ve kapatırdık belki de. Hatta Belki Avrupa Halkları O'na KAtılır ve Özürlerini Dile Getirir ve Pek Çok İnsan İslam'a Hicret Ederdi.

Ona İslam Alemine ve Peygamber Efendimizin Sevenlerine yönelik bu gibi konularda kendileri hiç bir günah işlememiş gibi hissetmek ve inandıkları kutsalı ne pahasına olursa olsun koruduğunu göstermek için, Misafiri olduğu Vatanda yıkıcı tepkiler sergileyen öfkeli kalabalıkların art niyetli olduğunu düşünmek için çok fazla sebep var.


Bunlardan ilki bu kızgın kalabalıkları mercek altına aldığında, Bu kutsalı bir karikatür ve alaylı niteleme olarak değerlendiren ve kendilerine yapılmasını istemedikleri bu türden yaklaşımları, kendilerini Son Hak Dinin neferi olarak gören Müslüman grupların kibirli ve diğerlerini aşağıda gören, pek çok söz ve manada bir karikatürle olmasa da kilit sözcükler ve davranış kalıplarıyla dile getiren snob tavırlar sergileyen itici imajları.

Yemeğini ve emeğini, marjinal faydasını paylaştıkları yabancı bir ülkede, özgürlük vb kisveler altında, fukara edebiyatının ezilmişliğin arkasına sığınırken, ev sahibinin kutsallarına saygı duymayan sinsi ve şımarık tavırları Ne benim Yoğunluklu Müslüman ulusumda, Ne Fransa Halkı ne de diğer ulusların halkları tarafından kabul edilebilir ve hoş karşılanmıyor.


Aptal kendini bilmez birisinin çizdiği karikatür Hz.Muhammed gibi Dünyayı değiştirmiş ulu bir Peygamberi ne kadar yerebilir… ? Başkasının evinde misafir olan Müslüman azınlıklar kendi ihanetlerini birbirlerine yaptıkları zulm ve ayrışmayı görmezden gelirken… Bu karikatür yüzünden masum insanların öldürülmesi, Sığındıkları ülkenin sokaklarında medya gelen terör yaratan ve kan döken eylemlerin sorumluluğunu bir karikatüre bağlayan bir güruh zaten nasıl mürşit birer müslüman ve Ehli İslam, Muhammed Sevdalısı olarak addedilebilir?


Böyle yaparak kendileri gibi düşünmeyen, İslamı Elit ve Muhammed’in yolunda Fıkıh ile yaşayan diğer Fransa Sakinleri bu gibi terörist ve katil profiller arasında kendi imajlarının zedelendiğini bildiriyor ve haksız uygulamalar ve yaftalamalara maruz kalıyorken, bu gibi fanatikler kendi ülkeleri, İslam Alemi ve Misafir edildikleri Uluslarda Nankörlük ve Bozgunculuk yapan taraflar olarak sadece Hakka değil, Adalete ve İslamın Şart Koştuğu bir çok kutsala da ihanet içerisinde oysa…

Mevzu Karikatür mü? Fransız Halklarının Huzurunu Bozmak ve Terör ile İslamı Karalamak ve Bir Göstermek mi?


Bence Mevzu Karikatür olmadı hiç…

Fransa gibi temeli Halkların Özgürlüğü ve Demokrasiye dayalı, Kendi kanlı geçmişinden utanan ve sakınan bunu değiştirmiş ve gelişmeye devam eden olgun ve köklü bir Milletin, bilinçli olarak İslam Karşıtlığı ve huzursuzluk yaratmak, düşmanlığı perçinlemek için Karikatür yayınlaması söz konusu olamaz kanımca.

Ancak Fransa gibi Özgür ve Fikir Hürriyetine, Görüşlere ve İfadeye saygılı toplumlar sırf belirli bir kesime hitap etmediği için İdeoloji ve yaklaşımına öncülük ettiği Hürriyetleri kısıtlayamaz yada kısıtlamaz. Nasıl ki İncil okumak bir zorunluluk değilse, ben basit bir biçimde bu karikatürü diğer herseye görmezden geldiğim gibi bunuda görmezden gelebilecekken bunu bahane ederek, özgürlük ve demokrasi bahanesiyle sığındığım ülkenin insanlarına ve kutsallarına zarar veriyorsam, sorun İslam da değil, benim nankörlüğümde, takiyyelerinde ve art niyetimde yatmakta olabilir… Bakın Peygamber Efendimiz Bazı Hadislerde bu duruma ışık tutuyor ve Müslümanları uyarıyor.


"Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu kimsedir. Muhâcir de Allah’ın yasakladığı şeyleri terk edendir."

Buhari, Bedu'l-vahy, 4.


''İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.''

Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16


Allah, her işte ihsanı (güzel davranmayı) emretmiştir.''

(Müslim, Sayd ve Zebâih, 57.)


“Kendisini ilgilendirmeyen şeyleri (mâlâyâniyi) terk etmesi, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.”

(Tirmizî, Zühd, 11.)


"İnsanların Allah'tan en uzak olanı, katı kalpli kimselerdir."

(Tirmizî, “Zühd",61)


'Allah a ve ahiret gününe iman eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikramda bulunsun. Allah a ve ahiret gününe iman eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.''

Buhari, Edeb, 31


10 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

#Veİnsan

#BenVatan